Yeni Komünizm

Siyahi Halkın Ezilmesi, Bu Sistemin İşlediği Suçlar ve İhtiyacımız Olan Devrim

BAsics

Editörün Notu: Aşağıdaki dosya Revolution gazetesinin siyahi halkın kurtuluşu üzerine özel sayısıdır. Türkçe çevirisini okurlarımızın dikkatine sunarız.

Kaynak için bkz: The Oppression of Black People, The Crimes of This System and the Revolution We Need (revcom.us)

Dosyanın tamamını indirmek için: http://yenikomunizm.com/wp-content/uploads/2021/08/siyahihalkinezilmesi.pdf


“Genç adam cüzdanına doğru hamle yaparken 41 kere vuruldu” … “13 yaşındaki çocuk öğle ortalarında oyuncak silahını gerçek sanan polis tarafından vuruldu”… “polis tarafından 50 kere vurulan genç adam düğün gününün sabahında hayatını kaybetti”… “genç kadın, nöbet geçirdikten sonra bilincini kaybetmiş haldeyken kilitli arabasının etrafında duran polis tarafından 12 kere vuruldu”… “yasalara aykırı davranış sebebiyle tutuklanan mağdura, tutuklayan polisler tarafından karakolun arkasında bir çubuk ile işkence ve tecavüz edildi.”

Yukarıdaki olayların hepsinde mağdurun Siyahi olması sizi şaşırtıyor mu? [1]

Eğer ABD’de yaşıyorsanız çok büyük ihtimalle hayır.

Bunun ne anlama geldiğini düşünün: size söylenmemesine rağmen bu polis şiddetlerinin ve cinayetlerinin mağdurlarının Siyahi olduklarını biliyordunuz. Bu durumlar -ve sadece son birkaç yılda bunlar gibi binlercesi- bir acı okyanusuna göz yaşı nehirleri eklemekte. Bunlar, daha büyük ve daha da derin sorunların semptomları

Ancak günümüzde bazıları Amerika’nın “ırkçılık sonrası bir toplum” olduğunu iddia etmektedir. Bunlar, “Siyahi gelişiminin önündeki engellerin” büyük ölçüde kaldırıldığını söylemektedir. Bazıları günümüzde Siyahi halkın karşılaştığı ciddi sıkıntıların temel suçlamasını bizzat Siyahi halka doğrultacak kadar bile ileri gitmektedir. Başkaları ise daha iyi eğitimin ya da daha geleneksel aile yapılarının, dinin ya da seçimlerin olayları çözeceğini iddia etmektedir.

Yani şu sorular net bir şekilde sorulmalıdır: Gerçek sorun NE? Bu sorunun kaynağı ne? Ve çözümü ne?

Revolution gazetesinin bu özel sayısı bu sorulara cevap verecek. Nasıl Siyahi halkın ezilmesinin, kuruluşundan günümüze kadar bu ülkenin bizzat kalbinin ve işleyiş biçiminin bir parçası olduğunu ve bu yüzyıllardır süregelen acılara gerçekten neyin sebep olduğunu göstereceğiz.  Bu ezilmeye karşı verilen devasa mücadeleleri inceleyeceğiz ve neden imtiyazlar kazansalar dahi güçlü adalet çağrılarının her zaman sistem tarafından ihanete uğradığını ve gerçekten kurtuluşu kazanabilecek bir devrimci mücadele için bunlardan nasıl dersler çıkarılabileceğini belirteceğiz. Nasıl bir devrimin tamamen yeni, kurtarılmış bir dünyaya ilerlemenin bir parçası olarak tamamen farklı ve çok daha iyi bir sistemi varoluşa geçirirken bu baskı ile mücadele edip bu baskının üstesinden gelebileceğine değineceğiz. Başka hareketleri inceleyeceğiz ve nasıl bir devrimin altında kalan her yolun yanlış ve çıkmaz bir yol olduğunu göstereceğiz. En sonunda, neden böyle bir devrimin mümkün olduğunu -evet, ABD’de bile- ve böyle bir devrime hazırlanırken ve bu devrimi gerçekleştirmek için gerçekten nelerin yapılması gerektiğini vurgulayacağız.

1.Gerçek Durum

Geleneksel bilgelik, bazı eşitsizlikler hala olsa dahi Amerika’daki Siyahi halkın durumlarının genel olarak iyileştiğini ve iyileşmekte olduğunu söylemektedir. Obama ve Oprah gibi insanlar bunun bir kanıtı olarak gösterilir. Fakat durumlar gerçekten ileriye doğru mu gelişti? Bu toplum gerçekten de “ırkçılık sonrası bir toplum” olma yönünde mi?

Bu sorunun cevabı ABD toplumunun her köşesinde bulunabilir.

İstihdama göz atalım: Siyahi halk merdivenin en alt tabakasına yığılmış durumda…ki bu da iş bulabilirlerse. Siyahi halka istihdam sağlayan pek çok temel endüstri kapanmış olduğu halde, araştırmalar üstüne araştırmalar gösteriyor ki işverenler sabıkalı bir beyaz insanı sabıkası olmayan Siyahi halka tercih ediyor ve aynı CV üzerinde “beyaz gibi duyulan” isimlere “Siyahi gibi duyulan” isimlere kıyasla %50 daha fazla geri dönüş yapma ihtimali bulunmakta [1] . New York şehrinde Siyahi erkeklerin işsizlik oranı %48. [2]

Veya gayrimenkul: Siyahi halk dünyada en yüksek ırka dayalı yerleşim ayrımcılığıyla karşı karşıya-ihmal edilmiş, bakımsız, düzgün parklara ve marketlere erişimi olmayan ve çoğu zaman tek bir hastanenin dahi bulunmadığı muhitlere itilmekteler. Ev sahibi olan Siyahi halk ve Latinolar evlerine el konulmasıyla karşı karşıya kalmaktalar. Yağmacı kredi verenler tarafından orantısız derecede hedeflenmelerinden sonra yüksek riskli konut kredisi krizi tarafından en sert darbeyi alanlar da onlardı, ki bu modern ABD tarihinde beyaz olmayan insanların en büyük maddi kayıpları olarak sonuçlandı. [3]

Ya da sağlık sektörü: Siyahi bebekler bir Üçüncü Dünya ülkesi olan Malezya ile kıyaslanabilir ölüm oranlarıyla karşılaşmakta ve Afrikalı-Amerikalılar genellikle Sahra Altı Afrika ile karşılaştırılabilecek kadar yüksek HIV enfeksiyonu oranlarına sahip. Genele bakıldığında sağlık sektöründeki eşitsizlikler o kadar fazla ki eski bir ABD Sağlık Bakanı yakın zamanda şöyle yazdı: “Son yüzyılda sağlık eşitsizliklerini gidermiş olsaydık 2000 yılında 85.000 daha az Siyahi ölümü olurdu.” [4]

Veya eğitim: Günümüzde okullar 1960’lardan beri en yüksek derecede ayrımcılığa sahne olmaktalar [5] , şehirlerde büyük oranla Siyahi ve Latino okullara daha az kaynak sağlanmakta ve başarısız olmaları için hazırlık yapılmakta. Bu okullar metal detektörleri ve okul koridorlarında gezen üniformalı polisler tarafından derslerine giderken durdurulup üzerleri aranan çocuklar vb. ile giderek daha çok hapishanelere benzemekteler. Çoğu zaman bu okullar iyi halli şehir dışı bölgelerin okullarında öğrenci başına harcanan miktarın ancak yarısını kendi öğrencileri için harcayabiliyorlar. [6]

Hapishaneleri inceleyelim: Hapishanelerdeki Siyahi halk nüfusu 900.000 [7] -bu 1954’ten bu yana on kat artış anlamına geliyor!- ve hapse atılmış Siyahi suçluların beyazlara oranı da aynı süreçte iki kattan fazla arttı. Yakın zamanda yapılan bir araştırma gösteriyor ki “Lise diploması olmayan genç bir Siyahi erkeğin 35. doğum gününden önce hapse atılma şansı %59.”[8]

Bütün bunların üstüne ve bunları destekleyecek şekilde, bu toplumun medyası, kültürü ve politikası tarafından bitmek tükenmez derecede fışkırtılan bir ırkçılık lağımı -tüm Afrikalı-Amerikalı çocukların hayallerini ve ruhlarının öldürmeyi hedefleyen bir ırkçılık mevcut. 2007 yılının başlarında Jena, Louisiana’da altı Siyah gencin okulda onları “sadece beyazlara ait” bir ağacın altına oturmaktan korkutmak amacıyla ağaca bir ilmik asılmasına karşı mücadele ettikleri için haklarında dava açılıp tutuklanmaları sonrasında ülkenin her tarafında, güneyde ve kuzeyde, ağaçlara asılan ilmikler dalgasını kim unutabilir?

Bütün bunlar 2005 Katrina Kasırgası karşısında devletin suç işleyen cevabının altında yatmaktadır. Bu ülkenin tarihinin tamamı boyunca ve günümüzde de devam eden Siyahi halkın ezilmesine direkt bağlı sebeplerden ötürü, Afrikalı-Amerikalılar orantısız biçimde kasırganın önünden kaçacak imkanlara sahip olmayanlardı ve aynı zamanda koruma setleri yıllardır tamir edilmemiş muhitlerde yoğunlaşanlar da onlardı. “Sadece” becerisizlik şöyle dursun, devlet silahlı baskı ve lakayt, katledici bir umursamazlık ile cevap verdi. İnsanlar günlerce çatı katlarında 38 derece sıcaklıklarda yiyecekleri ve içecekleri olmadan sıkışıp kaldılar. Hapishanelerde suçlular boğaz hizasına gelen su seviyelerinde hücrelerinde kapalı bırakıldılar. Özel mülkün korunması ve sosyal kontrolün sağlanması insan hayatının üzerinde tutuldu. Eyalet başkanı polis ve askerlere “yağmacıları” -yani kendileri yaşamaya çalışan ve diğerlerine yardım eden insanları- görür görmez vurmaları emrini verdi. En az bir sefer, en kötü darbeyi alan bölgelerden kaçmaya çalışan insanların daha güvenli bir bölgeye geçmeleri silah zoruyla polisler tarafından engellendi. En sonunda tahliyeler başladığında bu tahliyeler acımasız bir plantasyon sahibinin kalpsizliği ile yapıldı. Aileler ayrıştırıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı. On binlerce insan ülkenin farklı bölgelerine tek yön biletler ile, bazen nereye gittikleri dahi onlara belirtilmeden dağıldı. Evlerdeki cesetler suda ya da kaldırımların üzerinde, enkaz altında çürümekte ve ezilmiş halde aylarca bırakıldı.

Bütün bu olay boyunca politikacılar ve yorumcular insanları merhametsiz bir ırkçılık yağmuruna tuttular. Barbara Bush’u, başkanın annesini, ve Katrina’dan kaçan göçmenler -bazıları ailelerinden ayrılmış ve her şeylerini kaybetmiş, sevdikleri insanlar da dahil- için bir sığınakta söylediklerini, yani “Buradaki insanların büyük çoğunluğu zaten biliyorsunuz ki alt tabakadandı, yani bu onlar için gayet tıkırında gidiyor.” cümlesini kim unutabilir? [9]  10 dönemdir milletvekilliği yapan birisi “En sonunda New Orleans’taki lojmanları temizledik. Biz yapamadık, ama Tanrı yaptı.” [10]  sözleri ile ödül aldı.

O zamandan beri, Katrina’nın birinci, ikinci … üçüncü yıldönümü geçti ve hala New Orleans bölgesinin pek çok kısmı yaşanılamaz hayalet şehirler halinde. Çoğunlukla Siyahi 9. semtte talan olmuş ev blokları yakılıp yıkıldı, şu anda bazı yerlerde görebileceğiniz hiçbir yere çıkmayan beton merdivenler dışında hiçbir şeyin olmadığı çöplüklere döndüler. Siyahi halk hala yaşanılabilir yerlerde yaşamak için mücadele ettiklerinde buralardan sürüldüler ve Belediye Meclislerinde protesto girişimlerinde bulunduklarında onlara biber gazı sıkıldı ve saldırıldı. [11] Petrol rafinerileri ve turistik bölgeler uzun zamandır tamir edilmiş ve işler haldeler fakat aynı zamanda okulların, hastanelerin ve çocuk bakım merkezlerinin yeniden inşası listenin dışına itildi. Bütün bu süreçte polisler ve ulusal muhafızlar fakir muhitleri düşman topraklarıymış gibi işgal etmeye devam etmekte.

Bütün bunlar size “ırkçılık sonrası bir toplum” gibi mi görünüyor?

Cevap açık. Ve geçmişten bu yana Siyahi halkın daha büyük kısmının orta sınıfa erişimine “izin verilse” de, bu konuda iki şey söylenmeli.

İlk olarak, bu insanlar için bile durum hala belli belirsiz bir halde. Sert bir örneği incelemek gerekirse: Her neslin bir öncekinden “daha iyi” bir duruma erişeceği şeklindeki yaygın “Amerikan rüyası” nosyonuna zıt olarak, orta sınıf Siyahi ailelerin çocuklarının büyük çoğunluğu bu sistemin işleyişi tarafından aşağı doğru hareketli bir yola sevk edildi. [12] Ve tüm Siyahi halk -ne kadar yukarıya çıkarlarsa çıksınlar- herkesin alışık olduğu “Siyahi olarak araba sürme” sebebiyle durdurulma hakareti ve tehlikesi ile karşılaşmakta. Malcolm X’in 40 yıl önce söylediği gibi ve günümüzde de hala doğru olacak şekilde: Doktora sahibi bir Siyahiye ne diyorlar? Bir “zenci”.

İkinci ve daha temel olarak, milyonlarca Siyahi halk için durum daha da KÖTÜ hale geldi.

Bu “ırkçılık sonrası toplum” fantezisine ve hatta daha “az hırslı” istikrarlı gelişim yalanına inanmak hiç yardımcı olmayacaktır, hatta açıkçası gerçekten zararlı olacaktır. Afrikalı-Amerikalı insanların ezilmesi şeklindeki bariz gerçek ile doğrudan yüzleşilmeli ve bu gerçek derinden anlaşılmalıdır ki dönüştürülmesinden bahsetmemiz mümkün olsun

1)Günümüzü Anlayabilmek ve Geleceği Dönüştürebilmek İçin Geçmişe Işık Tutmak

Eğer ağrılı bir durumda doktora giderseniz, size semptomlarınızı anlatmanızı isteyecektir. Eğer iyi bir doktorsa sizi sadece birkaç ilaç yazıp geri göndermez, sorununuzun sebebini, neden ortaya çıktığını anlamaya çalışır. Birkaç test ister ve sonrasında başka şeyler de yapar. Semptomlarınızın ne zaman başladığını sorar. Aile geçmişinizi inceler, ebeveynleriniz ve onların ebeveynleri hakkında sorular sorar. Biz de aynen bunu yapacağız: Burada bahsettiğimiz derin sorunların kaynağını keşfetmek için Amerika’nın tarihini inceleyeceğiz.

Kölelik ve Soykırım Temelinde Sermayenin Yükselişi

Bu ülke Yerli Halkların soykırım yoluyla sürülmesi ve milyonlarca Afrikalının kaçırılıp köleleştirilmesi ikiz suçları üzerine kurulmuştur. Ancak bu temel ve reddedilemez gerçek sürekli olarak bastırılmakta, çarpıtılmakta, bulanıklaştırılmakta ve bu konuda bahaneler uydurulmaktadır, çoğu zaman kabul edilse dahi “eski çağ tarihi” olarak ele alınmaktadır. Bunun sonuçlarını inceleyelim.

Dosyanın tamamı için: http://yenikomunizm.com/wp-content/uploads/2021/08/siyahihalkinezilmesi.pdf


[1] Bkz. Devah Pager, “The Mark of a Criminal Record,” American Journal of Sociology, Volume 108, Number 5, March 2003, pp. 937-75. Interviews with white managers are in When Work Disappears: The World of the New Urban Poor , William Julius Wilson, Knopf, New York, 1996. Ayrıca bkz. “Are Emily and Greg More Employable than Lakisha and Jamal? A Field Experiment on Labor Market Discrimination,” Marianne Bertrand and Sendhil Mullainathan, working paper published by the National Bureau of Economic Research, Haziran 2003. [http://www.nber.org/papers/w9873.pdf]

[2] Bkz. Community Service Society of New York basın bildirisi, 23 Şubat, 2004. [http://www.cssny.org/news/releases/2004_0223.html]

[3] Bkz. Douglas Massey, Categorically Unequal: The American Stratification System, Russell Sage Foundation, New York, 2007 ve Amaad Rivera, Brenda Cotto-Escalera, Anisha Desai, Jeannette Huezo, ve Dedrick Muhammad Politika İncelemeleri Enstitiüsü), “State of the Dream 2008: Foreclosed.” United for a Fair Economy, 15 Ocak, 2008. [http://www.faireconomy.org/files/StateOfDream_01_16_08_Web.pdf]

[4] Tavis Smiley, editor, The Covenant with Black America, Third World Press, Chicago, 2006, David Satcher’ın covenantwithblackamerica.com sitesindeki kitaptaki makalesinden alıntı yapılmıştır. [http://www.covenantwithblackamerica.com/covenant/health_wellbeing/]

[5] Gary Orfield ve Chungmei Lee, “Historic Reversals, Accelerating Resegregation, and the Need for New Integration Strategies,” Kaliforniya Üniversitesi Sivil Haklar Projesi, Ağustos 2007. [http://www.civilrights.org/assets/pdfs/aug-2007-desegregation-report.pdf]  

[6] ‘’New York’taki öğrenci başına düşen okul harcaması miktarı 11.700 dolar bu miktar öğrenci başına okul harcamasının 22.000 dolaro olduğu Long Island, Manhasset gibi refahı yüksek bir banliyöyle karşılaştırılabilir.’’ Jonathan Kozol, ‘’Still Separate Still Unequal: America’s Educational Apartheid’’, Harper’s, Ekim 2005.

[7] 2006 Ortayılı Hapishane ve Nezarethanelerdeki Mahkumlar, ABD Adalet Bakanlığı, Aadalet Programı Ofisi, Adalet İstatistikleri Bürosu Bülteni. [http://www.ojp.gov/bjs/pub/pdf/pjim06.pdf]

[8] Massey, Categorically Unequal  

[9] 5 Ekim 2005 tarihinde Barbara Bush NPR’deki MarketPlace programına verdiği röportajda ’’Korkutucu bir şekilde hepsinin Teksas’ta kalmak istediğini duyuyorum. Burada müthiş bir konukseverlikle karşılaştılar. Zaten pek çokları imtiyazsız insanlar, yani işlerin tıkırında gittiğini düşünüyorum.’’

http://marketplace.publicradio.org/shows/2005/09/05/PM200509051.html]

[10] . Charles Babington, “Some GOP Legislators Hit Jarring Notes in Addressing Katrina,” Washington Post, 10 Ekim, 2005. [http://www.washingtonpost.com/wp-yn/content/article/2005/09/09/AR2005090901930.html]

[11] William H. Frey, Audrey Singer, ve David Park, “Resettling New Orleans: The First Full Picture from the Census.” Brookings Ensitütüsü, 12 Eylül, 2007. [http://www.brookings.edu/reports/2007/07katrinafreysinger.aspx]

[12] Julia B. Isaacs, “Economic Mobility of Black and White Families,” Brookings Enstitütüsü, Kasım 2007.[http://www.brookings.edu/papers/2007/11_blackwhite_isaacs.aspx


[1] Amadou Diallo: “New York: The Cold Blooded Police Murder of Amadou Diallo—41 bullets end the life of an African immigrant,” Revolutionary Worker #994, February 14, 1999

Nicholas Heyward Jr.: “Interview with Nicholas Heyward Sr. on Oct. 22: ‘There’s So Many Innocent People Being Killed by the Police,’” Revolution #66, 22 Ekim, 2006

Sean Bell:: “Cops Fire Over 50 Shots, Protests Planned—NYPD Guns Down Sean Bell on his Wedding Day,” Revolution #71, 3 Aralık, 2006

Tyisha Miller: “Riverside, California: The Police Execution of Tyisha Miller,” “Revolutionary Worker #989, 10 Ocak, 1999

Abner Louima: “The System in Effect: The Police Torture of Abner Louima,” Revolutionary Worker #925, 28 Ekim, 1997

Yeni Komünizm

Gerçek Bir Devrim ve Kökten Yeni Bir Toplum İçin Gerçek Kurtuluşa Giden Yolda Bilim, Strateji ve Önderlik

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER