Yeni Komünizm

Colectiv Belgeseli ve Gerçek Komünizm İhtiyacının Aciliyeti

BAsics

Romanya’nın öne çıkan yönetmenlerinden Alexander Nanau’nun 2019 yapımı Colectiv isimli belgeseli dünya çapındaki çeşitli film festivallerinde 50 adaylığı ve toplamda kazandığı 28 birincilik ödülü ve ele aldığı teması ile içinden geçtiğimiz dönemin dikkat çeken çalışmalarından biri. Belgesel aynı zamanda en iyi yabancı film ve belgesel dalında bu senenin Oscar ödülleri için de yarışacak.

Colectiv, isminden de anlaşılacağı üzere 30 Ekim 2015 tarihinde Romanya’nın başkenti Bükreş’te Colectiv isimli bir gece kulübündeki heavy metal konseri esnasında [1] çıkan yangın sonucu hayatını yitiren 64 kişinin dramına, bu olayın açığa çıkardığı derin bir toplumsal kriz çerçevesinden mercek tutuyor. Belgeselde yalnızca mekanda gerekli yangın çıkışı bulunmadığı için konser anında hayatını yitirenler anlatılmıyor; esas olarak facia sonrasındaki ağır ihmalkarlıklar, süreçteki siyasi kararlar, kasıtlı anti-bilimsel uygulamalar ve ülkenin sağlık sistemindeki ciddi alt yapı eksiklikleri içinde bu insanlardan 38’inin tedavi amaçlı götürüldükleri hastane koşullarında adeta nasıl ölümle cezalandırıldıkları çarpıcı bir şekilde aktarılıyor.

Alexander Nanau’nun Colectiv belgeselinde kapitalist sistemin bozduğu toplumsal ilişkiler ve halkın sağlık-tedavi gibi en temel ihtiyaçlarının kar odaklı bir işleyişin elinde nasıl karşılanamadığı gerçeği baştan sona izleyicilere aktarılıyor. Romanya hastanelerinde kullanılan ve hükümetin anlaşma yaparak kendi yandaşlarını zengin ettiği -aynı zamanda ciddi bir kara para mekanizmasına dahil olduğu- sulandırılmış antiseptik uygulaması yüzünden insanların hastane bakterilerine bağlı olarak göz göre göre yaşamlarını yitirdiklerini öğreniyoruz. İronik bir şekilde bütün bu kirli işleyişi açığa çıkartmak için sonuna kadar koşturanlar ne siyasi gazeteler ne de çeşitli muhalif basın çevreleri. Bir spor gazetesi olan Gazete Sporturilor muhaberlerinden Catalin Tolontan ve arkadaşları ülke çapında derin bir toplumsal krizin patlamasına neden olacak skandal sürecini kovalayan kişiler olarak belgeselde öne çıkıyor.

Colectiv kulübündeki yangının Romanya toplumundaki fay hatlarını tetikleyici bir yönü bulunmaktadır. Olayların etkisi ile -ve genel olarak karışılan ağır yolsuzlukların açığa çıkması ile- bu süreçte dönemin başbakanı Viktor Ponta istifa edecektir. Bükreş sokaklarında başlayarak ülkenin geneline yayılacak ve onbinlerce kişinin sabah akşam katılacağı dev protesto dalgaları, ülkenin içine battığı derin yolsuzluk, rüşvet ve çürüme durumunu etraflı bir şekilde sorgulayacaktır. Halk kitleleri “Yazıklar Olsun”, “Hırsızlar”, “Sizleri İstemiyoruz” sloganları ile yalnızca politikacıları değil, basın kuruluşları başta olmak üzere sistemin ideolojik aygıtlarını geniş çaplı olarak protesto ederler. İstifa eden hükümet yerine gelen teknokratik ara iktidar da sistemin derinliklerine kök salmış yapısal problemlere kalıcı çözüm sağlayamaz. Ülke “demokratik çözüm” nakaratlarıyla seçime gider ve bir kez daha ülkedeki çürümenin temsilcilerinden egemen sınıf partileri iktidara gelir. Romanya halen egemen sınıfların demokrat ve sosyal-demokrat partilerinin hükümet koltuklarını işgal ettiği bir ülkedir. Dünya çapındaki kapitalizm-emperyalizm sisteminin bir parçasıdır ve derin toplumsal krizler içinde debelenmektedir. Ulusal Liberal Parti’den Klaus Iohannis’in 2014’ten bu yana cumhurbaşkanlık görevini yürttüğü ülke, bir yandan emperyalistlerin Avrupa Birliği projesinin en istikrarsız ve zayıf halkalarından biri olarak kendini gösterirken, diğer yanda ABD ve NATO emperyalistlerinin Rusya’ya, İran’a ve çıkarları doğrultusunda tehdit gördükleri bölge ülkelerine karşı silahlarını ve askeri üslerini yığdığı stratejik mevzilerinden biri olarak uzun yıllardır yapılandırılmaktadır. [2]

Toplumsal Çürümenin Derin Kökleri

Romanya’daki derinleşen toplumsal çürüme durumu ve Colectiv belgeselinin temasını oluşturan yolsuzluk ağındaki sağlık skandalı şüphesiz çok daha derin kökleri olan ve insan hayatına doğrudan kasteden bir sürecin acımasız sonuçları olarak düşünülmelidir.

Romanya halen geçmişin uzun gölgesi altında bulunan bir toplumdur ve karşılaşılan problemler uzun yılları bulan hatalı politikaların ve yanlış yönelimlerin birikerek çoğalması ile pek çok kuvvetli çelişkiyi yapılandırmıştır. SSCB’nin desteği ve yönlendirmesi ile İkinci Dünya Savaşı sonrasında bir halk demokrasisi kuran -krallık rejimini devirerek o dönem komünist hareketin başındaki Gheorghe Gheorghiu-Dej önderliğinde problemli bir sosyalist toplum modeline yönelen- Romanya, sonrasında Romanya Komünist Partisi Genel Sekreteri ve ülkenin cumhurbaşkanı olan Nicolae Ceausescu liderliğinde uzun yılları bulan sahte sosyalizm uygulamaları ile her tür baskı ve sömürü ilişkisinin ortadan kalkacağı ve gerek üretim ilişkilerinde gerekse bu ilişkilerin yapılandırdığı üst yapı alanında radikal dönüşümlerin gerçekleştirilerek komünizme doğru ilerleyecek bir toplum vizyonundan hızla uzaklaşacaktır. Ceausescu önderliğindeki Romanya, Sovyet sosyal-emperyalizmi ve güdümündeki revizyonist ülkelerle önemli çelişkiler yaşamış, dönemin öne çıkan milliyetçi karakterdeki çeşitli toplum projeleri ile ve her iki emperyalist süper güçle görece mesafeli ilişki yürütmeye çalışan çeşitli kapitalist devletlerle yakın ilişkileri ön planda tutmuş, dünya arenasında açığa çıkan kamplaşmaların doğurduğu verili bir zeminde pragmatik ve milliyetçi temelde politikaları ile oldukça hatalı bir komünizm perspektifinin modellenmesini sağlamıştır.

Kazanılacak Dünya dergisinin 1986 yılına ait 6.sayısında detaylı şekilde belirtildiği üzere, Romanya, ayrıcalıklı yeni burjuva sınıf tarafından yönetilen Sovyet revizyonist sisteminin uzun yılları bulan desteği ile temel kurumlarını ve siyasi mekanizmalarını yapılandırmış bir modeldi. [3] Turistlerin Transilvanya Şatosu’na gidip vampir aramasına gerek yoktu, Doğu Blokunun gerçek vampirleri çoktan iktidar mekanizmalarını tutmuşlardı. Nicolae Ceausescu’ya atfedilen “başına buyrukluk” veya “dik durmak” esas olarak milliyetçi ve pragmatik bir temelde Romanya’nın sözde çıkarlarını kovalaması durumuydu. Ve sanılanın aksine Mao Zedong’un Sovyet modern revizyonizmine meydan okuması, uluslararası komünist harekette gerekli ve doğru temelde büyük bir polemik başlatması ile uzaktan yakından alakası yoktu. Mao önderliğindeki mücadele ile, henüz 1950’lerde Sovyetler Birliği’nde ve benzeri modellerde kapitalizme dönüşün temelleri detaylı olarak açıklanmış ve özellikle Sovyet İktisadının Eleştirisi çalışması ile bu mesele üzerine bilimsel bir yaklaşımla oldukça önemli bir perspektif ortaya konulmuştu.

Bu dönemde Romanya’daki İşçi Partisinin -o dönemler ismi böyledi- başında olan Gheorghiu-Dej’in -ki kendisini Stalin’in sadık bir öğrencisi olarak konumlandırmıştır- sosyalist kamp içinde dogmatizm, liberalizasyon, barış içinde birarada yaşama, revizyonizm gibi temel konularda hiçbir ciddi analizi ve yaklaşımı bulunmamıştır. Benzer şekilde sonradan iktidara gelen Nicolae Ceausescu’nun da “sosyalizme gidecek bağımsız yoldan” anladığı şey her ülkenin sosyalizm için kendi milliyetçi yolunu izlemesidir. Temel meseleleri tamamen görmezden gelen Romanya Komünist Partisi, bu hatalı çizgisi ile modern revizyonizme karşı proleter devrim bayrağını yükselten Mao Zedong ile SSCB arasındaki polemikte kendini “tarafsız hakem” olarak ilan edecektir. Hatalı enternasyonalizm kavrayışları ve dar milliyetçi yönelimleri şüphesiz bu “tarafsızlığı” gerekli kılacaktır. Öte yandan Sovyet revizyonistlerinin Stalin’e karşı başlattıkları açık anti-komünist saldırı kampanyası karşısında da kayıtsız kalarak meseleye bir kez daha kendi “dar çıkarları” açısından yaklaşırlar. Bu “bağımsız yol”, Ceasusescu önderliğindeki Romanya partisini 1967’deki Altın Gün Savaşı sürecinde İsrail meselesinde, İran Şahı meselesinde ve özellikle ABD, Almanya ve Fransa emperyalistleri olan ilişkilerde oldukça problemli bir iletişim/etkileşim sürecine götürecekti.

Nicolae Ceausescu’nun Romanyası geçmiş sosyalizm pratikleri arasında oldukça olumsuz ve ciddi dersler alınması gereken bir tecrübe olarak yerini almıştır.

Ekonomik açıdan kapitalizme dönen Sovyetler Birliği’ndeki Lieberman reformları olarak bilinen ekonomi-politikaları izlemeye başlayan ve kapitalist bir çizgide ülke ekonomisini yapılandırmaya başlayan Ceausescu, sonraki süreçte Batıdan teknoloji ithaline yönelecek, IMF, Dünya Bankası gibi emperyalist kurumlardan ciddi borçlar alacaktır. Batılı emperyalist bankalara borçları 1971’de bir milyon dolar olan ülke, 1981 yılına gelindiğinde borçlarını 10 milyon dolara yükseltecektir. Borçların ödenmesi sürecinde iç ekonomik dengeleri de tamamen problemli hale getiren Ceasusescu, halkın temel tüketim malzemelerinin üretim ve dağıtımında, ayrıca enerji kaynakları olarak elektirik ve petrolün üretim ve dağıtımında çok ciddi sıkıntıların yaşanmasına neden olacaktır. Temel tüketim malzemelerinin çoğunluğu karaborsaya düşecek, rüşvet ve insan kayırmacılık özellikle kamu kuruluşları başta olmak üzere toplumda derin bir şekilde yayılacaktır. Romanya halkının çok şişman olduğunu ve diyet yapması gerektiğini söyleyerek iktisadi meselelere sığı bir şekilde yaklaşan, kadının özgürleşmesi önünde büyük bir engel teşkil eden sistematik kürtaj yasakları ile bir kez daha ekonomik problemleri gidermeye kalkan ve son derece negatif gerici bir ahlak anlayışını topluma empoze eden, Kim Il Sung’un anti-bilimsel Juche ideolojisini Kuzey Kore gezisi sonrası baştacı ederek kendi ülkesine uygulamaya kalkan, Securitate gizli polis örgütü ile toplumsal muhalefeti ve farklı düşünceleri devamlı olarak denetleyip bastıran, temel ihtiyaçların karşılanması noktasında hatalı sosyalizm politikaları ile toplumda ciddi problemlere neden olan ve yine tamamen hatalı bir çizgi doğrultusunda işler çıkmaza girdiğinde zamlar ve maddi teşvik vaatleri ile sosyalizmi -esas olarak kendi kurduğu çarpık düzeni- kurtaracağını düşünen Nicolae Ceausescu’nun Romanyası geçmiş sosyalizm pratikleri arasında oldukça olumsuz ve ciddi dersler alınması gereken bir tecrübe olarak yerini almıştır.

Uzun yılları bulan bastırılmışlık ve toplumsal huzursuzluklar, batılı emperyalist devletlerin de ciddi bozucu faaliyetleriyle birleşerek 21 Aralık 1989’da başlayan büyük ayaklanmaların ortaya çıkmasına neden olacak, 25 Aralık 1989 tarihinde Nicolae Ceausescu ve eşi Elena, Romanya’ya bariz bir kapitalist diktatörlüğü getirecek bir ordu darbesi sonucunda kurşuna dizilerek katledilecektir. 7 Ocak 1990’da ölüm cezasının kaldırılması öncesinde, Romanya’da idam edilen son kişiler Ceausescular olacaktır.

Romanya’da sahte sosyalizmin çöküşünden bu yana geçen yaklaşık 32 yıllık süreç kapitalizm-emperyalizmin bastırılmış ve derin bir şekilde yozlaştırılmış bir toplumda umutsuz yapılanma ve istikrar bulma süreci olarak görülebilir. Bu tamamen umutsuzca bir çabadır, çünkü Colectiv faciasının açık bir şekilde ve bir kez daha gösterdiği üzere toplumdaki derin sorunların -rüşvetin, hırsızlığın, yolsuzluğun, etik problemlerin- köklü bir tarihi bulunmaktadır ve doğrudan toplumun dokularına işlenmiş durumdadır.

Yoğunlaşan çelişkiler Romanya toplumunda gerçek bir devrimin aciliyetini ve gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Bu problemler gerçek bir devrim olmadan, Karl Marx’ın Fransa’da Sınıf Savaşımları eserinde “4 Bütünler” olarak formüle ettiği komünizme gidecek yol izlenmeden mevcut sistemin sınırları içinde çözülmesi mümkün değildir.

Kaldırılması gereken bu “4 Bütünler” şu şekilde belirtilebilir: “Bu durum, insanlar arasındaki bütün sınıfsal farklılıkların ortadan kaldırılmasıdır. Bu sınıf farklılıklarının ve insanlar arasındaki bölünmelerin altında yatan bütün üretim veya ekonomik ilişkilerin ortadan kaldırılması veya bunlara son verilmesidir. Bu ekonomik veya üretim ilişkileriyle birlikte yer alan bütün toplumsal ilişkilerin sonlanmasıdır. Kadın ve erkek arasındaki, farklı milletler arasındaki, dünyanın farklı yerlerindeki halklar arasındaki baskıcı ilişkilere, bütün bunlara son verilecek ve bunların ötesine geçilecektir. Ve nihayetinde, bütün bu gidişattan, bütün kapitalist sistemden, bütün toplumsal ilişkilerden kaynaklı fikirler devrimcileştirilecektir. Bunların yerine, toplumdaki rehber ilkeler bilinçli ve gönüllü olarak halk tarafından benimsenecektir… onlara dayatılmayacak, aksine sömürü, baskı ve eşitsizliğin temelinin ortadan kaldırılmasında bilinçli ve gönüllü bir şekilde benimsenecektir. Ortak iyiyi amaçlayan kolektif ve işbirliğine dayalı ilkeler olacaktır ve aynı zamanda, daha önce hiç mümkün olmamış bir biçimde bireyler ve kendine özgünlük de gelişecektir.” [4]

Romanya halkı, gerek krallık döneminin, gerek uzun yılları bulan sahte sosyalizm evresinin, gerekse son 32 yıllık bariz kapitalizm-emperyalizm sisteminin baskıcı ve sömürücü açık diktatörlüğünden kurtularak yepyeni bir gelecek kurmaya, her tür baskı ve sömürü ilişkisinin ortadan kaldırılacağı gerçek komünizme yönelmiş gerçek bir sosyalist toplum kurmaya muktedirdir. Romanya’da sistemin işleyişini derinden sorgulayan gençler başta olmak üzere  geniş halk kitleleri her ne kadar çeşitli sivil toplum örgütlerinin reformist çerçeveleri içinde hareket etmek durumunda kalsalar da, kökten değişilikler için gerekli olan temeli oluşturabilir ve yalnızca kendi toplumları için değil bütün bir insanlık için ilham verici bir sıçrama yapabilirler. Yoğunlaşan çelişkiler Romanya toplumunda gerçek bir devrimin aciliyetini ve gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda atılması gereken pek çok adım bulunmaktadır, fakat her şeyden önce bilimsel temelde gerçek bir devrim hareketinin inşa edilmesi gerekmektedir. Bu temel günümüzde Bob Avakian tarafından geliştirilmiş komünizmin yeni sentezi ile somutlaştırılmıştır. Bob Avakian’ın önderliğinin ve yeni komünizminin bütün dünya halklarının devrim mücadelelerine dahil edilmesi günümüzün en önemli görevlerinden biridir.


Referanslar:

[1] Goodbye to Gravity isimli heavy metal topluluğu yeni albümlerinin tanıtımı için Bükreş’teki Colectiv kulübünde havai fişek ve ışıklı bir tanıtım konseri düzenler. Konserde çıkan yangın sonucunda grubun iki gitaristi olay yerinde yanarak yaşamını yitirir. Grubun basçısı İsveç’te hastaneye götürülürken hayatını kaybeder. Grubun bateristi ise bedeninin %70’i yanık bir halde Fransa’daki bir sağlık merkezine nakledilirken Paris’te havaalanında yaşamını yitirir. Grubun hayatta kalan tek üyesi vokalist Andrei Găluț, bedeninin %45’i yanmış bir şekilde uzun süre yoğun bakım ünitesinde tedavi görmek zorunda kalacaktır.

[2] ABD emperyalistleri bu yılın Ocak ayında Romanya’daki Campia Turzii Hava Üssüne MQ-9 Reaper insansız hava araçlarını konuşlandıracağını ve bölgedeki tatbikatlarına devam edeceğini açıkladı. Ayrıca eskiden Sovyet üssünün bulunduğu Deveselu bölgesinde yine ABD emperyalistlerin Romanya’daki iktidarla ortak bir şekilde Rusya’ya ve İran’a karşı anti balistik füze kalkanı yerleştirdiği biliniyor.

[3] Goulash Communism or Capitalist Austerity, A World To Win, 1986/6, s.58-63

[4] Bob Avakian, BAsics 2:3, BAsics: Bob Avakian’ın Konuşma ve Yazılarından, El Yayınları:İstanbul

Rajko Tomas

The proletarians have nothing to lose but their chains.They have a world to win!

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER