Yeni Komünizm

ABD’den Yükselen İlham Verici İsyan Dalgasını Yürekten Selamlıyoruz!

BAsics

Editörün Notu: Aşağıdaki açıklama yenikomunizm.com kolektifi tarafından ABD’de yükselen kitlesel protestolar ve içinden geçilen kritik süreçle ilgili 10 Haziran 2020 tarihinde kaleme alınmıştır. Kamuoyuna duyururuz.


ABD’den Yükselen İlham Verici İsyan Dalgasını Yürekten Selamlıyoruz! 

George Floyd’un katledilmesinin ardından, ABD’nin elli eyaletinde patlak veren kitle gösterilerini yürekten selamlıyoruz! 

Çünkü bu gösteriler, sadece ABD’de değil tüm dünya çapında, Covid-19’un ölüm-kalım sarkacında gidip gelen; kâr, savaş, güç, dini hurafeler ve faşizm mengenesi arasında sıkışıp kalmış olan tüm insanlığa ve doğaya “can suyu” vermektedir. 

Unutmayalım. 

Bu gösteriler, George Floyd’un ensesine basan 400 senelik köleliğe bir baş kaldırıdır. ABD emperyalizmi bu canice cinayetin sembolize ettiği o 400 senelik köleliğin üzerine kurulmuştur. 

Unutmayalım. 

Bu gösteriler, 1945’den bu yana dünyanın dört bir yanında çıkarttığı savaşlarla, desteklediği darbelerle, doğrudan ve dolaylı katliamlarıyla, dünya halklarının başına bela olan bir canavarın ininde, ABD emperyalizminin kendi topraklarında patlak vermektedir. 

Unutmayalım. 

Bu gösteriler, dünya çapında baskı, sömürü ve talan üzerine kurulu refahın ve asalaklığın merkezi, emperyalist bir ülkede 50 yılda bir baş gösterecek türden bir baş kaldırıdır. Sadece toplumun en altındakiler nezdinde değil, aynı zamanda orta sınıflarda dahil burjuva diktatörlüğünün şiddet monopolünü sorgulamayı gündeme getirmektedir. 

Ve unutmayalım ki, 

Bu gösteriler, Trump/Pence faşist rejiminin, 2016’dan beri kendisini konsolide etmek için var gücüyle uğraştığı, burjuva diktatörlüğünün diğer suç ortağı, ABD hakim sınıflarının burjuva demokrat güçlerinin ise kitleleri, sistemin içerisinde tutmaya çalıştığı, “umutsuzluğun” kol gezdiği şartlarda patlak vermektedir. 

Bilelim ve bilincinde olalım ki, 

Minneapolis’de, Los Angeles’de veya New York’da ayağa kalkan kardeşlerimiz, aramızdaki binlerce kilometre coğrafi uzaklığa rağmen, Güneyde, bütün bir Orta ve Latin Amerika’ya, Doğu’da, Atlantik Okyanus’u üzerinden dalga dalga kıta Avrupa’sına, oradan Ortadoğu’ya, Yeni Zellanda ve Avustralya’ya, Sahra altında kara Afrika’ya, tüm baldırı çıplaklara, gençlere ve kadınlara, bu kapitalist-emperyalist köhne dünyayı sorgulayan,  entelektüellere, sanatçılara ve bilim insanlarına muhteşem bir esin kaynağı olmakta. 

Bilelim ve bilincinde olalım ki, 

George Floyd’un ensesine basan köleciliğin, ırkçılığın ve emperyalizmin dizi öylesi bir öfke patlamasına yol açtı ki, aynı zulümü 1949’dan beri liberal vaazlar altında yaşayan, şimdilerde ise adım adım faşizmin ayak seslerini tenlerinde hisseden milyonlar, Londra’dan Brüksel’e, sömürgecilik ve kölecilik tarihinin bütün kanlı şahsiyetlerinin heykellerini kaidelerinden sökmenin inanılmaz coşkusunu yaşar oldular. 

Bilelim ve bilincinde olalım ki, 

sağımızda solumuzda, insanın canını teninden alan bu kapitalist-emperyalist düzeni ve onun burjuva diktatörlüğü ile birlikte yönetim biçimlerinden biri olan burjuva demokrasisini hâlâ en makbul sayan bilinçli düzen bekçileri var. Ve onlar mütemadiyen bizlere “uslu durmamızı”, “daha fazla ileri gitmememizi” salık vermekteler. Et yemeği seven ama sistemin döktüğü kanı görmemeyi yeğleyen, özellikle de sistemin bu liberal bekçileri, bu kanlı çarkın reform edilebileceğini vaaz etmekteler. 

Milyonların önüne adeta çıkıp, onları durdurmaya ya da onları yollarından saptırmaya çalışan böylelerine gayet güçlü bir biçimde –sanatıyla kitlelere ilham veren 1960’lar Türkiyesinin ölümsüz ozanı İhsani’nin dediği gibi- “çekil be!” demek gerekir. 

Kardeşler, 

boş hayalleri bir kenara bırakalım. Tarihten beri sayısız örnek ve tecrübe siyasi iktidar olmaksızın her şeyin hayal olduğunu defalarca kanıtlamıştır. 

Keza, milyonlarca insanın haklı ve meşru ama aynı zamanda doğru bir önderlikten mahrum olan ayaklanması, onca el emeğinin, göz nurunun, büyük hayallerin ve umutların yitip gitmesine neden olmuştur. 

Hatırlayalım. 

Gezi direnişinin ayaklanan gençliğinin onca öfkesi karşısında, vaaz edilen “Çok güzel şeyler başardınız çocuklar. Bize önderliğin gereksiz olduğunu gösterdiniz. Haydi şimdi bu enerjimizi parlamentoya taşıyalım” önerileri nelere mal oldu? Geride ne bıraktı? Kan, göz yaşı ve koca bir umutsuzluk! 

Ne mutlu ki, 

ABD’de baş gösteren bu muhteşem başkaldırı deryasının ortasında, insanların bilime ve önderliğe ihtiyacı var. Bu can alıcı ihtiyaç, Bob Avakian’ın mimarı olduğu ve geliştirdiği Yeni Komünizm’de, onun fiili önderliğindeki strateji ve planlama içerisinde mevcuttur.  

İhtiyacımız olan içi boş, kör inançlara ve idealist temennilere dayanan ve sonu hüsranla bitecek olan sözüm ona bir umut değil. 

İhtiyacımız olan, dünyanın dört bir yanında gerçeklere dayanan, bilimsel temelde yükselen ve yeşeren bir umuttur. 

21.yüzyılın Marx’ı olan Bob Avakian’ın mimarlığını yaptığı Yeni Komünizminsanlığa bilimsel temelde bir umut sunmaktadır.  

Düşünün bir! 

Devrimin ertesi günü, Sosyalist Kuzey Amerika Cumhuriyeti’nde tek bir Siyahi -veya bir başka etnik gruba mensup kişi-, polis şiddetine ve kurşunlarına kurban OLMAYACAKTIR! 

Devrimin ertesi günü, Sosyalist Kuzey Amerika Cumhuriyeti’nde, keza başta kadınlar olmak üzere hiçbir LGBTQ bireye karşı baskı ve ayrımcılık tolere edilmeyecektir.   

Düşünün bir. 

Devrimin ertesi günü, Sosyalist Kuzey Amerika Cumhuriyeti, Devrimin ertesi günü, dünyanın dört bir yanında, ABD emperyalizmini temsil etmekte olan 800’den fazla askeri üssü derhal lağvedecetir 

Bugün bütün bir insanlık ve doğa, kapitalist-emperyalist dünya karşısında ölümle kalım arasındadır. 

Bugün dünyada, bütün bir insanlığı sınıfsız, sınırsız, her türden sömürü ve baskıdan arındırılmış komünist bir topluma doğru götürecek tek bir sosyalist iktidarımız yok. 1917-1953 arası Sovyet Sosyalistler Birliği Cumhuriyeti, 1949-1976 arası Çin Halk Cumhuriyeti, dünya halkları için sadece bir ilham kaynağı değil aynı zamanda onların mücadelesine ışık tutan adeta bir deniz feneriydi. Bu feneri kapitalist yolcular, dünya kapitalizmi ve emperyalizminin alkışları eşliğinde ele geçirip, söndürdüler. 

İnsanlığın her türlü baskı ve sömürü ilişkisinden gerçekten kurtulabilmesi için önünde, Bob Avakian’ın, genel olarak insanlık faaliyetinden ve özel olarak ise komünizmin 150 senelik tarihçesinden ve onun teoride ve pratikteki, olumsuz tecrübelerinden büyük kopuşlar gerçekleştirmiş ve olumlu yanlarını ilerletmiş, atılımlar sağlayarak inşa ettiği Yeni Komünizm’in varlığı paha biçilmez bir hazine olarak bulunmaktadır. Bu hazineye sahip çıkılması, ivedilikle ondan öğrenilmesi, yaşadığımız coğrafyalarda onun öngördüğü doğrultuda bir devrim hareketinin inşası için gerekli hazırlığın -3 hazırlıkta ifade edilen; sahayı hazırla, insanları hazırla ve bu durum için öncüyü hazırlama- gerçekleştirilmesi ve nihai amacı komünizm olan yeni sosyalist devletlerin (dünya devriminin üs alanlarının) kurulması, hava gibi, su gibi elzemdir. 

Bob Avakian’ın dünya kalitesindeki tüm yazı ve eserlerine, konuşma ve videolarına, yenikomunizm.com ve revcom.us web siteleri üzerinden erişilmeli ve en geniş kitlelere duyurulmalıdır.      

Kardeşler, 

Yeni Komünizm’in mimarı Bob Avakian’ın şu sözleri hem önümüzde duran büyük tehlikelere dikkat çekmekte hem de bizlere ilham vermektedir: 

“İki seçeneğimiz var. Ya bütün bunlarla yaşamaya devam edeceğiz ve gelecek kuşaklar da -eğer bir gelecekleri olacaksa- aynısını, hatta daha beterini yaşamaya devam edecek – veya devrim yapacağız!” 


yenikomünizm.com

10 Haziran 2020

Avatar

Gerçek Bir Devrim ve Kökten Yeni Bir Toplum İçin Gerçek Kurtuluşa Giden Yolda Bilim, Strateji ve Önderlik

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER