Yeni Komünizm

Durmaksızın Öldürüyorlar: Trump/Pence Rejiminin Adalet(sizlik) Bakanlığı

BAsics

14 Haziran’da Daniel Lewis Lee, Indiana – Terre Haute’deki cezaevinde enjeksiyonla idam edildi. Bu durum, federal bir mahkûmun 2003’ten beri yaşanan ilk idamıydı. Trump’ın “Adalet Bakanlığı” (DOJ), Trump’ın görevde olacağı süre zarfı içinde belirlenmiş iki idama ek olarak, üç mahkûmu daha idam etmeyi planlıyor. Eğer bu idamlar da tamamlanırsa, faşist rejimin Temmuz’dan beri öldürdüğü mahkûm sayısı toplamda 13 olacak. Cezaevleri Federal Bürosu’na göre bu durum 1927’ den beri federal idamların en kanlı dönemi olacak. İdam cezasına karşı bir grup olan Death Penalty Action’ın sözcülerinden biri olan Allison Cohen, Salon web sitesine “Benzeri görülmemiş bir idam manyaklığı içerisindeyiz” dedi.

İdam edilenler ve idamının tarihi belli olanlar arasından:

Lezmond Mitchell, şiddet geçmişi olmayan bir Navajo. Kendisi Navajo topraklarında yaşanan vahşice cinayetlerin sorumlusu olarak hüküm giydirilmiş, fakat bu suçlamayı reddetmiştir. Adalet Bakanlığı, mağdurun ailesinin ve Navajo ulusunun taleplerine rağmen -1885’ten bir federal kanunun etkilenen/mağdur kabilenin izin vermesi istisnası dışında, kabile toprağında işlenen suçlara idam cezasının verilemeyeceğini açıklamasına rağmen- idam cezasında karar kıldı. 11’i beyaz, biri Amerikan Yerlisi bir jüri tarafından yargılandı ve mahkûm edildi. Mitchell, 26 Haziran’da idam edildi.

Lisa Montgomery, bir hamilenin kaçırılmasının ve öldürülmesinin sorumlusu olarak mahkûm edildi. Üvey kız kardeşi Diane Mattingly, Elle dergisine Montgomery’nin çocukluğundan yetişkinliğinin başlarına kadar yaşadığı şiddet, tecavüz, çocuk fahişeliği, başka tacizleri ve bunların sonucu olarak “bipolar kişilik bozukluğu ve kompleks travma sonrası stres bozukluğu teşhisi konulduğunu ve düzenli olarak gerçek dünyadan ayrışan ve halüsinasyonlar gören biri” olduğunu söyledi. Avukatlarından birinin de dediği gibi, “Lisa Montgomery’yi idam etmek, yine hayatı boyunca suistimale uğramış bir başka kadına daha yapılan bir adaletsizlik olacaktır.” Montgomery’nin idamı, Terre Haute’de 12 Ocak 2021’e planlanmış. Planda bir değişiklik olmazsa, 1984’ten beri federal devlet tarafından idam edilen ilk kadın olacak.

İdam Mangasını Geri Çağırmak

Adalet Bakanlığı’nın Hristiyan faşist bakanı William Barr, devlet-sponsorlu katliamlarda “gecikmeleri önlemek” için “genişletilmiş infaz metodlarına” izin veren yasalar öne sürdü. Şimdi tercih edilen barbarca ölüm enjeksiyonuna ek olarak idam mangaları ve elektrikli sandalye de eklenecek. Gücü hala elinde bulunduran faşistler, ölüm enjeksiyonları için yeterli donanıma sahip olmayan eyaletlerde bile idamların nispeten hızlıca uygulanmasından emin olmak istiyorlar. Bir federal mahkûm eğer idam cezalarının henüz yasal olmadığı bir eyalette cezaya çarptırılırsa, Barr’ın yeni yasası, yargıcın isteği üzerine yasaları ve olanaklarıyla başka bir eyaleti atayabilmesine olanak sağlayacak.

“Siyahilere Karşı Peşi Sıra ve Çok Sayıda Ölüm Cezası Talep Edilecek”

Indiana’da federal toplum savunucusu olan Monica Foster, eğer federal idamlar yasal olursa, en çok siyahilerin öldürüleceğini söyledi. Cezaevi nüfusu hakkındaki tarih ve bilgiler iddialarıyla uyuşmakta. Hem demokrat hem de cumhuriyetçi otoriteler, korkunç suçlar işlemiş olan beyaz erkekleri yargılayıp idam edilmelerine büyük bir toplumsal dikkat çekerek idam cezasına destek organize etti, sonra da ölüm araç-gereçlerini çoğunlukla siyahi ve Latino erkeklere karşı kullandı.

İdam edilmesi istenen küçük bir kesimi göstererek federal -ve diğer- idamların altında yatan beyaz üstünlenmeciliğinin aleni bir şekilde gözükmesine engel oluyor. Çünkü idamı istenen Siyahi erkeklerin yüzdesi, toplumdaki Siyahi insanların nüfusunun yüzdesiyle kıyaslandığında durum oldukça orantısız. Federal ölüm cezası mahkumlarının listesine bakıldığında yüzde 44,4’ü siyahi ve 40,7’si beyaz, bununla birlikte siyahi halk toplumun yüzde 13’ünü oluşturmakta.

Texas’ta, 1984’te “Şeker Adam”ın yargılanışı ve idamı -oğlunu zehirlemiş olan beyaz bir adam- Huntsville’deki cezaevinin bir mezbahaya dönüşmesinin kapılarını açtı. Hemen akabinde, Clarence Brandley (işlemediği bir suç için dokuz yıl boyunca ölüm sırasında tutulan siyahi bir kişi) ve Shaka Sankofa (bir kişinin hatalı şahitliği ve elle tutulabilir bir kanıt olmaması bazında hüküm giymiş ve ölüme mahkûm edilmiş devrimci zihniyetli bir siyahi kişi) gibi insanlar bu tür cezalardan muzdarip olacaklardı. Zehir vücudunda dolaşırkan Shaka Sankofa “Şu an Amerika’da yaşanan şey linçtir. Benim savunmamda Amerika’nın hiçbir yerinde dinlenilmemiş çok fazla ve ilgi çekici kanıt var… Halklar tüm dünyada yoksulların ve masum siyahi halkın katledilmesini durdurmak için bir araya gelmeli.”

Intercept web sitesi “Baş Savcı William Barr federal idam tarihlerini açıkladığı anda vakaların dikkatlice seçildiği belliydi.” şeklinde bir açıklama yaptı. Barr’ın listesindeki herkes rezalet suçlardan hüküm giymişti ve “mahkumların çoğu beyaz erkeklerdi, ki birçok insan bunun bir hata olmadığını çözmüştü.”

Faşist Bir Rejim, Adaletsiz Bir Sistem

Bu toplumda idam cezasının yaygın bir şekilde kullanılması şüphesiz ki Trump/Pence rejiminden önce de vardı ancak bu son yıllarda yaygın kullanıldığı eyaletlerde dahi gözden düşmeye başlamıştı.

Trump ve Barr’ın federal ölüm cezasını yeniden canlandırmalarının altında yatan sebep, pek çok kişinin iddia ettiğinin aksine, aslında seçimde oylarını arttırmak için bir taktik değildi. Bu durum aksine bu faşist rejimin başta Siyahiler ve ezilen halk kitleleri olmak üzere acımasız ve ekstrem operasyonlarını, kalpsiz baskılarını sürdürmek istemesinin devamı niteliğindedir. Ortaya çıkanlar, bu ülkede yoğunlaşmış olan kadın düşmanlığı ve ırkçılık kültürünün yozlaşmış sosyal ilişkileri ile hayatları, zihinleri ve ruhları ortadan ikiye ayrılmış insanlar üzerinde faşistlerin ne derece cezalandırıcı uygulamalar istediğini göstermektedir.

Barr’ın Adalet Bakanlığı tarafından yapılan yeni regülasyonlar, faşist rejim görevden indikten sonra da devam edecek, ta ki bütünüyle başka bir yönetim tarafından tamamen gönderilene dek. New York Times’ın ortaya koyduğuna göre Joe Biden ‘’ölüm cezasını kaldıracağına yemin etti.’’ Bunun olup olmayacağı, ne zaman ve nasıl olacağı ve eyalet çapında, federal devlet çapında nasıl olabileceği ise belirsiz. Ancak belli olan bir şey var ki, o da sadece Trump ve Pence’in değil ancak bütün bir faşist hareketin katilce niyetleridir. İdam cezasıyla ilgili yeni regülasyonlar şimdi yasalara eklendi ve kısa bir süre içerisinde çıkartılamayacak. Bununla beraber yeni regülasyonlar idamı kolaylaştıracaktır ve bu ülkede öncekinden çok daha kitlesel boyutlarda bunun yapılmasına olanak verecektir.

Eşitsizlikler, sistematik baskılar, kadınlar ve çocuklar üzerinde kurumsallaşmış taciz ile baş etmeye çalışan bir toplumda, ülkenin bütün bir tarihi boyunca adaletsizce idam cezasının mutlak cezalandırma biçimi olarak kullanılmış olması düpedüz büyük bir haksızlıktır.


Kaynak için: On a Killing Spree: Trump/Pence Regime’s Department of INJustice (revcom.us)

Yeni Komünizm

Gerçek Bir Devrim ve Kökten Yeni Bir Toplum İçin Gerçek Kurtuluşa Giden Yolda Bilim, Strateji ve Önderlik

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER