Yeni Komünizm

İnsanlığın Yaşadığı Problemler Karşısında Hurafelere ve Anlatılara Değil, Bilimsel Bir Yöntem ve Yaklaşıma İhtiyacımız Var!

BAsics

Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği resmî raporlara göre dünyada Covid-19 pandemisinden ölen insan sayısı 1.5 milyon aşmıştır. Türkiye’de ise Covid-19’dan ölen insan sayısı son resmî rakamlara göre 15.314 olarak deklare edilmiştir. Tabii ki bunlar sadece resmî olan rakamlar. Bütün hükümetler, kendi yönetimlerini başarılı ama dünyanın “geri kalanıni” başarısız, kendilerini “krize sahada hazırlıklı” diye lanse eder, propagandasını yaparlar.

Türkiye’de son haftalarda vaka ve ölüm sayılarının artık “resmî” açıklamayla kapatılamayacak düzeye gelmesi sonucunda -özellikle de İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde hastanelerin yoğun bakımlarının dolup taşmasıyla birlikte- Covid-19 virüsü ve çözümüne yönelik tartışmalarda  artış ve yoğunlaşma yaşanmıştır.

Daha önceden de yenikomunizm.com sitesinde, Covid-19 küresel salgınına ve devletlerin aldığı önlemlere ilişkin görüşlerimizi belirtmiştik. Tekrar hatırlatmak gerekirse

“COVID-19 doğal-biyolojik bir fenomendir. Aynı zamanda çok kolay bulaşabilen ve öldürücü de olabilen bir virüstür. Ancak bu sağlık krizinin nasıl gözler önüne serildiği ve buna nasıl yaklaşıldığı, bu tamamen içerisinde yaşadığımız sistemle alakalıdır. Ve bu sistem kapitalizm-emperyalizm sistemidir.”1

Kapitalist-emperyalizminin dünya çapındaki işleyiş biçimi milyonlarca hayatın sönmesine neden oluyor ve onları belirsiz bir geleceğe doğru sürüklüyor. Covid-19’a karşı aşının bulunduğu şu günlerde ise, hastalığın dünya çapında nasıl sökülüp atılacağı yerine, emperyalist güçler, “önce ben”, “ülkemin çıkarları” adı altında “normalliğe” -ki biz bundan emperyalist kapitalist normalliği anlayalım- geri dönüşü ve böylece ülkelerinin düştüğü ekonomik durgunluk ve krizi aşmayı hedefliyorlar. Dünyanın aşıya ulaşamayacak olan kısmı ise “gündem dışıdır”, ki buna yüz milyonlarca kayıt dışı, yani resmî olarak var olmayan insan eklendiğinde, “önce ben” fenomeninin nelere mal olacağı daha iyi anlaşılacaktır. İnsanlığın üzerine yığılan büyük bir suçtur bu!

Hurafeler ve Anlatılar

Özellikle son zamanlarda genetik kodların değiştirilmesinden, milyonlarca kişinin bedenine mikroçipler yerleştirmeye kadar birçok söylenti toplumun gündemine oturmuştur. Sosyal medyada ve çeşitli internet platformlarında “büyük oyun” bozucularını görmemek neredeyse imkansız. Peki bu neden olmaktadır? Neden insanlar toplumsal ve biyolojik bir fenomen karşısında, hurafe ve anlatılara, boş inançlara sarılmayı tercih etmektedirler?

Teori/kuram bilimde bir olgunun sürekli olarak doğrulanmış, bilimsel deneyler ve gözlemler temelinde ve sonucunda oluşturulan iç uyumluluğu olan bir açıklamalar toplamıdır. Komplo teorileri ise, bilimsel bir kanıta dayanmayan, ön yargıların ya da çeşitli ideolojik şekillenmelerin üzerine bina edilmiş, bir tür kapalı döngülerdir. Komplo teorisi aslında bir teori değildir, belirli bir önkabüle dayalı, yaşanan ve yaşanacak olan şeylerin başkaları tarafından tasarlandığını söyleyen, her şeyin saat gibi tıkır tıkır çalıştığını iddia eden safsatalar toplamıdır.

Hurafe ve anlatı (hakikatin olmadığı ve realiteye tekabül etmediği, bunun yerine kişilerin naratif aktarımlarının hakikatin yerine ikame edildiği), komploculuğu önemli oranda besler ve ona güçlü bir temel teşkil eder. İlk bakışta komik gelebilir ama birçok insa “yöneticilerin uzaylılar tarafından yönetildiğini” düşünmektedir. “Düz Dünyacılar”, dünyanın yuvarlak olduğunu, insan varoluşuna karşı bir komplo olduğunu ve “mutlak yaratıcıya” saldırı olduğunu düşünürler. Çokça rastladığımız “yabancılar”, “bölücüler”, “kafirler”, “faiz lobisi” “Türk toplumuna sokulan nifak” gibi komplo teorilerinin kodları günlük hayatı “yapılandırmaktadır”.

Özellikle son 10 yıl içerisinde bilişim teknolojisinin ilerlemesi, veritabanlı bilgilerin daha fazla toplanması, buna bağlı olarak algoritmaların güçlenmesi, insanların iletişim içerisinde oldukları internet ağlarında bu tür fikirlere daha fazla maruz kalmalarına neden olmuştur. Sizin ilgi alanlarınız, sosyal medya arkadaşlarınızın ilgi alanları, bunların üzerinde bıraktığınız “izler”, sizi devamlı olarak bu ilgi alanları tarafından “kuşatır”. Ve siz, örneğin “İllimunati”ye dair yazılar okuyorsanız,  sizin bıraktığınız veriler sonucunda benzer makaleler, haberler ya da videolarla karşılacak ve böylece kafanızdaki ön kabüle yeni “veriler” bulmuş olacaksınız. Bilişim teknolojisi komplo teorilerinin rağbet görmesinde temel faktör olmamakla birlikte, yine de göz ardı edilmemesi gereken önemli bir faktördür.

Düşünüş Biçimleri Üzerine Düşünme ve Gerekli Mücadele

Modern bilimin tarihi bilinenin aksine 200 yıllık bir geçmişe sahiptir. Ve modern bilimin tarihinde de, bilimsel olmayan ve Ardea Skybreak’in “çöp bilim” dediği birçok husus vardır. 2 Bunun dışında temel sorun ise kapitalist toplumun iş bölümüdür. Kafa emeği ile kol emeği arasındaki muazzam uçurum, insanların bilimsel düşünmeye erişimlerinin önündeki en büyük ve temel etkendir. Bir avuç azınlık bilimsel düşünce, buluş ve bunların yarattığı imkanlara ulaşırken, milyonlarca insan tüm bunlardan mahrum bırakılır. İnternetin yaygınlaşması, bilimsel çalışmaların erişiminin önündeki engellerin kısmi olarak kaldırılması insanların doğru fikirlere ulaşabilmesini de sağlamıştır.  Öte yandan bilimsel çalışmaların erişiminin önündeki engellerin tamamen kaldırılmasının önündeki en büyük neden, kapitalist emperyalist sistemin ta kendisidir. Eğer aşı hakkındaki bilimsel süreçler açık olsaydı, o zaman her ülkenin bilim isanları 2-3 firmayı beklemek zorunda kalmaz, kendi aşılarını yapmış olurlardı. Ancak yine burada sınıfsal/toplumsal köken devreye girmektedir. Eğer bir işçiyseniz ve günde 10-12 saat çalışmak zorundaysanız, bilimsel öğrenme sürecinden süpürülüp atılırsınız. Bu bireysel bir tavır değildir, tamamen toplumsaldır ve toplum çapında işlemektedir.

İnsanların döne döne hurafelere, anlatılara ve komplo teorilerine sarılmasının maddi zemini budur. İnsanlar anlayamadıkları, şüphe içerisinde oldukları ve kendilerini belirli bir güvensizlik ve belirsizlik içerisinde hissettikleri zaman, yaşadıkları toplumun hakim ve yaygın düşünüş biçimlerine kapılırlar. Oysa objektif realite olduğu gibi ve cereyan ettiği gibi ele alınması çok karmaşık bir süreçtir, ancak imkansız ya da “büyük beyinlerin” işi de değildir. Lakin bu karmaşıklık karşısında insanlar, yaşadıkları toplumsal koşulların da kendilerini devamlı geriye doğru çekmesi ve engel oluşturması sonucunda, yanlış düşünce biçimlerini edinirler. Mesela “deprem İzmir’i vurdu, çünkü zina yapıyorlardı” şeklindeki seksizmle karışık bir hurafe, insanların gerçeklik karşısında dini ideolojiye sarılması, doğa olaylarını ve toplumsal olayları “Allah’ın lütfu” olarak görmesi, idealist ve metafizik bir düşünüş biçimdir. “Çin, tüm dünyayı karıştırmak için Covid-19’u üretti ve böylece dünya ekonomisini ele geçirmek istiyor” şeklindeki komplo içerikler ya da Trump’ın sıklıkla başvurduğu “Çin virüsü saldırısı”, milliyetçi ve şovenist bakış açısının ürünüdür.

Dünyayı nasıl anladığımız, ona nasıl cevap vereceğimizin (epistemoloji) ve dönüştüreceğimizin de temelini oluşturur. Eğer insanlar hurafelere ve anlatılara kendilerini kaptırırlarsa, hakim üretim biçimini ve üst yapıda ifadesini bulan hakim düşünceleri anlamazlar. Böylece insanlar, bir salgın hastalık olsa da Covid-19 krizinin -insanlığın kapitalist emperyalizm şeklindeki yanlış örgütlenme biçiminden dolayı- neden olduğu dehşetin ve bu devasa krizin önündeki gerçek engelin doğrudan bu sistemin kendisi olduğu anlayışından uzaklaşmış olurlar. Haliyle insanların yaşadıkları gereksiz acıların, ızdırapların faturası “mikroçip” komplo teorileriyle “dış güce”, adeta ilk günahı işleten “şeytana” kesilmiş olur.

Bu tartışmanın diğer bir yönü ise yanlış düşünüş biçimlerine sahip olan insanların, hor görülüp, rafa kaldırılmaması gerektiğidir. İnsanlar değişebilirler, kendilerini değiştirerek koşullarını değiştirebilirler. Eğer bu mümkün olmasaydı, insanlar eski fikirlerden ve eski geleneksel ilişkilerden köklü bir kopuş gerçekleştirebilecek maddi zemine sahip olmasalardı bir devrimden bahsetmek mümkün olmayacaktı.

Marx’ın bahsettiği bu radikal iki köklü kopuşu gerçekleştirebilmeleri için insanların komünist devrime ihtiyacı var. Bugün bu komünist devrimin başlangıç noktasını, Bob Avakian’ın inşa ve önderlik ettiği yeni komünizm sunmaktadır. Bob Avakian’ın da söylediği gibi “bu komünist devrim mümkün, zorunlu ve arzulanabilir”.


1http://yenikomunizm.com/kuresel-olcekli-covid-19-salgini-baslayali-4-ay-oldu-kapitalist-emperyalist-sistemin-tiksindirici-anlamsizligi-ve-mutlak-acimasizligi-uzerine-notlar/. Bu sistem, bu krizin engellenmesi ve mücadele yürütülmesi önündeki en büyük engeldir. Bunun neden böyle olduğuna dair daha fazla görüş edinmek için linkteki yazıyı okuyunuz.

2Ardea Skybreak, Bilimin ve Bilimin Topluma Uygulanmasının Önemi, Komünizmin Yeni Sentezi ve Bob Avakian’ın Önderliği Üzerine, El Yayınları tarafından basıma hazırlanmaktadır. İngilizcesi için bakınız; https://revcom.us/a/378/Ardea-Skybreak-2015-Interview-en.pdf

Mehmet Seyhan

"Gerici olan her şey aynıdır; vurmazsan düşmez. Bu aynı zamanda yerleri süpürmek gibidir; süpürgenin erişemediği yerden toz kendiliğinden gitmez" - Mao Zedong

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER