Yeni Komünizm

Faşizm ve Linç Kültürü, Tüm Bunların Olmadığı Bir Dünya İçin Gerçek Kurtuluş

BAsics

Geçtiğimiz haftalarda Sakarya’da bir linç girişimi gerçekleşti. Mardin’den mevsimlik işçi olarak gelen Kürtlere, işveren ve köylüler tarafından saldırıda bulunuldu. Saldırının birçok “medya” kuruluşunda duyuruluşu “ırkçı saldırı iddiası” olarak yer aldı. Sosyal medyada yayınlanan, organize ve açık bir linç girişiminin “iddia” olarak ifade edilmesi, yaşanmakta olan linç girişiminin “lokal” olmadığını ve bunun bir toplumsal bağlamı olduğunu göstermektedir. Bu sosyo-politik atmosfer insanı linç eden ve edilen olarak şekillendirebiliyor. Ve yüzlerce kilometre ötede, çocuk ve kadınlar evlerine ekmek götürmek için amansızca çalışırlarken, “Sizi sevmiyoruz”un kurbanı oluyorlar 1. Hatta bu öyle bir atmosfer ki, bu faşistlerin yaptıkları çoğu zaman taktir görür ve faşistler günün sonunda serbest bırakılır. Bu saldırıların gerçek mağdurları ise bu toplumun işleyişi tarafından “bölücü”, “hain” olarak damgalandırılır ve sürekli şeytanlaştırılmanın parçası haline dönüştürülürler.

Bu Düzenin İşleyişi ve Ezilen Kürt Ulusu

İster organize olsun ister “sivil”, Türkiye’deki faşist güçlerin en önemli özelliklerinden biri Kürt ulusuna karşı uyguladıkları ırkçı-faşist saldırılardır. Kürtlerin sokak ortasında kurşunlanmaları, göz altında “intihar” etmeleri, “faili meçhul” olmaları ya da “kaybolmaları” adeta olağan bir “eylem” olarak görülmektedir. Burada işlenen suçlar, bu  güçlerin temel olarak faşist ve azgın ırkçı olmalarından kaynaklı değildir, bu sistemin sürekliliği sağlanmış katliam ve cinayetlere ihtiyaç duymasının bir ifadesi ve işlevidir. “Bu durum, topyekun baskıcı olan bir sistemin ‘düzenini’ koruyabilmesi için gereklidir.”2 Ve bu faşist terör ve saldırılar olmadan sistemin işleyişinin devam ettirilmesi çok daha zor olur.

Buradan çıkarılması gereken sonuç ezilen Kürt ulusuna yönelik tüm baskı ve linç girişimlerinin “bir hakim sınıf yönetici komitesi” tarafından kararlaştırılarak indirgemeci bir şekilde planlandığı değildir. Söylenen şey, hakim sınıfların kendi sınıf çıkarlarına bağlı olarak kutuplaştırdıkları gerici atmosfer sonucunda ezilen Kürt ulusuna (yine bu kutuplaştırmaya bağlı olarak, azınlıklara ve bu sisteme derinden öfke duyan muhaliflere ve devrimcilere) yönelik saldırıları gerçekleştiriyor olmalarıdır.

Biraz daha derinlere inelim: Hakim ulus anlayışı -Türklerin kurucu unsur oldukları, diğer milletler karşısında üstün ve ayrıcalıklı oldukları, ayrıca Türkiye’nin diğer ülkelerden aslında çok daha güçlü ve çok daha değerli olduğu şeklindeki bariz şovenizm- bu sistemin başından itibaren tüm kurumlarına ve devam eden işleyişine yerleşiktir. Ve bu durum, şu ya da bu hükümete önderlik eden tekil kişilerin faşist ve ırkçı olmalarından ötürü -ki tamı tamına böylelerdir- kaynaklanmamaktadır. Irkçı ve faşist saldırılar, bu ülkenin tarihsel olarak gelişim zorunluluklarından ve dinamiklerinden kaynaklanır.

Birinci emperyalist paylaşım savaşı sonrasında Osmanlı’nın ağır yenilgisi, zayıf düşmüş Türk hakim sınıflarını bir çok zorlukla karşı karşıya bırakmıştır. “Misak-i Milliye”nin oluşturulması için birleştirici unsurlardan bir tanesi de Türk şovenizminin şahlandırılması olmuştur. Ermeni soykırımında da aktif rol alan birçok İttihat ve Terraki kökenli kadro Kemalist rejimin kurucusu olarak yer almıştır. Daha henüz yolun başındayken, mesela Çerkezlere yönelik yoğun saldırılar başlatılmış ve Kürt ulusuna verilen vaatlerin ise hiç biri tutulmamıştır. Aksine bölge coğrafyasında binlerce yıllık tarihleri, kültürleri, dilleri ve uluslaşma süreci bulunan Kürtlerin “aslında Türk olduğunu” iddia eden, inkarcı-gerici şoven politikalar izlenmiş ve bu “tutkala” uymayan herkes “yeni kurulan Cumhuriyet’e isyan eden gericiler” veya “emperyalist devletlerin işbirlikçileri” olarak lanse edilip, bastırılmış ve katliamdan geçirilmiştir.

Hakim sınıflar ezilen Kürt ulusu üzerindeki baskı ve katliamlarını haklı çıkarmak ve meşrulaştırmak için her zaman ırkçı faşist ve şoven fikirlerinin yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duymuştur. Cumhuriyet tarihi boyunca, “parlamenter” sistemin işletildiği dönemlerde bile bu “tutkaldan” vazgeçmemişlerdir. AKP’nin “Barış Süreci” esnasında gerilla ve asker “şehit annelerinin” birbirini kucaklaması,  yerini obüs mermilerinin üzerine yazılan mesajlara bırakmıştır. 3 Ve bu aslında “kardeşlikten” “sizi sevmiyoruz’a” hızlı bir geçişin temellerinin, ırkçı-şoven siyaset ve bu sistemin işleyişi üzerine bina edildiğinin basit bir örneğidir.

Gerçek Bir Devrimin Zorunluluğu

Görüleceği üzere, özelde Kürt ulusu ve genel olarak diğer azınlıklar üzerinde T.C.’nin uyguladığı baskı ve şiddet -ve bu şiddetin artan oranda çeşitli koşullarda katliamlara dönüşme realitesi- tarihsel olarak evrimleşmiştir. Ötekileştiren, ayrımcılık ve ırkçılık uygulayan ve bütün bunları aleni bir şekilde -hiçbir burjuva demokratik norm tanımadan- yapan faşist rejimin saldırılarının temeli bu sistemin yapısında ve işleyişinde mevcuttur. Ve bahsettiğimiz, var olan bu ırkçı, şoven hakim Türk milliyetçiliği “tutkal”ından önemli oranda beslenmektedir. Bugün AKP’nin temsil ettiği İslamcı, Türkçü faşizmin “yegane” dayanağı sadece bu “tutkal” olmasa da -zira burada bir başka “tutkal” da İslamcılığın ümmetçiliğidir-  gene de ırkçılık, şovenizm ve Türk hakim ulus milliyetçiliği AKP’nin önemli bir dayanağıdır. Ve tekrar etmek gerekirse, tüm bunlar enerjisini bu sistemin yapısından ve işleyişinden almaktadır.

Böylesi ırkçı, şoven  (bugün aldığı biçimiyle Türkçü İslamcı Faşist) ilişkilere karşı insanlar, ciddi bir şekilde direnç gösterir ve bunu aşmaya kalkışırsa, böylesi bir mücadele bu ülkenin kurucu unsuru olan söz konusu “toplumsal bağları” bozabilir ve “tutkal” çözülebilir. Ve bu durum, nihai amacı baskının ve sömürünün olmadığı komünist bir dünya doğrultusunda  bu sistemi köklerinden söküp atmanın önemli ve temel bir noktasını ifade eder.

“Temel ve önemli nokta, ırkçı baskıya (ve tüm baskılara) karşı mücadelenin bu sistemin sınırları içinde kalmaması ve bunun yerine, bu sistemi ortadan kaldırma hedefine yönelik genel mücadelenin bir parçası olarak yürütülmesi ve sürdürülmesi gerektiğidir. Bu baskının bu sistem altında ortadan kaldırılamaması durumu sadece umutsuzluktan vazgeçmek için bir neden değildir, bu durum insanların nihayetinde onu devirmek için devrimci bir mücadeleyi yürütmek doğrultusunda kazanılmasının temel dayanağıdır!” 4

Eğer insanlar, bu sistemin gerçekten neyin üzerine kurulduğunu ve bu sistemin nasıl işlediğini doğru bir şekilde anlamazlarsa, bununla birlikte rejim farklılıklarına rağmen süregelen tüm baskıcı ve ayrımcı ilişkilerin basit bir “hükümet” meselesi olmadığının farkına varmazlarsa, bu sistemin yarattığı ırkçı-şoven saldırılara asla son veremeyeceklerdir. İnsanların tüm bu yaşananlara nihai olarak son vermesi ancak radikal olarak farklı bir sisteme duyulan yakıcı ihtiyacın fiilen ne kadar önemli olduğunu anlamalarıyla ve bunun için gerekli mücadeleyi yürütmeleriyle gerçekleşebilir.

Bugün böylesi bir kökten farklı sistem, Bob Avakian’ın yazmış olduğu Kuzey Amerika’da  Yeni Sosyalist Cumhuriyet İçin Anayasa Tasarı Önerisi içinde 5 ifadesini bulmaktadır. Bob Avakian’ın da belirttiği üzere; “Bu anayasa bizlere, kökten farklı bir ekonomik sistem  kapsamlı bir vizyon ve somut bir planın yanı sıra bu üretim tarzıyla birlikte ilerleyip sürekli gelişimine katkıda bulunacak bir eğitim, bilim, sanat ve kültüre, tüm baskı ve sömürünün ortadan kaldırılmasına bir yaklaşım sunmaktadır.” 6

İnsanların, kara delik gibi tüm enerjilerini çeken bu dehşet dolu sistemin gereksiz acılarından gerçekten kurtulabilmeleri için,  baskı ve sömürünün olmadığı bir dünya yolunda ihtiyacımız olan devrimin ateşli savunucuları ve uygulayıcıları olması gerekiyor. Bob Avakian’ın inşa ve önderlik ettiği yeni komünizm, bize bu devrimin nasıl olacağını sarih ve bilimsel bir şekilde sunmaktadır. Defalarca söylediğimiz, ve tüm bu baskıcı ve sömürücü ilişkileri köklerinden söküp atana kadar söylemeye devam edeceğimiz gibi;

“İki seçeneğimiz var. Ya bütün bunlarla yaşamaya devam edeceğiz ve gelecek kuşaklar da -eğer bir gelecekleri olacaksa- aynısını, hatta daha beterini yaşamaya devam edecek – veya devrim yapacağız!”


1)Aralık 2018’de Sakarya’da Kürtçe konuştukları için silahlı saldırıya uğrayan Kadir Sakçı hayatını kaybederken, aynı saldırıda ağır yaralanan oğlu Burhan Sakçı da ağır yaralandı. Bu baba ve oğulu vuran azılı faşist, “Siz Kürtçe mi konuşuyorsunuz yoksa Arapça mı?” diye soruyor, ve baba ve oğulunun Kürt olduklarını öğrenince de “Sizi sevmiyorum!” diyerek canice baba ve oğulunu  yaylım ateşine tutuyor.

2)Bob Avakian, “Irkçı Baskı Bitebilir – Ancak Bu Sistem Altında Değil!”, http://yenikomunizm.com/irkci-baski-bitebilir-ancak-bu-sistem-altinda-degil/

3)https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/teroristlere-mesajli-bomba-2196686/

4)Bob Avakian, “Irkçı Baskı Bitebilir – Ancak Bu Sistem Altında Değil!”, http://yenikomunizm.com/irkci-baski-bitebilir-ancak-bu-sistem-altinda-degil/

5)Bob Avakian,  Kuzey Amerika’da  Yeni Sosyalist Cumhuriyet İçin Anayasa Tasarı Önerisi, http://yenikomunizm.com/kuzey-amerikada-yeni-sosyalist-cumhuriyet-icin-anayasa-tasari-onerisi/

6)Bob Avakian, “Irkçı Baskı Bitebilir – Ancak Bu Sistem Altında Değil!”, http://yenikomunizm.com/irkci-baski-bitebilir-ancak-bu-sistem-altinda-degil/

Mehmet Seyhan

"Gerici olan her şey aynıdır; vurmazsan düşmez. Bu aynı zamanda yerleri süpürmek gibidir; süpürgenin erişemediği yerden toz kendiliğinden gitmez" - Mao Zedong

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER