Yeni Komünizm

#SOSYALMEDYAMADOKUNMA

BAsics

Editörün Notu: Hakim sınıfların sosyal medya yasakları üzerinden baskı ve şiddet aygıtlarını daha fazla harekete geçirdiği şu günlerde, bu konu bağlamında yenikomunizm.com okurlarının kaleme aldığı yazıyı öneminden dolayı yayınlıyoruz.


Geçtiğimiz günlerde Erdoğan’ın temsil ettiği gerici rejiminin, maliye bakanlığını yapan Berat Albayrak’ın doğan çocuğu üzerinden yapılan hakaretleri bahane etmesi ile, bu gerici rejimin aslında uzun süredir ajandasında bulunan bir mevzuyu kendi çıkarları doğrultusunda çözüme kavuşturma fırsatını yakalamış oldu. Nitekim İran’da ki teokratik/faşist rejimden, ABD’deki faşist Trump/Pence rejimine kadar bütün gerici rejimler kitlelerin ifade alanlarına devamlı olarak müdahale ediyor, hem kendi toplumlarında hem de uluslararası arenada devamlı düşman yaratıyor, kitleler üzerinde uyguladıkları aleni faşist diktatörlüğü, yeri geldiğinde burjuva partilerine dahi yönlendirmekten kaçınmıyorlar. Sosyal medya kanallarının Türkiye’de yaklaşık 55 milyon kullanıcısı var, ve sosyal medya kanalları TC içerisinde yaşayan nüfus düşünüldüğünde kitlelerin en önemli ifade alanlarından bir tanesidir. Bu durum özellikle de Erdoğan’ın temsil ettiği İslamcı, Türkçü faşist rejiminin yazılı basını kendi burjuvazisine peşkeş çekmesiyle iyice berraklaşmış bir meseledir.

Şunu belirtmekte fayda var, bugün sosyal medya özelinde gözüken aslında kitlelerin bütün ifade alanları için geçerlidir; gösteriler, açık oturumlar, toplantılar, mitingler, yürüyüşler, protestolar vb. bütün bunlar gerici rejiminin tahammül göstermediği (ya da çok nispi olarak “kabul” gördüğü), faşist burjuva diktatörlüğünün hegemonyasının baskı aracını derhal devreye sokarak kitlelerin her türlü ifade alanı üzerine saldırdığı bariz bir hakikattir.

Faşizm, burjuva diktatörlüğünün en aleni uygulamasıdır. Burjuvazinin baskı aygıtlarını kullanmaktan katiyen çekinmediği ve hiçbir “yasallığa” dayanma zorunluluğunun olmadığı bu baskı rejimleri, en basit tabiriyle, kapitalist-emperyalist sistemin çelişkilerinin keskinleştiği ve burjuvazinin liberal kesimlerinin artık işlevsiz kaldığı noktalarda tarih sahnesine çıkarlar. Farklı çelişkileri bulunmakla birlikte, bu durum geçmişte Hitler ve Mussolini rejimlerinde de, günümüzde Hindistan’daki Modi ve TC’deki Erdoğan rejiminde de, son tahlilde aynıdır. Peki bu gerici/faşist rejimler neden kitlelerin ifade alanlarına müdahale ederler? Ve gerçek mesele nedir?

Mesele Çok Dislike, Az Like Meselesi Değil!

Erdoğan’ın sosyal medyayı ‘’düzenlemeye’’ yönelik yaptığı açıklamaların akabinde ‘’mizah’’ yüklü olanlar da dahil olmak üzere çeşitli değerlendirmeler geldi. Acı bir hakikati dile getirmek gerekirse, faşizm şakaya gelmez! Tabii ki, bu gerici rejimlerin yöneticileri eleştiriye kapalıdırlar, ancak son tahlilde mesele basit bir ‘’eleştiri’’ meselesinin veyahut ‘’çok dislike’’, ‘’az like’’ meselesi değildir. Bu gerici rejimlerin her birinin kendi ideolojileri ekseninde tahayyül ettikleri bir toplum vardır ve siyasal ajandalarının rotasını bu topluma doğru kırarlar.

Geçtiğimiz günlerde benzer açıklamalar yapan ve sosyal medyayı ‘’düzenlemek’’, ‘’hizaya sokmak’’ isteyen faşist Trump, çelişkili bir şekilde Twitter’da 83 milyona yaklaşan takipçisi ile Twitter’ın da önemli bir gelir kaynağıdır. Trump, bu gerici ve zorba, iğrenç açıklamalarını yüz milyonlarca insana buradan duyurmaktadır. Yani aslına bakılırsa, bu gerici bok çuvallarının her ne kadar eleştiriye tahammülleri olmasa da mesele ‘’tek bir kişinin” “keyfi’’ uygulamaları meselesi değildir. Az önce de bahsettiğimiz üzere ilerletilmeye çalışılan siyasi ideolojinin faktörleridir. Örneğin, bu Erdoğan ve temsil ettiği burjuvazi nezdinde siyasal İslam iken, Hindistan’daki faşist Modi ve temsil ettiği burjuvazi için  Hindutva’dır. Yönetici sınıfların bu gerici kanatları toplumu istedikleri yöne götürmeye çalışırlar bunu yapabilmek için inşa etmeye çalıştıkları hegemonyada yeri geldiğinde ikna yöntemine başvururlarken, çoğu zaman ise baskı ve şiddet ön plana çıkar. Erdoğan’ın temsil ettiği faşist rejim ve burjuva kliğinin arzuladığı toplumda nasıl ‘’kızlı erkekli’’ kalmaya yer yok da ‘’ilim-irfan yuvası imam hatiplere’’ yer varsa, ‘’bu şekilde’’ bir sosyal medyaya da yer yoktur. Bu gerici rejiminin kafasındaki sosyal medya, kitlelerin kendilerini özgürce ifade ettikleri bir alan olmaktan ziyade, planlarındaki yasal düzenlemelerinde de görüldüğü gibi, halkın verilerinin toplandığı, ciddi cezalar ile karşılaşacakları öte yandan adeta ‘’yabancı menşeili’’ sosyal medya mecralarının ortadan kalktığı bir planlamadır. Bunun iyi bir örneği emperyalist Çin’de göze çarpar. Facebook gibi mecraların tamamen yasaklı olduğu ülkede, rejimin onayladığı sosyal medya kanalları vardır. Yani bir kere daha altının çizilmesi gerekirse mesele bu gerici rejimlerin içeriğini, devlet aygıtını iyi bir şekilde okumaktan geçer. Nasıl ki ‘’tek adam’’ yönetimi diye bir şey yoksa, hiçbir siyasi hamlenin temelinde de ‘’az like çok dislike’’ meselesi yatmamaktadır.

Radikal Derecede Farklı Bir Dünya

Evet halkın yatak odalarına dahi girerek kaç çocuk yapmaları gerektiğini söyleyen bu rejim bugünde sosyal medya üzerinden gerici ajandasını ilerletmeye devam ediyor ve etmeye de devam edecek… Pek tabi insanlık düşmanı bu faşistlerin iktidardan gitmesi gerekiyor ancak bunun çözümü ne olacağı muğlak olan 2023 seçimleri ne de ‘’doğrudan’’ veyahut ‘’radikalleştirilmiş’’ bir demokrasidir. Bütün bu gerici/faşist rejimler bu sistemin birer ürünüdürler, bunlardan köklü bir kurtuluş ve insanlığın bütün prangalarından kurtulacağı bir topluma doğru ilerleyebilmek için gerçek bir devrim gerekmektedir. Peki devrim sonrası toplumda medya gibi organlar, sosyal medya meselesine bakış nasıl olacak? Bizler, Bob Avakian’ın mimarı olduğu yeni komünizmin savunucuları, ‘’sağlam çekirdek temelinde bir hayli esnekliğe’’1 yani yoğunlaştırılmış bir ifadeyle, kitlelerin çelişkilerinin mekanik yöntemlerle değil olabildiğince diyalektik bir şekilde çözümlendiği, toplumsal mayalanmanın olduğu bir toplumu arzuluyoruz. Bu noktada Türkçeye geçtiğimiz günlerde kazandırılan Kuzey Amerika’da Yeni Sosyalist Cumhuriyet İçin Anayasa Taslağı’nda bu meselelere yaklaşımı incelemek gerekirse :

f) Hükümet medyasına ve kamunun diğer iletişim araçlarına erişim doğrudan seçime aday olabilenler için (yukarıda 3/a ve 3/d’de ortaya konduğu şekilde) açık ve eşit olmalı. Tüm adayların kendi görüş ve eğilimlerini ciddi değerlendirmelere, fikir çatışmasına ve tartışmalara müsait bir atmosfer içinde diğer adayların görüş ve eğilimleri bağlamında açık ve bilinir kılabilecekleri durumlar teşvik edilmelidir.2

Anayasanın özellikle bu maddesi tahayyül ettiğimiz toplumla ilgili ve sosyal medya gibi kitlelerin ifade araçları, iletişim araçlarının erişimin bizim toplumumuzda nasıl olacağına dair pek çok önemli meseleyi göz önünde bulundurmaktadır. Buna ek olarak yine anayasada belirtildiği üzere :

5. Hükümetten bağımsız olmalarına rağmen ondan fon ve kaynak alan medya organlarına ek olarak bireylerin kişisel kaynak ve çabalarıyla yarattıkları farklı medya organları da olmalı ve bunlara izin verilmelidir. Bunlara bireylere ait internetle ilgili ya da ilgisiz çok sayıda farklı iletişim aracı da dahildir. Bunlar değişik biçimlerde insanların kendilerini ifade etmesini sağlamanın dışında farklı fikir ve görüşlerin değiş tokuş edildiği, bu farklı fikir ve görüşlerin birbiriyle kıyasıya mücadeleye tutuştuğu anlamlı ve canlı bir atmosfer oluşmasına da katkı sunabilirler. Burada ortaya konan yönelim ve ilkeler çerçevesinde “kendi kendine türeyen” ya da en genel anlamda hükümete bağlı olmayan medya hükümetçe sağlananların dışında da kaynaklar bulmaya ve fonlarını çoğaltmaya çalışabilir. Burada koşul, bu fon ve kaynakların sadece bu medya organlarının işletilmesinde değerlendirilmesi, özel sermaye birikimi ve insanların ücretli işçiler olarak çalıştırılmasını içermemesi ya da buna sebebiyet vermemesidir. Bu konuda tek istisna, ekonomik planlar çerçevesinde buna özel olarak izin verilmesidir. İzin, doğrudan devlet ya da genel ekonomik plan doğrultusunda bu tür kararlar vermek üzere hükümet tarafından özel olarak görevlendirilmiş bir ajansça verilmiş olabilir.3

Evet bizler kitlelerin üzerindeki bu gerici kan emici rejimlerin her birinin tarihin derinliklerine gömülmesini istiyoruz ve bunun yerine toplumsal bir mayalanmanın olduğu, sağlam bir çekirdek temelinde bir esnekliğe tekabül eden ve kitlelerin başından itibaren böylesi bir sürecin parçası olduğu bir dünya istiyoruz. 4 Bütünler (“4 Bütünler” olarak bilinen bir formülasyonda ifade ettiği şey, bu proletarya diktatörlüğü, sınıf farklılıklarının kaldırılması, sınıf farklılıklarının dayandığı üretim ilişkilerinin kaldırılması, bu üretim ilişkilerine karşılık gelen toplumsal ilişkilerin kaldırılması ve bu toplumsal ilişkilerden doğan bütün düşüncelerin devrimcileştirilmesi ) alanında kararlı bir mücadele yürüteceğimiz bir toplum istiyoruz. Ve bu topluma doğru, komünizme doğru yol alabilmemiz için ihtiyacımız olan şey DEVRİM DAHA AZI DEĞİL!


Referanslar:

1 Sağlam çekirdek ve bir hayli esneklik formülasyonunu anlamak için bakınız: http://yenikomunizm.com/yeni-komunizmin-ve-banin-onderliginin-kritik-onemi/

2 Devrimci Komünist Parti ABD’den Kuzey Amerika’da Yeni Sosyalist Cumhuriyet için Anayasa (Tasarı Önerisi) s,23 bent f http://yenikomunizm.com/kuzey-amerikada-yeni-sosyalist-cumhuriyet-icin-anayasa-tasari-onerisi/

3 Devrimci Komünist Parti ABD’den, Kuzey Amerika’da Yeni Sosyalist Cumhuriyet için Anayasa (Tasarı Önerisi), s,53, 5. Madde http://yenikomunizm.com/kuzey-amerikada-yeni-sosyalist-cumhuriyet-icin-anayasa-tasari-onerisi/

Avatar

"Enternasyonalizm - Önce Tüm Dünya Gelir" - Bob Avakian

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER