Yeni Komünizm

Fransa: Paris’te Polis Göçmenlere Saldırıyor! Hiçbir Göçmen Gayrimeşru Değildir, Gayrimeşru Olan Bu Düzendir!

BAsics

Sömürgeciliğin ve sömürünün açık yaraları kanamaya devam ediyor, sadece 2018 yılında savaştan, çatışmadan ve insan dışı zulümden kaçan kişi sayısı 70 milyonu geçti ancak bu buzdağının görünen tarafı nitekim sefaletten, ekolojik nedenlerden ve kapitalizm-emperyalizmin açtığı bütün yaralardan kaçmaya çalışan bütün göçmenler, mülteciler bu sayıya eklendiğinde bu dünya nüfusunun %1’ine denk geliyor!

Birleşmiş Milletler raporunda [1] yerinden edilen insanlar için en iyi çözümün ‘’insan onuruna yakışır bir şekilde evine geri dönebilmesi’’ olduğunu, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise ‘’başka ülkelere yerleştirilmesini veya ev sahibi topluma adapte olmak’’ olduğunu yazıyor. Ancak gerçekte bütün bunlara ulaşabilen mültecilerin sayısı 70 milyon içerisinde 1 milyon bile değildir! [2]

Dünya genelinde vaziyet bu korkunçluktayken, insanlar Fransa’nın başkenti Paris’te, pazartesi günü bu çelişkilerin bir kez daha patlak vermesini görebildi. Nitekim ‘’dünyanın lanetlileri’’ Paris’in merkezine kurdukları çadır kamplarından Fransız polisinin dehşet şiddeti ile yaka paça çıkartıldı, çadırları söküldü, parçalandı, gözü dönen polisin matraque a la française’inden (Fransız tarzı cop) basında hakkını aldı, Brut kanalının muhabiri ‘’düzenin’’ [3] copunu ensesinde hissetti! 500’e yakın çadır Cumhuriyet meydanından içerisindekiler ile birlikte çıkartıldı. [4] Sosyal medyaya düşen görüntüler öyle bir vahşeti gözler önüne seriyordu ki, Macron’un içişleri bakanı Darmanin bile Twitter hesabından ‘’illegal göçmenlerin kamplarının kaldırılması sırasında bazı şoke edici görüntüler olduğunu ‘’ söyledi.

Öncelikle şunu söyleyelim: İllegal olan göçmenler, mülteciler değildir; illegal olan bu sistemin temel çelişkisi olan toplumsal emeğin şahsi mülkiyetçe gaspıdır! İllegal olan aşağılık düzen güçlerinizin mülteciler üzerindeki baskısıdır! İllegal olan imparatorluk savaşlarınızdır!

Fransa’da burjuvazinin farklı hizipleri bu soruna nasıl cevap verilmesi gerektiğinde farklı fikirler ortaya atıyorlar, faşist kanadın önderliğini yapan Le Pen ‘’Fransızların vergileri Fransızlar içindir’’ diyerek nefret dolu salyalarını etrafa akıtırken, sosyal şovenler ise ‘’bu hükümet hümanizm yoksunudur’’ diye zırlamaya devam ediyor, olayların yaşandığı yere dahi Fransız bayrağının üç rengini taşıyan boydan boya kemerleriyle gelmeyi ihmal etmiyorlar! Hizipler arasında bu işin hümanizm ile mi yoksa şiddet ile mi çözüleceğinin tartışması devam ede dursun biz gerçek soruna işaret edelim: Kapitalizm-emperyalizm!

Bir taraftan Fransız burjuvazisi kendi cumhuriyetlerinin radikal ‘’özgürlük, eşitlik kardeşlik!’’ mottosuna farklı yorumlar getirmeye çalışıyor örneğin Fransızlar için özgürlük ve Hristiyanlar için kardeşlik! İnsanlık bu alternatifin karşısındaysa göçmen dostu bir emperyalist Avrupa gibi olmayacak umutlara bel bağlıyor ancak sistemin ‘’haklarla’’ örülü çelişkileri kendi kendisini ifşa etmeye devam ediyor: ‘’Beyaz ve Hristiyan isen belki yaşama hakkı, ülkeni sömürdük ve gerilettik ise Akdeniz’de boğulma hakkı!’’ Buna rağmen pek çok insan da göz önündeki bu tablodan irkilmeden edemiyor, ‘’Göçmenler hoş geldiniz’’ diyor, bu şiddeti reddediyor. Ancak bu yeterli değil, kendi kendisini ifşa eden bu sistemin daha sağlam bir teşhiri gerekiyor, insanlara bunun gösterilmesi gerekiyor, ve kitlelerin hamamdan fırlamış Arşimed gibi bağırmaları gerekiyor: Eureka! Eureka!. Buldum! Buldum! Bütün bunların suçlusunu buldum : Kapitalizm-emperyalizm!

Milyar dolarlık şirketleri ile ter atölyelerinde süper sömürü ile yoksul ülkelerin sırtından kar elde eden emperyalizm, milyonları yerlerinden eden imparatorluk savaşları, bir yandan bu sistemin küresel çapta işleyişi sonucu, köktendinciliği yaratan, onu besleyen, yeri gelince onunla uzlaşan emperyalizm, küresel firmalar ağıyla yoksul ülkeleri ‘’tekrardan kolonileştiren’’ emperyalizm; evet kapitalist-emperyalist sistemin işleyiş biçimi insanları göç etmeye zorluyor! Hayatta başka seçeneği olmayanları; eğer sınırı geçebilirlerse, gemileri batırılmazsa, boğularak ölmezlerse, susuzluktan ölmezlerse “yaşama hakkını” veriyor: Tabi gölgelerin içerisinde, gettolarda, banliyölerde düzenli olarak ötekileştirilip her türlü temel haktan yoksun edilecek bir biçimde!

Devrim için Altı Dikkat Noktasında belirttiğimiz üzere bizler, “Sınırların olmadığı, farklı kültürleri, dilleri paylaşan insanların arasında eşitliğin olduğu bir dünya için savaşıyoruz.” Böyle bir dünyanın maddi temeli şu an da içerisinde bulunduğumuz bütün bu rezilliklerin içerisindedir.

Bob Avakian’ın dediği gibi “Bu çirkinlikten inanılmaz güzellikte bir şeyin çıkma ihtimali var.” Devrimin potansiyelini, baskının zincirlerinin kırılmasının potansiyelini bugün Fransız polisinin göçmenler üzerinde salladığı copa karşı duran insanlarda, polis tarafından katledilen Adama Traoure için adalet isteyen insanlarda, kadına karşı şiddete hayır demek için sokağa dökülen yüzbinlerde görebiliriz. Bugün devrim arzulanabilir, mümkündür ve bütün bu çılgınlıktan kurtulabilmemiz için zorunludur!


[1] https://www.unhcr.org/globaltrends2018/

[2] https://www.unhcr.org/tr/22075-dunya-capinda-yerinden-edilmis-kisi-sayisi-70-milyonu-gecerken-bm-multeciler-yuksek-komiseri-duruma-mudahale-icin-daha-guclu-bir-dayanisma-cagrisinda-bulunuyor.html

[3] Fransızca’da düzen ordre anlamına gelir, Fransa’da burjuva basın polis, jandarma gibi düzenin koruyucu kurumlarının bütününe les forces d’ordre yani düzenin güçleri derler.

[4] https://www.lemonde.fr/societe/article/2020/11/24/un-nouveau-camp-de-migrants-au-c-ur-de-paris-aussitot-violemment-demantele_6060869_3224.html

İbrahim Sâlik

"Teori ideolojinin en dinamik faktörüdür" - Zhang Chunqiao

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER