Yeni Komünizm

Dünyayı Köklerinden Değiştirmek mi Dayanışma mı?

E-Kitaplar

Editörün Notu: Aşağıdaki makale, web sitemize bu hafta iletilmiş bir okur mektubudur. Dünyanın gerçek çelişkilerinin analizi ve çözüm önerilerine ilişkin okurlarımızın görüş ve katkılarını önemsiyoruz. Çalışmalarınızı info@yenikomunizm.com adresimize iletebilirsiniz. Takipçilerimizin dikkatine sunarız.


“İnsanlar politikada her zaman aldatmacanın aptal kurbanları olmuşlardır ve tüm ahlaki, dini, politik ve toplumsal aşamaların, bildiri ve vaatlerin bir sınıfın ya da diğerinin çıkarına olduğunu görmeyi öğrenene kadar, insanlar kurban olmaya devam edeceklerdir. Reform ve ilerleme taraftarları, ne kadar barbar ve berbat görünseler dahi eski kurumların tümünün bir hakim sınıf gücü tarafından yürütüldüğünü farkına varıncaya dek, her zaman eski düzenin savunucuları tarafından kandırılacaklardır.” – V.I.Lenin

Yüzeye Vuran Çelişkiler

Lenin’in bu önemli tespitiyle başlamanın yerinde olacağını düşünüyorum. Bu tespit bugün çok canalıcı ve yakıcı bir yerde duruyor. COVID-19 pandemisiyle yaşadığımız dünyanın temel çelişkileri, kısmi düzeyde de olsa artık yüzeye çıkmıştır. Bu çelişkiler, gerici devletler tarafından sürekli olarak bir çok araçla pompalan “güçlü, yıkılmaz, adil, eşitlikçi” şeklindeki imajların aslında hiç de öyle olmadığını göstermiştir. Emperyalist-kapitalist devletler ”yapay zekadan” otomatize sanayi teknolojilere kadar artık iş gücüne pek de eskisi kadar gerek kalmadığını öne sürdükleri bir dönemde, virüs tehlikesine karşı “su ve sabun” önerisinin ötesine geçemeyecek kadar aciz olduklarını göstermişlerdir. Ve bu öneriyi,  dünyada 3 milyara yakın insanın, su ve sabundan yoksun olduğu itirafıyla yapmışlardır. Bu üç milyar insanın, en temel ihtiyaçlardan yoksun kalmasının baş sorumlusu, dünyayı sömüren ve onu korkunç bir şekilde talan eden kapitalist-emperyalist devletler ve onların üretim üzerindeki egemenliğidir.

Egemenler, COVID-19 virüsünün yüzeye çıkardığı bütün çelişkilere rağmen, halkı halen aldatmaya  devam ediyorlar. Bu aldatmanın esas sebebi sömürüye dayanan üretim ilişkileri ve bu üretim ilişkilerini sürdüren siyasi iktidar biçimi olarak gerici devletlerdir. Diğer bir sebebi ise, bu işleyişin bilimsel bir yöntem ve yaklaşımla ele alınmamasına dayanmaktadır. Bilimsel yöntem ve yaklaşıma daha yakından bakmak ve onu doğru şekilde kavramak, sömürücü ve baskıcı ilişkilerin dönüştürülmesinde başat bir rol oynar.

İyi Niyetli Çabaların Yetersizliği ve Devrime Olan İhtiyaç

Virüsle birlikte pek çok devlette olduğu gibi Türkiye’de de dayanışma çağrıları ve bunun çeşitli biçimleri geliştirildi. Şüphesiz yığıların umutsuzluğa, karamsarlığa ve bireyciliğe sürekli çekildiği ve zorlandığı bir zamanda, bir çok insanın hayatlarını tehlikeye atarak çeşitli dayanışma ve yardımlaşma örnekleri gösterebilmeleri pozitif bir şeydir. Elbete bütün bunlar insanlığa bazı iyi pırıltılar sunmaktadır. Fakat tüm bu iyi niyetli çabalar, ne bu dünyanın dehşetlerini aşmaya yeterlidir, ne de bu zorbalıkların kökten sökülüp atılması için ihtiyaç duyulan bilimsel siyasi yönelime sahiptir.

“Bu süreç üzerinden insanlar, bu sitemi devirmek ve tamamen farklı bir toplum inşa etmek için ne yapılacağı ve ne yapılması gerektiği ile yüzleşmelidir. Buna, tüm bunların ancak komünist bir devrimle gerçekleşebileceği gerçeği de dahildir.” 1

COVID-19 krizini yaşadığımız şu günlerde, kendisini ”sol, sosyalist” diye adlandıran çevreler dümenlerini yardımlaşma ve dayanışma hattına kırmış durumdadır. Bu çevreler, çok uzun zamandır burjuva demokrasisinin dar ufkunu aşamadıkları için, ekonomizm, “haklar” ve kimlik siyasetleriyle, bir taraftan Kemalist milliyetçilik diğer taraftan ise İslamcı gericilik arasında sıkışıp, bu iki miadı dolmuş yönetim biçimleri arasında bocalamaktadırlar.

Bu hareketler devletin gazabına uğrasalar da, esas olarak niyetlerinden bağımsız bir şekilde sitemin devamlığını sağlayan bir  rol oynarlar.  Sürekli eleştirdikleri rejimin “demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü” olmadığından dem vurup, bunlardan mahrum bırakılanların kendi talepleri etrafında toplanarak seçimler yoluyla “rejimin” değiştirilmesini ileri sürerler. Halkın, bu köhnemiş sitemin dayandığı gerçek temelleri, yani üretim ilişkilerini görmesinin önünde büyük bir engel teşkil ederler. Ve kuyrukçu bir tarzla yardım ve dayanışma adına, halkı bu cenderenin içine çekip dururlar. Niyetleri ne olursa olsun gerçekte olan şey budur.

Yüzlerce yıldır devam eden ve sürekli krizlere yol açan, halkı canıdan bezdiren kapitalist-emperyalist sistem, bütün üstyapısıyla din, kültür, ahlak, eğitim ve hukuk gibi ideolojik aygıtlarla ekonomik temeli normalize eder. Bu sistemin işleyişini ve yapısını muhafaza eder. Hem özel mülkiyetin korunmasını kutsallaştırır, hem de toplumsallaşmış emeğin şahsi gaspına olanak sağlayarak  bütün bu  üstte saydığımız kurumların sürdürülebilirliği için çaba sarf eder.  İslamcı ve faşist AKP rejimi altında  kendisini “sol” “sosyalist” olarak tanımlayan bir çok yapı bu rejimin ve onun yol açtığı sömürü ve talan vahşetlerinin köklerinden sökülmesine yönelik bir “eğilim” göstermek şöyle dursun, dayanışma  veya yardımlaşma çağrılarıyla, karşıtı gibi göründükleri rejimin ana dinamikleriyle örtüşür ve birbirini destekler pozisyondadır. Ve bugün bu “iyi niyetli” çağrılarla, işçilerin insalık dışı koşullarda çalıştırılması, işsizler, evsizler, kadın üzerinde oluşturulan her çeşit baskı, LGBTQ bireylere yönelik korkunç vahşetler ve ötekileştirmeler, Kürt ulusunun gadre uğratılması, doğanın talan edilmesi, göçmelerin insandışılaştırılması, diğer ülkelerin işgal edilmesi ve burada dile getiremediğimiz bu sistemin işlediği pek çok suç esasen “dayanışma” çağrılarıyla ötelenir ve hakim sınıfların krizi  “ıskalanarak” egemen ilişkilere entegre olunur.

Zekat ve Dayanışmanın Ortak “Aklı” İdealizm

AKP rejimi ve dünyadaki diğer rejimlerin biçimi her ne olursa olsun bu rejimlerin temel gıdası idealizimdir ve tüm üst yapı bununla beslenir. İşte bu “sol, sosyalist” olarak kendilerin adlandıran yardımlaşma ve dayanışma hattının ortak yanı idealizm ve biraz daha ötesi ancak kaba bir materyalizmdir. İdealizmin çok geniş bir yelpazesi bulunmaktadır. Ve en açık biçimde bunu savunan ve uygulayanların yardımlaşma -dayanışma hattına bakmak faydalı olacaktır. Abdulmuttalip Baycar’ın Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi’nde çıkan bu makalesi, dayanışma sorunu hakkında “ufuk açıcıdır”.

“İslam dinindeki zekâtın toplumsal fonksiyonu, dinin toplumsal dayanışmayı tesis etmesine bir örnek olarak gösterilir. Zekât ve sadakalar, insanlar arasında birlik ve beraberliğin, sevginin ve dayanışmanın artmasına katkı sağlar. Yüksek gelire sahip olan kişiler, düşük gelire sahip olanlara mali destekte bulunup hem onlarla empati kurar hem de onlara temin ettiği bu yardımdan ötürü kendisini mutlu hisseder. Düşük gelire sahip olanlar ise -aldıkları bu mali destekten ötürü- hem yüksek gelir sahiplerine karşı nahoş hisler yerine minnettarlık duygusuna kapılır hem de temel ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlandığı için toplumdaki mevcudiyetine bir anlam bulur. Böylelikle hem alan hem veren kişiler -dolayısıyla toplum- arasındaki dayanışmanın bir örneği olan zekât kurumu sayesinde, sevgi ve bağlılığın tohumları atılır.” 2

Bu kısa alıntı sitemin doğasını ele veren önemli çelişkileri barındırmaktadır. Bunu yazan araştırma görevlisine sormak lazım;

Zekat ve sadaka insanlar arasındaki birliği mi, yoksa uçurumu mu gösterir? Bu neden böyledir? Zenginlerin bu gelirleri nereden gelir?  Hem bu insanların emeklerini gasp edip hem de minnettarlık duygusuna kapılmak yaman bir çelişki değil midir?

Yaşadığımız toplumda zekat ve sadakalara muhtaç bırakılan insanların varlığı üzerinden zenginleşmiş olanlar, yardım ve dayanışma adı altında “mutlu” olurlar. Sivil toplumcular ve türevleri, her ne kadar yoğun emek sömürüsünde yer almasalar bile, insanlarla dayanışma  motivasyonu, kendi “mutluluk” alanları yaratma arzusuyla zekat/sadaka mantığıyla benzer motivasyonu taşır.

Bilimsel Yöntem ve Yaklaşım Tayin Edicidir!

COVID-19 pandemisinin öne çıkardığı bir diğer şey ise; yaşamsal önemde olan bilimin uygulanmaması, bilime ters olan dinsel idealizmin tüm bu çelişkileri normalleştirmesi, zekat ve sadaka ile bu çelişkilerin “mutluluğa” ve “minnete” çevrilmesi ve bütün bunları gönül rahatlığıyla savunulmasıdır. Bütün suçlar ve çelişkiler böylece bir yaratıcı vasıtasıyla “kolaylıkla” temizlenmektedir. Bu türden bir idealizme karşıtmış gibi görünen kimi ilerici çevreler ise, “yasal öldürme hakkını” elinde bulunduran devlet aygıtının teşhirini yapmak şöyle dursun, “koronavirüs krizine karşı devletle işbirliğini” dahi savunmaktadırlar. Bu sitemin yalnızca yüzeyine bakarak sistemi köklü bir değişikliğe uğratmanın olanaksız olduğunu düşünmektedirler. Maddi gerçekliği, bilimsel yöntem ve yaklaşımla anlamak yerine, kendi düşüncelerini maddi gerçekliğe uydurmaya çalışmaktadırlar. Bu da karşıt oldukları düzenin kanatları altına girmeye yönelik çabalamaktan öte bir şey değildir.

Devrimci Komünist Parti ABD Başkanı Bob Avakian’ın şu önemli tespiti yapar:

”Komünizmin bilimsel temelde kavranmasıyla -Marx’ın tarihsel atılımından başlayarak ve komünizmin yeni sentezinde somutlaştırılan daha ileri bir atılım ile- insanlık tarihindeki bu en kökten devrimin gerekliliği ve mümkünlüğü ortaya çıkmıştır: Bu durum, tutkulu bir bağlılıkla aktif ve bıkıp usanmadan çalışmaya yöneltmelidir. YENİ KOMÜNİZM’de belirttiğim gibi: “Berbat şekilde acılar çeken -ve bunu çok daha kötü yapan şey gereksiz yere bu acıların çekilmesidir- dünyadaki halk kitlelerine karşı bu ”bizim sorumluluğumuzdur.” 3


Referanslar

1 “Göçmen Krizi: İnsanlığın Komünist Devrime İhtiyacı Var!” Bkz: http://yenikomunizm.com/gocmen-krizi-insanligin-komunist-devrime-ihtiyaci-var/

2 Abdulmuttalip Baycar dosyası için:   http://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/736149

3  Bob Avakian, ATILIMLAR – Marx’ın Tarihsel Atılımı ve Yeni Komünizm ile Daha İleri Bir Atılım. Kaynak için bkz:  http://www.demarcations-journal.org/issue05/Bob_Avakian-BREAKTHROUGHS-tr.pdf

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER