Yeni Komünizm

İklim Değişikliği, “Emisyon Açığı” ve Miadı Dolmuş Bir Sistemin Ölümcül Gidişatı

Editörün Notu: Aşağıdaki yazı revcom.us sitesine gönderilmiş bir okur mektubudur ve Paris İklim Antlaşması’ndan bu yana geçen beş yılda yaşanan değişiklikleri incelemektedir. Öneminden dolayı okurlarımızın çevirisine sunduğumuz bu dosyanın yanı sıra önümüzdeki Kasım ayında Glasgow’da gerçekleşecek olan iklim zirvesine dair yazılar da ayrıca yayınlanacaktır.


RNL-Revolution Nothing Less Show’nün (Devrim, Daha Azı Değil Show) 70. Bölümünde şu an karşı karşıya olduğumuz iklim acil durumuyla ilgili hazırlanan güçlü bir video izledim. İklim değişikliğinin yıkıcı sonuçları canlı bir şekilde önümüzde durmakta ve gittikçe daha da yaklaşmaktayken, iklim değişikliği ile baş edebilmek için sistem değişikliğine olan yakıcı ihtiyaç da aynı şekilde kendisini öne çıkartmakta.

Geçtiğimiz hafta yayınlanan daha fazla sayıdaki bilimsel rapor, durumun ne kadar korkunç olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Burada odaklanılan mesele “emisyon açığıydı”. Bu, iklim bilimcilerinin atılması gereken adımlar ve hükümetler tarafından emisyonu düşürmek için yapılan planlar arasındaki gittikçe genişleyen açığa ve bilimin bir iklim felaketini önlemek için yapılması gereken ciddi kesintilere verilen adlandırmadır.

Birleşmiş Milletlerin, Bilimde Birleşmek 2021: İklim Bilimiyle İlgili Çoklu Organizasyonel Yüksek Seviye Derleme raporundan çıkartılması gereken önemli noktalardan birisi şunu ortaya koyuyordu: “Paris Konvansiyonun imzalanmasından beş yıl sonra emisyon açığı hiç olmadığı kadar açıldı.”

“Emisyon açığı” bugün özellikle üzerinde durulan bir noktadır; bundan altı yıl kadar önce 2015’te hükümetler iklim krizini tartışmak için Paris’te toplanmışlardı. Bunun ardından her ülke gönüllü olarak kendi karbon salınımlarını düşürmek için belirli hedefler koydu. Bütün bu olaylar dünyada müthiş bir ilerleme olarak selamlandı, ancak bu büyük bir aldatmacaydı. Bilimde Birleşmek 2021 raporu açığa çıkartıyor ki, yıldan yıla salınımlar sadece artmaya devam etmiş ve Gambiya dışında -kıta Afrikasının en küçük ülkesi- dışında hiçbir ülke kendi koyduğu hedeflere uymamıştır. Kasım ayında İskoçya, Glasgow’da büyük bir iklim konvansiyonu daha gerçekleştirilecek. Bu buluşma için bütün ülkeler yenilenmiş hedeflerini sunacaklar, ki birçoğu şimdiden hedeflerini gönderdiler. Bilimde Birleşmek 2021 ve BM’nin bir başka raporu bu planları analiz etti ve sonuçlar gerçekten korkunç.

İklim antlaşmaları, atmosferdeki ısınan gazların sabit artışının önüne geçemedi.

Bu iki rapora göre, ülkelerin sundukları planlar ve sözleri gerçekten yerine getirilirse ortalama 2.7 derecelik bir ısınmanın yoluna gireceğiz; bu durum felaket değişikliklerin olmasının neredeyse iki katı olan bir sıcaklık ortalaması anlamına geliyor.

İklim değişikliğini bilimin felaket olarak nitelendirdiği seviyenin altında tutmak için 2030 yılına kadar emisyonlarda %45 bir kesinti uygulanması gerekiyor. Ancak bunun yerine devletlerin 2021’de salınım kesintileri için verdikleri sözler 2030 yılına kadar sera gazı salınımında %16 yükselme olacağını gösteriyor. Bu planlar diplomatik baskılar olsa da devletler “sözlerini” yerine getirmenin yakınında bile değiller. Ancak bu raporların gösterdiği bir başka nokta ise devletlerin hiçbirinin insanlığın ve gezegenin karşı karşıya olduğu krizi ölçebilecek seviyede planlar yapamıyor olması.

Bu harita 2050 yılında Bangladeş’teki yükselecek deniz seviyesinin iki farklı projeksiyonunu gösteriyor. Mavi bölgeler daha önceden riskli olduğu düşünülen bölgeleri gösterirken, pembe bölgeler NASA’nın uydularından yenilenmiş verilere dayanarak hesaplanan artık riskli olduğu düşünülen bölgeleri gösteriyor. Yeni tahminler kıyısal sellerin 42 milyon insanı etkileyeceğini düşünüyorlar. Bu projeksiyonlar, salınımlarda olacak mütevazı düşüşlere dayanıyor. Eğer salınımlar mevcut şekilde artmaya devam ederse durum çok daha kötü olabilir. Antarktika’nın buz katmanının durumunda olabilecek değişiklikler ise durumu muazzam seviyelerde kötü hale sokabilir. Altı Asya ülkesi (Çin, Bangladeş, Hindistan, Vietnam, Endonezya ve Tayland) bakan rapor 237 milyon insanın sel tehlikesiyle karşı karşıya geleceğini söylüyor.

ABD, tarihsel olarak iklim değişikliğinin en büyük aktörüyken, Biden hükümeti Meksika Körfezinde 323.000 km2 alana yeni petrol işletme hakları açacağını onayladı. Biden’ın bu sistem için ve ABD’nin diğer emperyalist rakiplerine karşı tahakküm rekabeti ve genel stratejik çıkarları için ileriye taşıdığı hakikat, kasırga bölgesinde, derin sularda petrol sondajı ve çıkartmasıdır.

Çevrenin tahribatı ve fosil yakıtlar kullanarak küresel ısınmayı körüklemek kapitalist-emperyalist sistemin üzerine inşa olmuştur. Bunu değiştirmek için sistemi değiştirmemiz gerekir. Bu ise GERÇEK bir devrim ve sosyalist bir toplum inşa etmek anlamına gelir. Bu, küresel iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı varoluşsal soruna karşı tek gerçekçi çözümdür.

Ve sosyalist toplumun iklim değişikliği meselesini nasıl ele alacağına dair canlı bir resim görmek için Kuzey Amerika’da Yeni Sosyalist Cumhuriyet için Anayasa’yı ve ekoloji meselesine dair yayınlanmış diğer yazıları okumalısınız.

Yeni Komünizm

Bizler, devrimin önderi Bob Avakian'ın mimarı olduğu Yeni Komünizm‘in takipçileriyiz. Bob Avakian'ın devrimci önderliğini takip eden, Yeni Komünizm temelinde dünyayı anlama ve değiştirme sorumluluğunu üstlenenleriz.

#DevrimDahaAzıDeğil

0 0 oy
Makaleye Oy Ver
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Satıriçi Geribildirim
Bütün yorumları gör

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER

ACİL DURUM KAMPANYASI