Yeni Komünizm

Ardea Skybreak ile Röportaj’dan Öne Çıkan Kesitler

Editörün Notu: Bu makale, “Bilim ve Devrim: Bilimin ve Bilimin Topluma Uygulanmasının Önemi, Komünizmin Yeni Sentezi ve Bob Avakian’ın Önderliği” – Ardea Skybreak ile Röportaj isimli çalışmadan öne çıkan başlıklardan oluşturulmuştur. Çalışmanın tamamının çevirisi hazırlık aşamasındadır ve önümüzdeki süreçte yayını gerçekleştirilecektir.


Topluma Bilimsel Yaklaşım ve Dünyayı Değiştirmek

Soru: Bilim ve bilimsel yöntem üzerine çeşitli sorularla başlayacağımızı düşünmüştüm. Esasen provokatif bir soru ile başlamak istiyorum: Bilimin dünyayı anlamak ve değiştirmekle ne ilgisi var? Ve konuya yönelik bir arkaplan olması açısından belirtmem gerekir ki, bence, doğa bilimcilerinin çoğu da dahil olmak üzere pek çok insan bu şekilde düşünmemekte. Yani toplumu veya “sosyal dünyayı” analiz etmede bilimsel olmak gerektiği ve bilimsel yaklaşımınızın bulunması gerektiğini düşünmüyorlar. Bu açıdan size şunu sormak istiyorum: Bu nosyon niçin yanlıştır, bilim ve bilimsel yöntemin toplumu ve dünyayı anlamak ve dönüştürmekle ilgisi nedir?

AS: Evet, bence bu çok önemli bir soru, çünkü sizin de belirttiğiniz gibi, doğa bilimleri alanında bilim insanı olan ve doğa ile uğraşırken titizlikle bilimsel yöntem (biyoloji, astronomi, fizik ve diğerleri gibi) uygulayan pek çok kişi vardır ki, bu kişilerle toplumu ve toplumdaki sorunları, toplumların nasıl örgütlendiğini konuştuğunuz zaman, birden bire bilimsel yöntemlerin kapı dışarı edildiğini görürsünüz! Pek çok doğa bilimcisi ahmakça bir popülizme yönelerek, belli belirsiz şekilde “insanların iradesinden” veya seçimlerden bahsetmeye başlar veya verili toplumun özelliklerini, nasıl kurulduğunu, işlevlerinin ne olduğu veya toplumda yanlış olan şeylerin bilimsel şekilde nasıl analiz edileceği ve toplumsal meselelerin bilimsel şekilde nasıl çözülebileceğinden kopuk ve ilgisiz şeyler anlatırlar. Herkes bu şekilde değildir, ancak doğa bilimlerindeki pek çok üst düzey düşünürün, toplumun sorunları üzerine düşünmeye başladıklarında bilimsel yöntemlere yönelik bildikleri her şeyi unutması veya bunları terketmesi çarpıcı bir şeydir.

Bence, insanlık tarihinde bilimin bir yöntem olarak bu kadar uzun zamandır bulunmadığını anlamak çok çok önemli. Bu yüzden, insanlar genellikle gerçeği bilimsel bir şekilde anlamaya ve dönüştürmeye alışkın değildirler. Bu gezegende insanlık tarihinin büyük bölümünde, hem doğal hem de sosyal dünyayı anlamak, bir çeşit temel deneme-yanılma yaklaşımıyla, bazı şeyleri olduğu kadarıyla anlamaya çalışarak, problemleri bu şekilde çözmeye çalışarak -çoğu zaman insan anlayışındaki boşlukları doldurmak için her türlü mistik ve doğaüstü açıklamalar yapılarak elde edildi. Yani bildiğiniz gibi, insanlar yıldırımın tanrıların öfkesi olduğunu ya da onun gibi bir şey olduğunu düşündüler, çünkü uzun süre şimşek çakmasına neyin sebep olduğuna yönelik bilimsel bir anlayıştan yoksundular.

Bu yüzden, bilimin ne olduğundan biraz bahsederek başlamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Demek istediğim, bilim maddi gerçeklikle uğraşır ve tüm doğanın ve tüm insan toplumunun bilimin ilgi alanı içinde olduğunu söyleyebilirsiniz, bilim bunların tamamıyla ilişkilidir. Bilim bir araçtır –çok güçlü bir araçtır. Neyin doğru olduğunu, gerçeğe neyin karşılık geldiğini söyleyebilmek için bir yöntem ve yaklaşımdır. Bu anlamda bilim, hayali güçlere yakararak gerçeği açıklamaya çalışan ve analizlerinin hiçbiri için gerçek kanıt sağlamayan din veya mistisizm ya da onun gibi şeylerden çok farklıdır.

Buna karşılık, bilim ispat gerektirir. Kanıt gerektirir. Kanıta dayalı bir süreçtir. Bu çok önemli. Bilim kanıta dayalı bir süreçtir. Yani, dünyada bir şeyi anlamaya çalışıyorsanız ya da gerçeği nasıl değiştireceğinizi anlamaya çalışıyorsanız – örneğin, bir hastalığı iyileştirmeye çalışıyor olabilirsiniz ya da yağmur ormanlarının dinamiklerini anlamaya çalışıyor olabilirsiniz ya da bir mercan kayalığı ekosistemi ya da insanlığı özgürleştirmek için bir devrim yapmaya çalışıyor olabilirsiniz, bileceğiniz üzere, geniş bir yelpazedeki maddi tecrübeye yönelik – bilim gerçekten neler olup bittiğini ve bunun nasıl değişebileceğini anlamanızı sağlar.

(******)

Kapitalizm-Emperyalizmi Sorun Görmek, Komünizme Yönelmek

Tıpkı çoğu insan gibi, başkalarının çalıştığı şeylerden okudum ve ilham aldım. Bu aynı zamanda, entelektüel bir fermentasyon ve büyük meselelere entelektüel katılım da dahil olmak üzere, tüm dünyada büyük bir fermantasyon dönemiydi. Mesela, Vietnam Savaşı dönemiydi ve insanlar sorular soruyorlardı: Bu haklı bir savaş mı? Tüm savaşlar haksız değildir, fakat bu haklı bir savaş mı? Değil ise, peki niçin değil? Bu savaşın nedeni nedir? ABD niçin bir sürü Vietnamlı insanı kayıtsız şekilde bombalıyor? Bu neden oluyor? Kimin çıkarlarına hizmet ediyor? Dünyada emperyalizm hakkında, Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’daki sömürgecilik hakkında yazan insanlar vardı. O dönemde önemli olan şeylerden biri de, dünyanın her yerinde ABD emperyalizminin rolü ve bunun olumsuz sonuçları hakkında daha fazla farkındalık olduğudur ve bu nedenle dünyanın dört bir yanında ABD emperyalizmini kınayan insanlar mevcuttu. Bilirsiniz, bir Amerikan başkanı Latin Amerika’ya gidecekti ve insanlar “Yankee Go Home!” yazan ve ABD emperyalizminin müdahalesini kendi ülkelerinde istemediklerini açıkça belirten pankartlarla bölgenin dört bir yanındaki şehirlerde sokaklara döküldü. ABD emperyalizmine karşı bu tür bir direniş o dönemde çok yaygındı. Ve elbette, o zamanlar dünyada gerçek bir sosyalist devletin bulunması da büyük bir fark yarattı. O zamanlar Mao ve Çin Komünist Partisi önderliğinde gerçek bir sosyalist toplum olan Çin’den bahsediyorum. Bu büyük bir fark yarattı. Yalnızca Çin’deki insanlar açısından değil, dünyanın dört bir yanında mücadele eden halklar açısından da ilham kaynağı oldu. Bir model olarak görev yaptı. Çok farklı bir ülkeydi. Sosyalist bir ülkeydi ve o zamanlar dünya nüfusunun yaklaşık beşte birini içeren Üçüncü Dünya ülkesiydi ve toplumun önceki örgütlenme sistemini kökten parçalamıştı ve yeni bir ekonomik, politik ve ideolojik temel üzerine tamamen yeni bir tür toplum inşa etmek için yürütülen büyük bir toplumsal deney izleniyordu. Bunu öğrenmek çok heyecan vericiydi ve pek çok kişi, öğrenci ve diğerleri, bunu incelemeyi ve bundan öğrenmeyi deneyecekti.

Fakat daha sonra, 1970’lerin sonlarında, Mao’nun ölümünden sonra Çin’de devrim tersine döndüğünde, bu bazı yeni sorular doğurdu ve pek çok insan için oldukça kafa karıştırıcıydı. Her şeyden önce, aslında Çin’deki devrimin tersine çevrildiğini, tüm toplumun sosyalist yoldan zorla çıkartıldığını ve kapitalist yola tamamen geri döndürüldüğünü anlamak çok önemli hale geldi. Her şeyden önce, bunun gerçekten gerçekleştiğini anlamanız gerekiyordu (pek çok kişi buna inanmak istemedi) ve sonra bunun neden böyle olduğunu da araştırmak zorundaydınız. Mao aslında bizi bu olasılık konusunda uyarmıştı – ölmeden önce, “sosyalizm altında devrimi sürdürme ihtiyacı” konusundaki bazı önemli kavramları gündeme getirmişti ve sosyalizmde burjuvazinin “doğrudan komünist parti içinde” bulunabileceği gerçeğini tekrar tekrar vurgulamıştı ve herkesi birbiriyle yarışan çizgi ve programları karşılaştırmak ve toplumu doğru yöne doğru hareket ettirmek için keskin bir mücadele başlatmaya ve kitlesel kampanyalara katılmaya çağırmıştı.

Nihayetinde Çin’deki devrim fiilen tersine çevrildi ve tüm bir Çin toplumu, kanıtları geçtiğimiz on yıllarda halkın başına gelen pek çok dehşet verici olayda görülebileceği üzere, maalesef kapitalist yola geri döndü. Bu durum yalnızca Çin halkı için değil, tüm dünyadaki insanlar için büyük bir kayıptı ve şu ana kadar bu zararın etkilerini halen hissetmekteyiz. Fakat pek çok insan (aralarına kendimi de ilave ediyorum) bu deneyimden fazlasıyla önemli pek çok ders aldı – bunlar asla unutulmayacak derslerdir. Ve bu dersler, bir sonraki sefer işleri daha da ileri götürmek ve şeyleri daha iyi bir temel üzerine inşa etmek için uygulanacaktır.

Ve şunu bir kez daha söylemeliyim ki, Bob Avakian, o dönem boyunca dünyanın her yerinde devrimcilerin ve komünistlerin şaşkınlık ve bilimsel olmayan bir inkar içinde kaybolduğu bir zamanda, Çin’de neler olup bittiğini bilimsel olarak (doğru) analiz etme kabiliyetiyle göze çarpıyordu. Dinlemeye yeterince önem veren herkes için oldukça değerli bir rehberlik ve önderlikti bu. Ve BA orada da kalmadı. Yalnızca Çin’de olanları analiz etmedi. Daha derine gitti, devrimin niçin tersine çevrildiğini ve kapitalizmin Çin’de (ve 1950’lerde Sovyetler Birliği’nde) niçin üstün gelmeyi başardığını ve bu devrimlerin büyük başarılarının yanında ikincil derecedeki hata ve eksikliklerini özellikle yöntem ve yaklaşım sorunlarına odaklanarak derinlemesine incelemek ve çözmek için çalışmaya başladı. Avakian’ın komünizm yeni sentezi, bu meseleler üzerine onlarca yılı bulan sistematik çalışmanın doğrudan sonucudur, ve bence yalnızca bir sonraki devrim dalgasını doğru bir şekilde yönlendirmek için değil, aynı zamanda insanların çoğunun yaşamak isteyeceği yeni toplumların inşası açısından da gerekli olan bilimsel teorinin geliştirilmesinde büyük bir ilerlemeyi temsil etmektedir.

Ancak sorunuza geri dönersek, demek istediğim, 1960’larda ve 70’lerde, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve dünyanın her yerinde, Marx, Lenin ve Mao’yu inceleyen ve tarihin farklı dönemlerinde devrimin teorisyeni olan bu kişilerden öğrenmeye çalışan pek çok insan vardı. İnsanlar ekonomi politik okuyorlardı. Ve insanlar birbirleriyle bu tarz şeyler hakkında konuşuyorlardı. Özellikle üniversite öğrencileri ve diğer entelektüeller, tutkuyla büyük sosyal konular hakkında birbirleriyle konuşarak şu tarz soruları keşfediyorlardı: Meta üretimi nedir? Kapitalizm nasıl çalışır? Kapitalizmden kaynaklanan bazı problemleri hafifletmek mümkün mü? Yoksa bu sistem gerçekten bir bütün olarak mı gitmek zorunda? Gerçekten de büyük etkileri olan büyük sorulardı bunlar. Şu anda çok fazla uzatamayacağım, ancak gerçekten de devrim o zamanlar esas gündemdi. Pek çok kişinin farklı analizleri vardı, açıkçası herbiri yapılması gerekenler konusunda aynı düzlemde değildi, fakat pek çok kişi, en azından bu sistemin –ulusal mesele, kadın meselesi, çevre meselesi, emperyalist savaşlar meselesi gibi- kökleri emperyalizmin işleyiş tarzına ve bu toplumu yöneten kapitalist sınıfın çıkarlarına kadar uzanan, en çirkin ve en iğrenç suistimallerinin farkındaydı. Bu anlayış o zamanlar biraz basit ve ilkeldi, ancak temelde doğru rotadaydı.

Sonuç olarak insanlar böylesi konular hakkında çokça konuştular. Okudular, çalıştılar… Bilirsiniz, insanlar gecenin geç saatlerinde bu konular hakkında konuşmak için ayaktaydılar. İnsanlar, örgüt ve önderlik aramaya başladıklarında farklı grupları denediler. Daha önce de söylediğim gibi, ben de birkaç farklı grubu denedim ancak başlarda karşılaştığım bu gruplardan pek ilham almadım. Pasifizme sarılmış insanlar vardı; mevcut sistemi devirmek için gerçek bir devrim yapacak aşamaya gelinmesi gerektiğini fark etmeye başlayan başkaları da mevcuttu. Bazı insanlar sabırsızdı ve bir şekilde devrimi tetiklediğini düşünen ve davranan çeşitli maceracı ve hatalı yollara kapıldılar ve bunu birkaç kendini adamış insan temelinde yapmaya çalıştılar. Bu insanların bir kısmı cesurdu, fakat aynı zamanda çok da bilimsel değillerdi ve bu tür yaklaşımların her zaman inanılmaz derecede sorumsuz olduğunu, insanların toplumu gerçekten dönüştürme şansı elde edemeden ezilmelerine yol açtığını düşünürüm. Ancak öte yandan, toplumun asıl sorunlarına yalnızca yüzeysel yara bandı tarzında çözüm öneren reformist şemalar ve düşünce tarzları da ilgimi çekmiyordu. Daha derin, daha temel cevaplar ve çözümler arıyordum. Bence, Bob Avakian tarafından henüz 1970’lerde geliştirilmeye başlanan bu çok ilginç malzeme, o haliyle dahi dikkat çekiciydi. Bu farklı bir şeydi. Avakian daha önce karşılaştıklarımdan farklı bir teorisyen gibiydi. Ciddi ve teorik bir özü olan, fakat aynı zamanda dönemin devrimci hareketlerinin somut problemleri üzerine oldukça pratik şekilde çalışan biri olarak ortaya çıktı. Dolayısıyla, teori ve pratiğin bağlantısında beni çeken bir şeyler vardı.

Beni çeken bir diğer şey, bunun (1975’te Devrimci Komünist Parti’nin kurulmasına öncülük edecek Devrimci Birlik’in), gerçekten çok çeşitli insanı: hiç eğitimi olmayanları, bu ülkedeki en zorlu mahallelerdeki sokaklardan gelenleri, üniversite profesörleri veya üniversite öğrencisi, ufak yaşlı hanımefendilerle veya emekli insanlarla çalışanları ve bunun gibi çok çeşitli insanı biraraya getirebilecek örgüt ve liderlikmiş gibi görünmesiydi. Çok farklı milletler, farklı yaşlar, geçmişler vb. Bu benim için oldukça heyecan vericiydi. İlk dönemlerden başlayarak kendimi bu çok çeşitli insanlarla toplantılar ve tartışma grupları içinde buldum. Ve bu olağanüstüydü. Harikaydı. Gelecekteki toplumun nasıl olabileceğine dair bir tat veriyordu, çünkü bir araya gelen, bu toplumun sorunlarıyla gerçekten uğraşmaya çalışmak, bu sorunları geride bırakmak ve farklı bir topluma ulaşmak üzere gerçek bir devrim yapmak için bir araya gelen bu çok çeşitli insanlar sayesinde her tür toplumsal ayrışma da aşılıyordu.

(******)

Diyalektik Materyalizmin Önemi Üzerine

60’lı yıllardan itibaren diyalektik materyalizm kavramına maruz kaldım ve temeldeki maddi çelişkilerin analizinin maddi dünyanın herhangi bir yönüne uygulanabileceğini fark ettim, aslında her ikisi de, bir şeyin veya bir olgunun özelliklerini, karakterini, hareket ve gelişim biçimlerini anlamamızı derinleştiren anahtar yöntemdir. Ve bu, hem doğa hem de toplum için geçerlidir. Bugüne kadar her çeşit farklı doğal çevrede bulundum ve ne gördüm? Çelişkiler gördüm. Her yerde çelişkiler görüyorum! [gülerek] Doğal dünyayı böyle görüyorum. Bir çiçeği polenleyen bir sinekkuşuna bakarken onu bir çelişki olarak görüyorum, çelişkileri düşünüyorum. Burada “çelişki” derken bir çatışmadan ya da bir düşmanlıktan söz etmiyorum. Her şey çelişkilerden oluşur, ancak bütün çelişkiler uzlaşmaz değildir. Burada kullandığım anlamıyla çelişki, örneğin bir polenleyici bir sinekkuşu ile polenlenen çiçekli bir bitki arasındaki dinamik bir “ilişki” veya etkileşimdir. Ve bu belirli dinamik çelişki, kendisini daha geniş bir bağlamda ve kendi içinde çok daha büyük bir ekosistemden (belki bir yağmur ormanı veya yalnızca bir arka bahçe) oluşan dinamik bir etkileşim içerisinde konumlanır ve kendini hareket ettirir. Bunlar, daha geniş bir ekosistemi oluşturan pek çok farklı unsurun içindeki ve arasındaki belirli dinamik çelişkilerdir. Ve sonra elbette, belirli bir sistemin dışından gelen şeyleri engelleyen ve genellikle tamamen yeni yönlerde değişiklik yapan her zaman pek çok dinamik çelişki bulunur. Bu nedenle, bir süreci, herhangi bir süreci gerçekten anlamaya çalışırsanız, maddenin farklı organizasyon seviyeleri, ölçek farklılıkları hakkında göz önünde bulundurulması gereken sorular bulunduğunu görürsünüz; hem bir süreç içinde, hem de temel karakteristik özelliklerini tanımlayan bir şey dahilindeki içsel çelişkiler ve bazı değişim yollarının dikkate alınması gereken meseleler vardır; ve daha sonra, her zaman sistematik çelişkilerin temelinde olsa da, tüm süreci etkileyebilecek ve şeyleri yeni yönlere itebilecek dışsal çelişkiler de vardır. Şu an bunların tümüne çok fazla girmiyorum, ancak böylesi bir diyalektik materyalist düşünce ve yaklaşım, hem doğal hem de sosyal alanlarda iyi bilim yapmak için kritik önemdedir. Ve evet, doğal bir ekosistemde bulunsam ya da bulunmasam da, şeyler hakkında bu şekilde düşünmeye çalışıyorum.

Yeni Sentez

Gerçek Bir Devrim ve Kökten Yeni Bir Toplum İçin Gerçek Kurtuluşa Giden Yolda Bilim, Strateji ve Önderlik

1 Yorum