Yeni Komünizm

Önderliğin “Liderler” ve “Önderlik” Üzerine 1995 Yılı Kararları

BAsics

Editörün Notu: Devrimci Komünist Parti ABD Merkez Komitesi’nin aşağıdaki belgesi revcom.us web sitesinde parti belgeleri arasında yer almaktadır. Partinin 20. yılı vesilesi ile kamuoyu ile paylaşılmıştır. İki bölümlük dökümanın çevirisini okurlarımızın dikkatine sunarız.

Kaynak için bkz: Resolution: On Leaders and Leadership (revcom.us) ve Some Points On the Question of Revolutionary Leadership and Individual Leaders (revcom.us)


Bölüm I: Parti Kitlelere Hizmet Etmek ve Devrim Yapmak İçin Vardır, Başka Herhangi Bir Sebepten Ötürü Değil!

Her şeyden çok proleter devrime ihtiyacımız var: Silahlı bekçilerini devrimci mücadele yoluyla yenerek iktidardaki burjuva sınıfını devirmemiz, tüm devlet aygıtlarını parçalamamız ve halk kitlelerinin içinde ve merkezinde yer alacakları yeni ve kökten farklı bir toplum inşa etmeye başlamamız gerekiyor.

Marksizm-Leninizm-Maoizm’in (MLM) temel ilkelerini ve bilimsel metodolojisini her ülkede ve dünya çapında ciddi şekilde uygulamadan bunu başarmanın hiçbir yolu yoktur. Devrimci pratiğe rehberlik etmek ve devrimci hareketin pratik sorunlarını doğru bir şekilde çözmek için tarihsel kapsam, vizyon ve sürekli değişen toplumsal koşulların somut analizi birleştirilmeli ve tutarlı bir şekilde uygulanmalıdır.

Bütün bunlar iyi fikir ve iyi niyetten fazlasını gerektirir. Gerçek bir devrimci örgütlenmeyi ve sağlam bir şekilde bu temel ilkelere, bu temel metodolojiye dayanan gerçek bir devrimci önderliği gerektirir. Stratejik hedefleri her zaman sağlam bir şekilde devrimci pratiğin ön saflarında tutabilen bir önderlik olmalı. Devrimci hareketin rotasından sapmasını sürekli ve etkili bir şekilde engelleyebilen, eylem ve ilerleme için boşlukları fark edip bunlardan yararlanabilen bir önderlik olmalı.

Partimiz, yıllar önce devrimci fikirli insanların mücadeleleriyle doğdu. Yıllar boyunca pek çok şey öğrendik ve devrim yolunda sebat ettik. Bugün Partimiz, halk kitlelerinin devrimci değişim çabalarının gelişen bir ifadesi, damıtılması ve yoğunlaşması olmaya devam ediyor.

Partinin amacı ve varlık nedeni, halk kitlelerine hizmet etmekten, onların devrim yapmalarını ve dünyayı dönüştürmelerini sağlamaktan başka bir şey değildir. Halk kitlelerinin kendisi gerçekten de Partinin kökleri ve can damarıdır. Kitleler olmadan Parti bir hiç olurdu.

Partimiz sadece bir bireyler topluluğu değil, kolektif bir örgüttür. Bizler her şeye kolektif bir şekilde karar veririz ve birlikte hareket ederiz. Gücümüz kolektivitemizde yatar, bu durum kitlelerin inisiyatifiyle doğru bir şekilde bağlantı kurmamızı, bunu açığa çıkarmamızı, buna önderlik etmemizi ve kitlelerin temel çıkarlarına uygun olarak buna en güçlü devrimci ifadesini vermemizi sağlar. Bu kolektivite, Parti birimlerinin çeşitli düzeylerdeki kolektif işleyişi ve Partinin tüm Parti içinde yukarı ve aşağı doğrultularda bilgi ve komuta zinciri yoluyla ifade edilir ve gerçekleştirilir.

Partimiz, yüksek derecede bireysel girdiyi ve inisiyatifi (bireylerden ve her düzeydeki Parti birimlerinden) yüksek derecede irade ve eylem birliği ile birleştirmemize izin veren bir yöntem olan demokratik merkeziyetçilik temelinde örgütlenmiştir. Bu yöntem, düşmanla örgütlü ve disiplinli bir şekilde savaşmamızı sağlar. Partinin bilgi ve komuta zincirinin, Partiyi kitlelerle bağlayarak, onların devrimci çıkarları için savaşmalarına önderlik edecek şekilde işleyişini mümkün kılar. Demokratik merkeziyetçilik, kitle çizgisinin örgütsel bir ifadesidir.

Demokratik merkeziyetçiliğin her iki yönü, halk kitlelerinin (hem Parti içi hem de dışındaki) çeşitli fikir, deneyim ve katkılarından yararlandığımız ve bunları bir araya getirdiğimiz süreç olan kitle çizgisinin uygulanması için gereklidir. Kitlelerin kolektif bilgi ve deneyimlerinin en iyisini zaman içinde yoğunlaştırmak ve bunu devrimci çizgi ve politikalar ve kitlelere geri sunmak için, tarihin özetlenmiş dersleri ve geleceğin ne olabileceğine dair en kapsamlı vizyon ve pratik devrimci rehberlik sağlar. Bunu, düşmanın aşması zor olan, mümkün olan en güçlü birlik ve disiplin duvarını korurken gerçekleştiriyoruz.

Partimizin tüm üyeleri, farklı yeteneklere ve gelişme düzeylerine sahip devrimci liderlerdir. Hepsi çok değerlidir: Halka hizmet ederler, desteklenmeleri ve saldırılara karşı korunmaları gerekir.

Parti içindeki yoldaşlar iyiyi ve kötüyü paylaşırlar, birbirlerini kollarlar: Bu da kolektivitemizin ve devrimci bakış açımızın bir ifadesidir. Parti içinde, tüm yoldaşların katkıda bulunduğu devrimci teori ve pratiğin geliştirilmesi için ne yapılması gerektiği, doğru ve yanlış üzerinde çok sayıda kolektif tartışma ve çekişme vardır (ve her zaman da olmalıdır).

Parti örgütü, her biri kendi önderliğine sahip olan ve çeşitli üst yönetim organlarını besleyen çeşitli küçük grup ve birimlerden oluşur. Partinin bir bütün olarak kolektivitesi en çok Merkez Komitemizde yoğunlaşır ve burada en iyi şekilde temsil edilir.

Tüm Parti organları gibi, Merkez Komitesi de kolektif bir şekilde çalışır. Kitlelere ve devrimci davaya kendini kanıtlamış, MLM’nin temel ilkeleri ve temel metodolojisinde sağlam bir şekilde kendini temellendirmiş yoldaşlardan oluşan Merkez Komitesi, kolektif olarak kendisine ve onun aracılığıyla tüm Partiye önderlik etmeye en uygun bireysel lideri tanır.

Bob Avakian Partimizdeki Bu Liderlerin Önderidir

Bob Avakian, Partimizin tüm liderleri arasında bireysel açıdan Merkez Komitesi’nin kabul ettiği önderdir:

*Merkez Komitesinin ve Daimi Organlarının kolektivitesine en iyi şekilde önderlik etmektedir, bu şekilde Partinin kolektif yapıları ve yönetici organları aracılığıyla Partiye ve kitlelere önderlik etmektedir.

*Aşağıdan, Parti içindeki ve dışındaki halk kitlelerinden gelenleri damıtmak ve yoğunlaştırmak için Parti kolektivitesinden en iyi şekilde yararlanmaktadır.

*Tarihin derslerini ve özellikle de enternasyonal proletaryanın devrimci mücadelesinin derslerini en iyi şekilde damıtıp yoğunlaştırmaya muktedirdir.

*MLM’nin bugüne kadarki en temel politik, ideolojik ve örgütsel ilkelerini en iyi şekilde damıtıp yoğunlaştırmaya ve bunları uygulama sürecine önderlik etmeye etmeye muktedirdir.

*Bilinmeyen yolları belirlemek ve devrimci çalışmayı sürekli olarak nesnel çıkarlar ve sınıfımızın genel stratejik hedefleriyle daha yakın bir uyum içine getirmek için, toplumsal pratik ve teorinin her alanıyla ilgili kilit önemdeki diyalektik ve tarihsel materyalizm bilimsel yöntemini en iyi kavrayabilen ve bilinçli olarak kullanan kişidir.

*Büyük bir tarihsel kapsama ve vizyona sahip olarak gelişmiş bir ideolojik ve metodolojik temellendirmeyi, kitlelerin duygularına ilişkin gerçek bir anlayışla ve pratik devrimci hareketin sorunlarına ilişkin derin bir kavrayışla en iyi şekilde birleştirip bağlayabilen kişidir.

*Revizyonizme ve oportünizme karşı iki çizgi mücadelesinde ve tüm hatalı gelgitlere karşı Partimizin devrimci güçlerine en iyi şekilde önderlik edebilecek güçtedir.

*Gerçek proleter enternasyonalizmi için bir standart oluşturabilecek ve uluslararası komünist hareketin bir parçası olarak, Devrimci Enternasyonalist Hareketi’n bir parçası olarak enternasyonalist sorumluluklarını yerine getirmede partimize önderlik etmektedir.

DKP’nin Merkez Komitesi olan daha büyük kolektivite, bu kriterleri en iyi karşılayan -ve bunu Partimizin ve uluslararası hareketin tarihindeki kritik dönemeçler de dahil olmak üzere defalarca kanıtlamış- kişinin açıkça Bob Avakian olduğunu kabul eder.

Yoldaş Avakian, bir burjuva liderin tam tersidir: Son derece ilkeli olması, muazzam kişisel özelliklere ve siyasi bütünlüğe sahip olmasıyla tanınır; hayatında halka hizmet etmeyi, halk kitleleri için yaşamayı ve nefes almayı her şeyin üstünde tutmuştur; MLM’nin eleştiri ve özeleştiri yöntemini uygulamada bir model olmuştur; büyük kişisel riskler karşısında kararlı bir şekilde devrimci olarak kalmıştır; MLM bilimini kavramada ve yaymada çok önemli bir rol oynamış ayrıca bunun devrimci pratiğe uygulanmasında yeni zeminler çizmiştir; kendisi hataların köklerini araştırmak, hatalardan ders çıkarmak ve bunları düzeltmek için Partiye önderlik etmiştir; devrimci örgütümüzün kolektif gücünü kullanma, yoğunlaştırma ve yayma konusunda oldukça yetenekli olduğunu göstermiştir; öte yandan espri anlayışını da hiçbir zaman kaybetmemiştir! Kısacası, kendisi yüksek seviyede donanımlı devrimci komünist bir yoldaştır!

DKP Merkez Komitesi, Yoldaş Avakian’a ve onun DKP, ABD Merkez Komitesi Başkanı rolüne olan saygısını, sevgisini ve kesin desteğini coşkuyla yeniden teyit eder.

Bu zamanların zorluklarını ve fırsatlarını daha iyi karşılamak için kolektif mücadelemizi hızlandırmanın bir parçası olarak, Merkez Komitesi tüm Parti üyelerini ve devrimci fikirli insanları daha fazla düşünmeye ve gerçek devrimci önderliği tam olarak neyin oluşturduğunu tartışmaya ve üzerinde düşünmeye ve değerlendirmeye, Merkez Komite Başkanımızın bu bağlamdaki özel rolü ve katkılarından ders almaya çağırıyor.

Merkez Komitesi, burada ayrıca, düşmanın Başkan Avakian’ın can alıcı devrimci sesini susturmasını veya devrimci kitlelerin devrimci önderliğini inkar etmesini önleme doğrultusundaki kararlılığımızı ve onun rehberliğinin ve metodolojisinin giderek genişleyen bir kitleye ulaşmasını sağlama konusundaki yenilenen kararlılığımızı bir kez daha yineler.

DKP, ABD Merkez Komitesi, bu vesileyle tüm devrimci fikirli insanları bu adanmışlıkta bizlere katılmaya davet ediyor.

Devrimci Komünist Parti, ABD Merkez Komitesi – 1995


Bölüm II: Devrimci Önderlik ve Bireysel Liderler Meselesi Üzerine Bazı Noktalar

Herhangi bir yerde herhangi bir devrimci güç için -ve onların müttefikleri ve destekçileri için- en önemli meselelerden biri, liderler ve önderlik meselesidir. Devrimci insanların bireysel liderlere ihtiyacı var mı? Zaten devrimci olan bir kişiyi devrimci bir lider yapan nedir? Bir lideri, önderlikte diğerlerinden “daha iyi” yapan şey nedir? Liderleri ve rollerini değerlendirmek için hangi kriterleri kullanmalıyız? Bireysel liderler insanüstü değilse, zayıf yönleri varsa veya hatalar yapabiliyorsa, onları tanıtmalı mıyız? Bireysel liderlerin çoğu teslim olmaya, dağılmaya veya yok olmaya mahkum mu? Bu durum, kitlelerin onlara tanrı gibi davranmasına, ayrıca bireysel liderlerin gittiklerinde, ezildiklerinde veya dağıldıkları durumlarda olası hayal kırıklıklarına ve felç durumuna yol açabilecekse, o halde neden bireysel liderleri öne sürme ve onları tanıtma zahmetine girilsin ki? Bireysel liderlerin tanıtılması, kitleleri inisiyatif alma ve bilinçli devrimci aktivistler ve liderler haline gelme ihtiyacını kabul etmekten caydırmaz mı? Çalışma yöntemlerimizde kolektiviteden yanaysak ve komünist bir ruh ve yaşam tarzı için çabalıyorsak, o zaman neden bireysel liderleri öne çıkarıyoruz? Peki ya Parti içindeki inisiyatif: Bireysel liderlerin tanınması ve tanıtılması, temel üyelerin veya alt düzey kadroların inisiyatifini ve çok yönlü katılımını engelleme eğiliminde midir? Önderlik ve yönetilenler arasındaki doğru ilişki nedir?

*****

Yukarıda listelenen soruların tümü daha derinlemesine tartışmaya değer. Farklı katmanlardan ve farklı yaşam deneyimlerine (ve farklı politik deneyim düzeylerine) sahip insanlar bu soruları farklı yanıtlama eğiliminde olacaktır.

Devrim yapma konusunda ciddi olan çoğu insan, devrimci çalışmayı yönlendirmek, koordine etmek ve sistematik olarak ortaya çıkarmak ve en nihayetinde iktidarı ele geçirmek ve yepyeni bir toplum kurmaya başlamak için belli bir yapıya, örgütlenmeye ve önderliğe olan ihtiyacı kabul eder.

Özellikle de sıradan kişiler, genellikle düşmanın baskıcı eline fazlasıyla aşina oldukları için, sıkı bir örgütlenme ve net önderlik çizgileri olmadan yetkililerin gücüne ciddi bir şekilde meydan okunamayacağını, bunların yenilgiye uğratılamayacağını kolaylıkla belirtirler. Buna rağmen -özellikle de ABD gibi bir ülkede- temel kitleler arasında devrimci liderlere ilişkin önemli miktarda kinizm durumu mevcuttur: Liderlerin “satacağı” veya satmasalar bile düşman tarafından kitlelerden kopartılacakları ve bu konuda yapılacak pek de bir şey olmadığı görüşü mevcuttur. Bu türden bir kinizm, temel kitleler ile önderlik arasındaki bağlantıyı ve her birinin diğerine karşı sorumluluklarını ortaya çıkararak üstlenilmesi gereken bir şeydir.

Komünist bir devrimci harekette bireysel liderlere sahip olmanın ve onları tanıtmanın “doğru” olup olmadığı konusunda en fazla “sorusu” olanlar genellikle orta tabakadan gelen insanlar ve özellikle de entelektüel tiplerdir. Bu soruya çoğu zaman, parçası olduğumuz belirli tarihsel çağın maddi gerçekliklerinden ve gerekliliklerinden bağımsız bir şekilde, boşlukta veya fazlasıyla soyut olarak bakarlar. Ancak insanlığın, formal bir işbölümü, önderlik yapıları ve hiyerarşilerden vazgeçmeyi göze alabileceği bir aşamaya henüz ulaşmaması durumu, maddi gerçekliğin bir hakikatidir. Soru şu olmalıdır: Bu yapıların doğası nedir ve bu yapılar kimin çıkarlarına hizmet etmektedir?

Sınırlı kapsamda ve yalnızca az sayıda konu etrafında tartışmaya ve eyleme geçmeye çalışan çok az sayıda insan, bazen bir önderlik yapısı ve bireysel liderler olmaksızın “genel konsensüs” yoluyla bunu gerçekleştirebilir. Ancak hedefler, temel ve kapsamlı toplumsal değişiklikler yapmaya çalışmak olunca, ve kesin olarak toplumun tüm örgütlenme biçiminde ve dünya ölçeğinde devrimci bir dönüşüm elde etmek için kişinin arka bahçesinin ötesine geçer geçmez ve sorumluluk alır almaz, o zaman daha resmi iş bölümü, yapı ve önderliğe duyulan ihtiyaç aşikar hale gelir. Ve dahası, dünyayı değiştirmeye yönelik bu çabalar, şu anda iktidarda olanların karşı çıkmasından bağımsız değildir.

Ama eğer bütün bunlar doğruysa, bu durumda belirli bireysel devrimcilerin bu sürecin bir yoğunlaşması olarak ortaya çıkması ve kendilerinin devrimci önderliğin -devrimci davaya özverili bir bağlılık ve kitlelerin derin sevgisinin yanı sıra kitleleri özgürleştirmek ve onların nesnel çıkarları doğrultusunda devrimin yolunu çizmek için gereken bilimsel metodolojiyi güçlü bir şekilde kavramak dahil- en iyi niteliklerinin konsantre bir ifadesi haline gelmesi gerçeği, böylesi bireysel bir liderin veya liderlerin varlığı yakınılacak bir şey değil, aksine hoş karşılanacak ve kutlanacak bir şeydir! Halkın gücünün bir parçasıdır.

İronik olarak, devrimci önderliği “kabul etme” konusunda en fazla tereddüte sahip olan orta sınıftan güçler, sistemin ve toplumun temel dinamiklerinin işleyişinin, yaşamın ve toplumun her alanında halihazırda egemen baskıcı güçler ve kurumlar tarafından ne kadar “yönlendirildiklerini” görmekte genellikle başarısızdırlar! Bunun için tek gerçek alternatifin, kökten farklı hedeflere sahip, kökten farklı bir önderlik biçimi tarafından yönlendirilmeyi seçmeleri ve kendilerinin de böylesi bir lider olmayı öğrenmeleridir.

Bu tür insanlar ayrıca, insanlar da dahil olmak üzere tüm süreçlerde ve tüm şeylerde eşitsiz bir gelişme olduğu gerçeğinin pratik sonuçlarını yeterince düşünmezler. Bu durum, öncü güçler ve genel olarak halk kitleleri arasında geçerlidir. Diğer türlü nasıl olabilir ki? Ancak bu eşitsizlik kötü bir şey değildir: Diyalektik materyalizm perspektifinden doğru bir şekilde anlaşıldığında, eşitsizliğin kendisi bir büyüme ve gelişme kaynağı ve ilerleme için bir katalizördür.

Ancak bu durum birçok aydın tarafından devrimci partilerde ve hareketlerde önderliğin ve bireysel liderlerin tanıtılması hakkında sorulan soruların ciddi şekilde tartışmaya değer olmadığı anlamına gelmez. Örneğin, devrimci harekette, halk kitlelerinin bilinçli inisiyatifinin en iyi şekilde nasıl açığa çıkarılacağının ve onların yürütme işini başkalarına bırakmak isteyebilecekleri herhangi bir eğilimle nasıl mücadele edileceğine ilişkin kendini ortaya koyan (ve pratikte tekrar tekrar ele alınması gereken) gerçek pratik sorular vardır. Benzer şekilde, devrimci saflar içinde, “yukarıdan” kaynaklanan herhangi bir çizgiyi ve politikayı eleştirmeden ve yavan bir şekilde hemen kabul edecek insanları her tür “memur zihniyetinin” gelişmesine karşı koruyabilmek önemlidir.

Bununla ilgili olarak, Yoldaş Avakian’ın defalarca vurguladığı bir noktayı hatırlamak önemlidir: Önderliğin gerçekten devrimci bir önderlik olduğu yerde, önderlik kendi rolünü MLM ilkelerine uygun olarak ne kadar doğru oynarsa, kitlelerin bilinçli inisiyatifi de o kadar büyük olacaktır.

Kitleler ve örgütlü devrimci güçler arasında devrimci bir temelde birliğin en iyi nasıl inşa edileceğine dair gerçek sorular da var. Sahanın genellikle düşman saldırılarının etkisiyle, gerileme ve yenilgi olasılığı nedeniyle daha da karmaşık hale gelmesiyle birlikte, bir dizi soruda her zaman gelişim eşitsizliği ve farklılıklar olması zorunludur.

Ancak, her şeyde olduğu gibi, önderlik meselesini doğru bir şekilde ele almak için, kendimizi MLM’nin bilim ve metodolojisine sağlam bir şekilde oturtmalıyız: Bu temelde çizgileri ve politikaları değerlendirmeli ve neyin zorlayabileceğini belirlemeliyiz, başka bir temelde değil. Ve sonrasında, her şeyi devrimci bir yönde ilerleten çizgileri ve politikaları ilerletmenin ve herhangi bir zamanda onları yoğunlaştıran ve somutlaştıran bireyleri ve örgütleri somut olarak desteklemenin yollarını bulmalıyız.

Hiç kimse devrimci bir lider olarak doğmaz ve insanların nasıl devrimci liderler olacağına dair belirlenmiş bir formül de yoktur. Her devrimci lider, özellikle devrimci harekette, kişisel yaşam deneyimlerinin ve daha geniş toplumsal deneyimin karmaşık bir karışımıdır ve devrimci liderler herhangi bir etnisiteden, milliyetten, cinsiyetten olabilir ve birçok farklı geçmişe sahip olabilirler.

Bir bireyin devrimci önderliğin rolüne ve sorumluluklarına özellikle uygun olduğunu belirlemek için aynı nesnel ölçütler herkese uygulanmalıdır: Esas olan, enternasyonal proletaryanın duruşunu, bakış açısını ve metodolojisini benimseme ve uygulama konusunda en büyük yeteneği göstermeleridir. Bu durum, uluslararası komünist hareketin deneyimiyle gösterilmiştir; bugün dünya çapında MLM partileri ve organizasyonları dünya proleter devriminin ilerlemesi için büyük bir gücü temsil eden bir dizi lideri öne çıkarmıştır ve çıkarmaya da devam edecektir.

Temel kitleler genellikle derin yaşam tecrübelerinden kaynaklı, düşmanın yoğunlaşmış gücüne sadece “iyi fikirler”, “iyi niyetler” ve devrimci safların belirsiz bir “genel konsensüs” ile ciddi bir şekilde meydan okunamayacağını bilirler. Halkın yeni ortaya çıkan gücünü ve savaşçılığını ortaya çıkarmak, yönlendirmek ve kullanmak için gerçekten sıkı örgütlenme ve gerçek siyasi, ideolojik ve örgütsel önderlik gerekir.

Dolayısıyla devrimci kitleler liderlere olan ihtiyacın farkındadırlar. Ancak bu yeterli değildir. Gerçek devrimci liderler devrimci halk tarafından ortaya çıkarılır, geliştirilir, desteklenir, sürdürülür ve devrimci bir halk bu bağlantıyı çok daha eksiksiz olarak anlamalıdır. Devrimci liderler, gerçek anlamda kendileri devrimin kökleri ve filizleri olan devrimci halkın çiçekleri ve meyveleridirler.

Devrimci halk olmadan liderler birer hiçtir. Ve mayın tarlalarında rotayı çizecek gerçek devrimci liderler olmadan, halk kitleleri bunlar mümkün olduğunda gerçek devrimci atılımlar yapmanın yolunu bulamayacaktır. Devrimci önderlik olmadan halkın direnişi defalarca ezilecek ve “öteki tarafa geçmeyi” başaramayacaktır.

Bireysel liderler tanrı veya insanüstü varlıklar değildirler. Herkes gibi onların da bireysel başarısızlıkları vardır, devrime önderlik etme konusunda genel olarak iyi bir iş çıkarsalar bile hata yapacaklardır.

Hatta bazıları bundan daha da kötüsünü yapacak, bir noktada kırılacak ya da bir şekilde düşmana teslim olacak ve devrime ihanet edecektir. Ve bazılarımız düşman tarafından alınacak, hapse atılacak veya öldürülecektir.

Herkes bu tür şeylerin olabileceğini anlamalı ve bu tür darbelerin devrimci bir süreci ve yönü temelden rayından çıkarma olasılığını en aza indirmek için bu tür olasılıklara hazırlanmalıdır. Ancak bu olasılıklar, bizi devrim olasılığı konusunda kinik veya umutsuz kılamaz. Çünkü devrimin temel gücü, devrimci temel, devrimci halkın kendisidir. Ve baskı olduğu müddetçe, halkın zaman içinde devrilen ya da bizden alınanların yerine yeni devrimci liderler çıkaracağı da doğrudur. Ancak şunu da vurgulamak gerekir ki, bu tür kayıpları en aza indirmek ve bu tür kayıpların meydana geldiği durumla ilgilenmek, devrimci kitlelerle birlikte partinin gerçek anlamda sorumluluğudur.

Devrimci liderlerin kendileri, mümkün olan en büyük devrimci kolektiviteyi ve devrimci safların mümkün olan en fazla şekilde büyümesini ve çok yönlü gelişimini desteklemeye dikkat etmelidir, ve mümkün olan en büyük ölçüde, birçok kıdemli ve yeni ortaya çıkan liderin -eğer bizden alınırlarsa- diğerlerinin onların yerini almaya hazır olması gerekir.

Öte yandan, şunu inkar etmek mümkün değildir: Gerçek bir devrimci liderin kaybı -ve bu kişi, kilit ve kritik bir önderlik rolü oynayan bir bireyse- bu durum hepimizin göğsünden bir kalbin sökülmesine benzer. Böyle şeyler olduğunda, bununla ilgilenmeli, yeni liderler öne çıkmalı ve devrimci davaya rehberlik etmeye devam etmek için öne çıkarılmalıdır. Ancak her şeyden önce de, böyle şeylerin olmasını önlemek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.

Kilit devrimci liderler, sahip olduğumuz her şeyle savunulmalı ve korunmalıdır. Onlar, aslında, yoğunlaşmış biçimde devrimci halktır. Halkın sunduğu, tarihin belirli bir noktasında ortaya çıkardığı ve öne çıkardığı en iyi şeyleri somutlaştırırlar. Bu tür devrimci liderlere saygı duymak, onları korumak ve savunmak, halkın kendisine saygı duymak, onları korumak ve savunmak demektir.

Devrimci saflarda her zaman birçok farklı şey ve ilerlemenin doğru yolunun ne olduğu hakkında tartışmalar ve çekişmeler olacaktır (ve her zaman da olmalıdır). Bu çok sağlıklı ve önemlidir ve devrimci saflardaki kitle çizgisinin bir ifadesidir ve birçok yönden devrimin ve inşa edeceğimiz gelecekteki toplumun “besini” olacaktır.

Ancak düşmana karşı saflarımızı sıkı sıkıya kapatıyoruz ve onlara güçlü ve çatlaksız bir birlik duvarı ve önderliğe bağlılık sunuyoruz. Bu durum, kendi saflarımızı ihlal etmelerini daha da zorlaştırıyor.

Bunu düşmana çok keskin bir şekilde hissettirmeliyiz: Eğer devrimci liderlerimizin peşine düşerseniz, önce bizim ve devrimci halkın içinden geçmeniz gerekir. Bu derece ciddiyiz.

Devrimci bir komünist lider olmak ne demektir? Devrimci partinin farklı düzeylerde ve yeteneklerde birçok lideri vardır. Çeşitli farklı güçleri bünyesinde barındırırlar. Hepsi devrimci mücadelenin uygulayıcıları olduğu kadar vizyoner kişilerdir, ancak hiçbiri bugün devrimci halkın ya da yaratmaya çalıştığımız gelecekteki yeni toplumun en iyi özelliklerinin cisimleşmiş hali değildir. Bu, partinin gücünün ve kuvvetinin en iyi şekilde onun kolektivitesi ile ifade edildiğinin bir başka ifadesidir.

Yine de her lider, devrimi ve yeni toplumu gerçeğe dönüştürme sürecinin önemli bir parçasıdır. Her biri kendi özel güç ve yetenek karışımını devrime getirir. Her biri, diyalektik ve tarihsel materyalizmin bilimsel metodolojisini devrim yapmanın meselelerini incelemek ve uygulamak için mücadele eder. Her biri birçok şeyi doğru ve bazı şeyleri de yanlış yapar, hepimiz devrim yapma sanatında daha güçlü ve daha iyi olmayı deneyimleyerek öğreniriz.

Her biri küçük kaygılar ve kişisel çıkarlarla değil, insanlığın büyük çoğunluğunun ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak için işlerin nasıl yapılabileceğine dair bir vizyonla motive olurlar. Her biri bazen yorulur, ama sonra bir kez daha çok çalışmak için mücadele eder. Her biri bazen korkar, ama sonra bir kez daha cesur olmak ve korkmamak için mücadele eder.

Her şeyden önce, tüm gerçek devrimci komünist liderlerin ortak noktası şudur: Diyalektik materyalizme dayanarak, halk kitlelerine olan stratejik güven.

Devrimci bir liderin hayatı, fedakarlık ve sıkı çalışma, sık sık hayal kırıklıkları, kendinden şüphe etme ve önemli riskler ile kitlelere özverili bir bağlılık ve daha iyi bir dünya için mücadeledir. Ve aynı zamanda başka bir nokta daha vardır: Özellikle halk kitlelerinin kinizmlerini, korkularını veya umutsuzluklarını daha kolay bir şekilde atarak, onların devrimci harekete katılmaları için coşku ve yaşam dolu bir meydan okuma ile öne çıkarlar.

Halkın her şeyi yenen ruhu ve güçlü birliği ve onun devrimci ifadesi, devrimci saflarda yol alır ve her gerçek devrimcinin ruhu başka hiçbir şeye benzemez! Bu muazzam bir şeydir ve -temel halktan beslenen ama onların büyüyen özgürleşmeleriyle asla beslenemeyen- soğuk ve kalpsiz burjuvalar bundan asla zevk alamayacak ve hatta korkacaktır. Ama bu bizim için her şeye değer.

Devrimci yoldaşlar: Partimizi, devrimci önderlerimizi, devrimci halkımızı ve devrimci bir gelecek vizyonumuzu savunmalı, desteklemeli ve kutlamalıyız. Çünkü bunlar etle tırnak gibidirler.

Partimizin Merkez Komitesi Başkanı Bob Avakian Hakkında:

Merkez Komitemizin Başkanı Yoldaş Avakian’ın büyük bir devrimci lider olduğunu gerçekten nereden biliyoruz? Bu makul bir sorudur ve yanıtlarken cesur ve dürüst olmamız gereken bir sorudur.

Bunun ispatının eninde sonunda tarihin akışı ve kitlelerin eylemleri olacağını biliyoruz. Ancak bu arada, halihazırda pek de az gösterge yok.

Örneğin, Partimizin tüm kolektivitesinin en iyi ve en yoğun temsili olan Parti Merkez Komitesi olan kolektivite, bu uzun yıllar boyunca Merkez Komiteye ve onun aracılığı ile tüm Partiye önderlik etmesi için kendisini seçmeye devam ettiğini söylüyor.

Değişen bir toplumda ve dünyada o kadar uzun yıllar tutarlı devrimci pratik biriktirdiğini, asla pes etmediğini, davayı satmadığını veya devrimci yoldan düşmediğini de söylüyor. Kendini içinde bulduğu özel koşullar ne olursa olsun, özellikle Partiye güvenerek kilit siyasi ve ideolojik sorunlara ve kitlelerin duygularına dair bir anlayışa sahip olmanın yollarını her zaman bulmuştur.

Bir dizi kilit noktada test edilip kanıtlanması belli bir şey söylemektedir: Burjuva düşman tarafından takip edilmeye ve tehdit edilmeye dayandı. Devrimci hareket içindeki oportünistlerin ve karşı-devrimci güçlerin kişisel ve siyasi saldırılarına direndi. Aslında bu saldırılar, onu ve önderlik ettiği Partiyi daha güçlü kılmaktan başka bir işe yaramadı.

Önderlik konumu onun kendini beğenmesini sağlamadı, halka olan temel sevgisini asla kaybetmedi ve devrimci bir liderin -ve devrimin kendisinin- devrim yaratan bunları ortaya çıkaran halk kadar iyi ve geniş kapsamlı olduğunu unutmadı.

Öte yandan sorumluluktan asla vazgeçmedi. Zor zamanlarda pes eden, çok mızmızlananlar veya bu zorluklar için başkalarını suçlamaya başvuranlar -liderler, kitleler veya her ikisi- vardır. Yoldaş Avakian’ın yaptığı bu değil: Sorunlar olduğunda, tavrı ilk olarak Partiye ve kitlelere olan stratejik güvenini korumak ve ikinci olarak ne yapılması gerektiğini daha da iyi anlamak için MLM metodolojisini kullanmak için daha fazla çaba göstermektir. Bu hepimizin öğrenebileceği bir şey!

Kitlesel ayaklanma ve devrimci ilerleme zamanlarında, Yoldaş Avakian, hem yakın savaşta hem de her şeyden önce uzun vadeli stratejik hedeflerimiz için kazanımları maksimize etmeye yardımcı olmak için muazzam bir enerji ve coşkuyla uygular ve aynı zamanda böylesi bir yükseliş ve ilerlemede “geri adımlara” ve bu yükselişin ortaya koyduğu veya keskinleştirdiği daha geniş eğilimlere ve daha büyük sorulara derin şekilde bakar. Bundan da hepimiz dersler çıkarmalıyız.

Devrime rehberlik etmek, bir mercan kayalığında bir tekneye kılavuzluk etmeye ya da bir mayın tarlasında bir müfrezeye önderlik etmeye benzer. Her gün yapılacak seçimler ve kararlar vardır: Hangi öncelikleri belirlemeli, hangi tuzaklardan kaçınmalı, hangi açıklıklara gitmeli? Devrimci güçleri ilerletmek ve güçlendirmek için azami çabayı gösterirken düşmanın saldırılarını başarılı bir şekilde nasıl önleyebiliriz, mümkün olan en geniş kapsam ve vizyonla görüşümüzü geleceğe odaklanarak. Yoldaş Avakian’ın birkaç kez değişen koşulları doğru bir şekilde analiz etmek için MLM metodolojisini kullanma ve bu temelde devrimci güçlere çok önemli bir yön ve rehberlik sağlama yeteneğinde öne çıktığı -ABD’de ve uluslararası alanda devrimci yolun gelişiminde yine kritik dönemeçler- oldu.

Bunun çarpıcı örneklerinden biri, Mao’nun ölümünün ardından Çin’deki olayların karşı-devrimci karakterinin ve bunların, devrimin eski kalesinde kapitalizmin restorasyonuna nasıl yol açacağının analizi ile uluslararası devrimci saflarda büyük bir kafa karışıklığı, yönelim bozukluğu ve kargaşa dönemini ortadan kaldırmasıdır.

Yoldaş Avakian, birkaç başka olayda, devrim saflarında ortaya çıkan açık düşmana veya devrim saflarında ortaya çıkan karşı-devrimci siyasi hatlara ve eğilimlere, ekonomizm, çeşitli türlerde reformizm, maceracılık, sosyal şovenizm ve diğer çeşitli teslimiyet biçimlerine devrimci güçleri teslim olmaktan uzaklaştırdı.

Ancak Yoldaş Avakian bunu bir çeşit “büyü” ile yapmadı. Bunu, tarihin derslerini damıtıp yoğunlaştırma ve MLM’nin temel ilkelerini ve bilimsel metodolojisini, devrimci hareketin gelişen gereksinimleri de dahil olmak üzere sürekli değişen nesnel ve öznel koşulların analizine uygulama konusundaki özel yeteneğini sistematik ve tutarlı bir şekilde kullanarak yaptı. Tarihsel kapsamı, vizyonu ve çok keskin bir şekilde MLM metodolojisini, kitlelerin duygularına dair derin bir anlayışla ve pratik devrimci hareketin sorunlarına dair derin bir anlayışla birleştirme konusundaki özel yeteneğiyle, Yoldaş Avakian, defalarca başkalarını devrimci çizgiler, eğilimler ve genel stratejik hedeflerimize doğru ilerlemek için pratikte neler yapılabileceğini ve yapılması gerektiğini belirlemek için devrimcileri karşı-devrimcilerden ayırmaya yönlendirdi. Yoldaş Avakian, MLM’nin duruşunu, bakış açısını ve yöntemini uygulayarak, belirli bir zamanda ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, yanlış akıntılara defalarca karşı koymaya cüret etmiş ve doğru çizgi etrafında birleşebilecek herkesi birleştirerek Partimizin devrimci güçlerine iki çizgi mücadelesini yürütmede önderlik etmiştir.

Bunu yoldaş Avakian’dan daha iyi kimse yapamaz.

Ve belki de Partimizde muazzam bir sevgi ve saygı duymasının her şeyden çok nedeni budur. O, hiç abartısız, Partimizin yegane en büyük bireysel kaynağı ve silahıdır.

Aynı zamanda, kendisi bunun Parti’nin ve nihayetinde halk kitlelerinin kolektivitesinde kök saldığını, buradan beslendiğini ve ona hizmet etmesi gerektiğini anlamakta ve bu anlayışa öncülük etmektedir.

Yeni Komünizm

Gerçek Bir Devrim ve Kökten Yeni Bir Toplum İçin Gerçek Kurtuluşa Giden Yolda Bilim, Strateji ve Önderlik

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER