Yeni Komünizm

Trump’ın Saçma “Zafer” İddiası Komedi Unsuru Değildir. İnsanların Nasıl Düşündüğüne Ölümcül Bir Saldırı ve Kalıcı Zarardır.

BAsics

Editörün Notu: Aşağıdaki yazı 23 Kasım 2020 tarihinde revcom.us web sitesinde yayınlanmıştır.

Kaynak için bkz: Trump’s Ridiculous “Victory” Claim Is No Laughing Matter-A Deadly Serious Attack on HOW People Think… with Lasting Harm (revcom.us)


Geçtiğimiz hafta, ABD seçim sonuçları etrafında yoğunlaşan hakikat üzerine büyük bir tartışma yaşandı. Pekala, belki de “tartışma” kelimesi bunun için doğru kelime değildir. Daha doğrusu, faşist Trump tarafından kamçılanan ve önderlik edilen Amerikan halkının çok büyük bir kesimi tarafından açıkça ve kolayca çürütülebilecek bir YALAN için avaz avaz bağırılan bir ısrar durumu var.

Faşist Liderin Açıklamalarına Karşı Ezici Kanıtlar

Bir tarafta hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından gözetilen -Joe Biden’in seçimleri belirleyici bir farkla kazanması durumu var- yani halk oylamasında en az altı milyon gerçek oyla, gerçek dünyada kullanılan gerçek oy pusulalarının gerçek nesnel sayımını dikkate alanlar var. Trump’ın 232’sine karşı 306 oy.

Öte yandan seçimi gerçekten ONUN kazandığını, aslında büyük bir sahtekarlık yapıldığını iddia eden ve Donald Trump’ın önderliğini takip edenler var. Daha da kötüsü, bu durum Cumhuriyetçi seçmenlerin çok büyük bir kısmı tarafından da kabul ediliyor. Trump sadece bu konuda ısrar etmekle kalmıyor, aynı zamanda yeni Biden yönetiminin iktidarın başına geçmesine ve görevine başlamasına izin vermeyi de reddediyor. Bu durum, gaddarca bir gelişmeyi anımsamak gerekirse, şu anda yalnızca ABD’de günde yaklaşık 2.000 kişinin ölümüne neden olan koronavirüs krizini Biden yönetiminin hızla atlatamayacağı anlamına geliyor. Yeni gelenler “işleri nasıl yürüteceklerini” oturtana kadar kesinlikle beklenenden çok daha fazla kişinin hayatını kaybedeceği gerçeği durumu bulunuyor.

Dahası, Trump, Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğunu oyların bir şekilde “hala şüpheli” olduğu ve “çözülmesi gereken ciddi sorunlar” olduğu fikrine en azından güçlü bir destek vermek için bir araya getirmiş durumda. Bu tehlikeli bir saçmalıktır. Onlar da bunu biliyor, ancak gerçekleştirmeniz gereken faşist bir gündeminiz olduğunda gerçekler pek de önemli değildir.

Trump’ın bu iddiası hem saçma, hem de son derece ciddidir. Saçmadır; çünkü gerçeklerle ilgili herhangi bir iddiayı yargılama standardı, Trump’ın iddia ettiği gibi bir sahtekarlığı gösteren hiçbir kanıtın olmadığını göstermektedir. (1) Öte yandan Biden’ın yasal ve belirgin bir şekilde kazandığına dair çok sayıda kanıt mevcut. Buna oylamayı denetleyen Güney’deki Cumhuriyetçi makamlardan gelen kanıtlar ve bu kanıtı fiilen uyguladıkları ve duyurdukları için kovulan Trump’ın üst düzey yetkilileri de buna dahildir.

Trump ve avukatları 30’dan fazla kez mahkemeye gittiler ve davaları ikişer kere reddedildi; bunlar önemsizdi ve biri yüksek mahkeme tarafından bozuldu. Bu sinsiler TV kameraları önünde “sahtekarlık” diye bağırırken, yalan yere “sahtekarlık” suçlamalarının ceza getirebileceği durumlarda, mahkemelerde bu kelimeyi kullanmaktan dikkatle kaçınıyorlar. Trump’ın avukatlarından biri, seçimlerin yedi sene önce yaşamını yitiren Venezuela lideri Hugo Chavez tarafından yaptırılan bir algoritma tarafından çalındığını iddia etti… ancak şu an kanıtlarını açıklamak istemediğini öne sürdü. Bir kez daha, en azından gazete haberlerine, anketlere ve Trump destekçilerinin ateşli gösterilerine göre, oldukça büyük bir oran ve büyük olasılıkla Cumhuriyetçi seçmenlerin en azından çoğunluğu şu an tüm kanıtları reddetmeyi ve Trump’a inanmayı tercih ediyor.

Faşist Çürümeye Doğru Daha İleri Bir Adım

Bunun sonuçları kötüdür. Oldukça kötüdür. Mesele yalnızca bu kişilerin hukukun üstünlüğüne, beyaz olmayan halklara, baskının farklı biçimlerine karşı örgütlü bir şekilde ayağa kalkan kesimlere yönelik devam eden faşist saldırıların sağlam toplumsal tabanı olmaları meselesi değildir. Ki böyledirler, bunu yapacaklardır, bunu daha derin bir fanatizm ile kendilerini “yaralı taraf” olarak görerek yapacaklardır. Bu da yeterince ciddi bir durumdur. İşin aslı, belirli bir epistemolojiyi -yani neyin doğru olduğunu belirlemede- çok daha ileri gitmiş bulunuyorlar. Kanıtlarla ilgilenmiyorlar, faşist “güçlü adamlarının” söylediklerini doğru kabul ediyorlar, çünkü bu inandıkları şeye tekabül ediyor ve bunu “geçerli” hale getiriyor.

Trump, gerçeği yalnızca kendisinin bildiği fikrine bu insanları inandırmayı başardı; Bununla birlikte daha önce “güvenilir kaynak” olduğuna inanılan diğer faşistler, sebebi her ne olursa olsun bu inanç sıçramasına katılmadılar, örneğin bu konuda Trump ile yollarını ayıran ve Biden için seçim çağrısı yapan Fox News şu an bir hain olarak görülüyor ve bu çevreden uzaklaştırıldı.

Bu durum, Hıristiyan faşizminin ortaya çıkışı da dahil olmak üzere on yıllar boyunca gelişmiştir. Bob Avakian, on yıllardır bu fenomenin bütün bir analizinin parçası olarak bu anti-bilimsel epistemolojik boyuta dikkat çekip vurgu yapmış ve özellikle de onun anti-bilimsel karakterine dikkat çekmiştir.

Bu bahar döneminde COVID-19 pandemisiyle ilgili olarak BA, “gerçekten karanlık çağ zihniyetine sahip, kendi faşist değer ve hedeflerini destekleyecek her tür delice komplo teorisine kesin olarak inanan, duygusuz bir cehaletle kuşatılmış, eleştirel düşünmeyi kasıtlı olarak reddeden, küstahça bunu reddeden, bilime ve bilimsel yönteme karşı çıkıp bunu karalayan faşist güçlerden” bahsetmişti.

Kısa bir süre COVID-19’a verilecek tepkiye “önderlik etme” girişiminde bulunduktan sonra, Trump’ın BA tarafından tanımlanan bu konuma tam olarak uyduğunu ve kendi ırkçı mottosu “biz (beyazlar) en iyi genlere sahibiz” ile pandemiye karşı tüm koruyucu tedbirlerin reddi kampanyasını hazırlamış oldu – bir kez daha bilimsel konsensusa aykırı hareket etti ve bu süreç şu an on binlerce hayata mal olmaktadır.

Bunu daha da zehirli kılan şey, Hıristiyan faşistlerin kanıta dayalı bilimi reddetmesi ve tüm gerçeklerin lanetlenmesi ile faşist diktatörün her şeyi bilen bilgeliğine olan inancın karışımıdır. Bu fenomenin alimlerinden biri olan Katherine Stewart, geçen hafta New York Times’da yayınlanan “Hıristiyan Milliyetçilik Hiçbir Yere Gitmiyor” başlıklı önemli makalesinde, “Hıristiyan milliyetçiliğinin benzersiz izole bir mesajlaşma alanı olduğunu [yarattığını]” yazdı. Bu saflarda yer alan pek çok kişi, temel siyasi bilgilerini yalnızca takipçilerini gerçeklikten ayrı bir dünyada tutan mesajlaşma platformlarından değil, aynı zamanda kendini adamış dini ağlardan ve gerici inanç liderlerinin de alıyor. Ayrıca Stewart, bu makalenin başlarında, delilik konusunda ısrar eden bu “inanç liderlerinin” birkaç örneğini veriyor, ve özellikle fanatik olanlardan alıntı yapacak olursak “Tanrı’nın Donald J. Trump’ı bu ülkeyi yönetmesi için atadığı” ve “Şu an savaşta olduğumuz” söyleniyor.

Üstelik, bu mutlakçı anti-bilimsel düşünce türlerinin her türden çılgın komplo teorileriyle birleşmesi durumu bulunuyor. Demokrat Partili politikacıların küçük çocukların kanını veya adrenalini içtiği şeklinde delice komplo teorileri aktarılıyor. Bu tür teoriler muhalefeti insan yerine koymaz ve katliama hazırlığa yol açar; neredeyse harfi harfine benzer teoriler bu amaçla Nazi Almanyası’nda ve başka yerlerde, Avrupa’da yüzyıllardır süren kanlı zulüm esnasında Yahudilere karşı kullanıldı. Ve bu epistemolojik boyut, BA’nın yanı sıra bir dizi başka bilim insanı, yazar ve diğer kişiler tarafından tekrar tekrar vurgulanmıştır. Ancak bu durum, geçmişte bir dereceye kadar metastaz yapmıştı ve şu an hatalı olan bir şeyde yani Trump’ın seçimleri kazandığında inatla ısrar ederek kendini gösteriyor.

Oylamayla ilgili bu tartışmanın bir başka olumsuz boyutu daha var. Trump, Atlanta, Detroit ve Philadelphia gibi şehirleri çevreleyen banliyölerde 2016’ya göre oy toplamlarında en kötü düşüşünü yaşadı; Philadelphia’da Siyahi halka yapılan bazı anketlere göre de performansını iyileştirdi. Yine de tüm dolandırıcılık suçlamaları şehirlere ve esas olarak beyazların yaşadığı banliyölerden ziyade orantısız bir şekilde Siyahi ve Latinolardan oluşan yerlere odaklandı.

Neden? Çünkü Trump’ın Hıristiyan faşizminin temel bir parçası, tüm beyaz olmayan halklara karşı BA’nın “soykırımcı ırkçılık” dediği şeydir. Trump, bütün olarak Cumhuriyetçi Parti’nin ırkçı yönelimini daha da güçlendirmiştir ve beyaz olmayanların, özellikle de Siyahilerin oy haklarına yönelik daha fazla saldırı için temel oluşturmuştur.

Özet Olarak: Trump’ın bu kampanyası sadece Biden ile uğraşmanın bir yolu ya da (bazılarının iddia ettiği gibi) “onun kaybettiği fikrine alıştırmanın” bir yolu ya da buradaki ve dünya çapındaki halklara çevreyi yıkıma uğratarak, COVID’e bağlı yıkımlarla korkunç zararlar verecek bir şey değildir. Bunlar olacaktır. Bu durum, faşist hareketi sertleştirme, genişletme ve kaynaştırma konusunda bir ilerlemedir ve bu durumun önümüzdeki yıllar için sonuçları olacaktır.

O halde seçimdeki zaferi kutlayın, bunu savunun. Ve ortaya çıkacak sonuçları, bunlarla nasıl yüzleşeceğimizi ve ihtiyacımız olan dünyaya nasıl ilerleyeceğimizi çok ciddi bir şekilde düşünün. Bu konudaki düşüncelerinizi bekliyoruz.


1) Ortaya çıkarılan tek gerçek dolandırıcılık örneği, Georgia Eyalet Bakanı Brad Raffensperger’in söylediği gibi, Lindsay Graham’ın (Güney Carolina’dan bir Cumhuriyetçi senatör) oy pusulalarında bazılarının kusurlu olduğu gerekçesiyle Floyd County’nin tüm posta yoluyla gönderilen oy pusulalarını iptal edilmesini önermesidir. Burası Siyahi seçmenlerin yüksek bir oranının çoğunlukla Biden’a oy verdiği bir yerleşim birimidir. Graham’ın Georgia’da değil, Güney Carolina’da yaşadığını unutmayın.

Yeni Komünizm

Gerçek Bir Devrim ve Kökten Yeni Bir Toplum İçin Gerçek Kurtuluşa Giden Yolda Bilim, Strateji ve Önderlik

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER