Yeni Komünizm

“Ölmek İstemiyorsak” Yeni Sosyalist Cumhuriyetin İnşası İçin Birleşmeliyiz!

Editörün Notu: Aşağıdaki yazı İran Komünist Partisi (Marksist-Leninist-Maoist) tarafından tarafımıza iletilmiştir. 23 Ağustos 2019 tarihli bu yazı, Türkiye’de son dönemde yeniden kamuoyunda kendine yer bulan kadın cinayetleri üzerine hazırlanmıştır ve meselenin özüne ve ne yapılması gerektiğine ilişkin önemli bir perspektif sunmaktadır.


Türkiye’de kadına yönelik şiddet yine can aldı. Son günlerde sosyal medyadaki ana gündemi, hayatta kalmak için çığlık atan bir kadının birkaç saniyelik videosunun ortaya koyduğu dehşet verici görüntüler ve bu cinayeti kınayan mesajlar oluşturmaktadır. Bu kısa görüntüde , 38 yaşındaki Emine Bulut, kanlar içinde, kesilmiş boğazını eliyle bastırarak kanı durdurmaya çalışırken şok olan on yaşındaki kızı “Anne lütfen ölme!” diye yalvarıyor, korku içindeki annenin cevabı ise, “Ölmek istemiyorum!” oluyor.

Dört yıl önce kocasından boşanmış Emine Bulut, 18 Ağustos’ta kızı ile buluşsun diye eski eşi ile bir araya geldi. Bir anda çıkan tartışma sonucunda eski eşi, cebindeki bıcakla kadının boğazını kesti ve hiçbir şey olmamış gibi soğuk kanlılıkla taksiye binerek olay yerinden ayrıldı. Katil, mahkemedeki ifadesinde, cezai indirim sebebi olan, Türkiye’nin son dönemlerdeki hukuk düzeninde duymaya alıştığımız tahrik unsurunu ortaya koydu; “Çocuğumun velayeti konusunda konuşurken bana hakaret edince sinirlenip yanımda gezdirdiğim bıçakla vurdum.”

Bu video kamuoyunu ayaklandırdı ve İslami kapitalist yönetimin körüklediği “kadına yönelik şiddetin” geldiği korkutucu boyut gündem oldu. Görüntü o kadar dehşet verici ki, hiç kimse düzenin yanında yer alıp her zaman olduğu gibi mevcut yasalara kılıf bulmaya cesaret edemedi. Olayın ciddiyeti sayesinde iktidar ve Kadın ve Aile İşlerinden sorumla bakanlık dahi mağdurların acılarını dindirmek için harekete geçmek zorunda kaldı. Bakan, avukat ve belediye başkanı dahil olmak üzere herkese bu konu hakkında konuşuyor, bu bariz suçu hepsi kınıyor. Aydınlarla birlikte tüm insan hakları savunucularının, eşcinsel aktivistlerin, kadın ve çocuk haklarını savunan kuruluşların ve azınlık hakları savuncularının vicdanları sızlamaya başladı. Herkes ortak bir acı yaşıyor.

Emine Bulut’un öldürülmesi, Türkiye kamuoyunu “kadınların ezilmesi” meselesinde yeniden harekete geçirdi. Kadınlar, Emine Bulut ile birlikte bağırdı: “Ölmek istemiyoruz”, “Sahte bahanelerle ölmek istemiyoruz”. Toplumdaki ilerici düşüncelerin böylesi temel konular etrafında harekete geçmesi çok önemlidir. Fakat daha da önemlisi, bu noktada devrimci ve ilerici güçlere düşen görevlerdir. Bunlar yaşanan gerçeğin ne olduğu hakkında kamuoyu anlayışının seviyesini yükseltebilme ve bu mücadeleleri radikal bir mücadeleye dönüştürebilme kabiliyetine sahip olmalıdır. İnsanlar, tüm insani duygularıyla birlikte, egemen fikirlerle sınırlı kalmaktadır. Katili cezalandırmak, yasaları değiştirmek veya bu suçlardan kurtulanların acısını dindirmek hiçbir şeyi değiştirmez. Bunlarla sınırlı kalmak yalnızca suça ortaklık etmektir!

Kadınlara yönelik baskı, emperyalist kapitalist sistem içindeki temel bir çelişkidir ve bu sistemin iç dinamikleri dünyanın değişik yerlerinde değişik şekillerde bu baskıyı üretir ve geliştirir. İran’da, ABD’de, Türkiye’de, Çin’de veya Rusya’da gerçekleşmesi çok da önemli değildir. Kadına yönelik baskı, eşitsiz ilişkilerle yönetilen toplumlarda iktıdarların en önemli besin kaynağı ve dayandığı temel ayarlardan biridir. Tam da bu nedenle, kadına yönelik şiddetin küresel ve tarihsel kökleriyle hesaplaşmadan yürütülen her mücadelenin kendi sınırları içindeki yetersiz bir savaşın bağlamında kalmaya mahkum olacağını belirtmek gerekiyor. Bu mücadelenin sonucu ise, egemenlerin daha fazla güçlenmesi ve ilerici güçlerin puskürtülmesinden başka bir şey olmayacaktır.

Doğrudur. Çığlık atmak gerekiyor. Böyle acımasızlıkları besleyen bir düzenin aleyhine en yüksek sesle ve tüm öfkemizle bağırmalıyız! Kadın karşıtı yasaları onarmak kurtuluş değildir. Eğer ölmek istemiyorsak, eğer diğer Eminelerin ve çocuklarının dünyanın gözleri önünde kanlar içinde kalmasını istemiyorsak, hayatta kalmak ve hayatı yaşamak istiyorsak, bu çürümüş gerici sistemin ölüm saçan köklerini söküp atmalıyız! Sömürü ve baskıya dayalı bir dünyaya karşı çıkmalıyız. Böylesi sömürü ilişkilerini reddeden bir düzeni tanıtıp desteklemeliyiz. Kendi ilişkilerimizi, kendi iktidarımızı ve kendi dünyamızı kurmalıyız!

Kadınlara yönelik baskıya karşı mücadele vermek istiyorsak, yoksulluğa, ulusal baskıya, tüm dünyadaki emperyalist ve gerici savaşlara, dinsel dayatmalara, gezegenin acımasızca imha edilme sürecine karşı savaşmalıyız. Kadına yönelik baskının kökten çözümü için devrim gerçekleştirecek bir hareketi başlatmalıyız. Devleti tüm sınıf ve tiranlık ilişkileriyle birlikte, bütün olarak devirmeli ve yeni bir sosyalist cumhuriyet kurmalıyız. Bu yeni sosyalist cumhuriyet, özel mülkiyeti ortadan kaldırarak sınıfsal ayrışmaların ve eşitsiz ilişkilerin beslendiği tohumları kurutacak, eşitsizlik ve zulüm yaratan üretim ilişkilerini sona erdirecek ve bu ilişkilerden doğan toplumsal ilişkilerle birlikte mevcut tüm siyasal ve ideolojik eşitsizliklerin kökünü kazıyacaktır. Yeni Sosyalist Cumhuriyet, tüm köhne ve gerici fikir ve inançları yok ederek yepyeni bir dünya vadediyor.

#ölmekistemiyoruz_başkabirdünyayaratmalıyız
#Ölmek_istemiyorum
#ölmekistemiyoruz

İran Komünüst Partisi (Marksist-Leninist-Maoist)

23 Ağustos 2019

Yeni Komünizm

Gerçek Bir Devrim ve Kökten Yeni Bir Toplum İçin Gerçek Kurtuluşa Giden Yolda Bilim, Strateji ve Önderlik

Görüşlerinizi Paylaşın