Yeni Komünizm

Trump’ın Savaş Taciri Olmadığını Düşünen Absürt ve Tehlikeli Fantezi

BAsics

Editörün Notu: Raymond Lotta’nın çevirisini aktardığımız aşağıdaki makalesi 17 Ağustos 2020 tarihinde revcom.us web sitesinde yayınlanmıştır.

Kaynak için bkz: https://revcom.us/a/661/absurd-and-dangerous-fantasy-that-donald-trump-is-not-a-war-monger-en.html


Kimi ilericilerin ve kendilerini radikal olarak tanımlayanların konu Trump’ın dışişleri politikalarına geldiğinde gözlerine set çekebiliyor olması hayret verici bir durumdur. Bu insanlar gamsız bir şekilde ve adeta birer işportacı edası ile bütün saçmalığına rağmen Trump’ın “savaş karşıtı” olduğunu, kendisinin küresel Amerikan ordusunun adımlarını küçültmek isteyen ve bitmek bilmez savaş bataklığına girmekten çekinen biri olduğu şeklindeki tehlikeli miti pazarlamaya çalışıyorlar. Onu istediğiniz şekilde tanımlayın… ancak bir savaş taciri olmadığını söylemek, bu çok yanlıştır. Ölümcül derecede yanlıştır.

Aslına bakılırsa, kendisi kullandığı savaş çığırtkanı retorik ve buna eşlik eden provokasyonları ile devamlı olarak kendi yarattığı düşmanlara karşı savaş çıkarmaya çalışan ve bunu halen sürdüren birisidir. Bunun en büyük örneklerinden birisi İran’dır. Trump’ın yönetimindeki Amerikan ordusu 2018 yılında açıklanan Ulusal Güvenlik Stratejisi güdümünde yönlendirilmekte ve bu doğrultuda hareket etmektedir, ki bu ABD-Çin arasındaki çatışmanın karanlık bir yansımasıdır. [1] Küresel ölçekli COVID-19 pandemisinin birinci gününden itibaren Trump, ırkçı Çin karşıtı söylemleri ile bir histeri yaratmış ve Çin ile olan ekonomik savaşı hızlandırmıştır. Trump’ın nükleer silahlara karşı olan coşkusu da aynı şekilde Amerika’nın nükleer silah kapasitesini artırması ile karşılık bulmaktadır.

‘’Önce Amerika’’ basit bir şekilde ‘’küreselleşme karşıtı’’ bir programın ötesindedir. ‘’Önce Amerika’’ dış ilişkilerinin merkezinde agresif, tek yanlı (‘’Biz kendi yolumuzdan gideriz, geleneksel emperyalist ittifakları ve diplomasiyi siktir et gitsin’’) bir emperyal bir projedir. Beyaz Hrıistiyan medeniyetinin üstünlüğü şeklindeki faşist ideoloji ile doldurulmuş bir projedir.

Şimdi Trump’ın neden bir savaş taciri olduğunu inceleyelim.

Teşhir Madde 1: Amerika’nın Nükleer ve Drone İçin Askeri Harcamaları

Sözde savaş karşıtı Trump, muazzam ölçekli askeri harcamaların yönetimini yapmaktadır. 2020 mali yılının raporlarına göre (enflasyona göre düzenlenerek) harcamalar rekor ölçeklerdedir. Örneğin, Trump’ın bu sene için bütçeden askeri harcamalara ayırdığı miktar İkinci Dünya Savaşından beri en yüksek seviyededir. (Enflasyon ve dolar üzerinden) [2]

En büyük artışın olduğu kategori nükleer silahları da kapsayan genişletilmiş silah üretim tesisleridir. Bunu not edin: Bu yönetimin 2018 yılındaki Nükleer Tutum Değerlendirmesi, Amerika’nın herhangi bir ‘’düşmana’’ karşı nükleer bomba atma eşiğini düşürmüştür. [3] (Buna artık nükleer olmayan saldırılar ve tehditler de dahildir) Ve 2020 yılının Şubat ayına gelindiğinde Amerika ilk kez (ve yeni geliştirilmiş) düşük verimli nükleer silahlarını denizde aktif olarak bulunan denizaltılarına yerleştirdi.

‘’Barışçıl Trump’’ uzmanlarına ufak bir test. Söz konusu Barack Obama’nın drone savaşlarını (bu yönetimin en canavarca savaş suçlarından bir tanesiydi) Donald Trump, A şıkkı, bitirdi; B şıkkı devam ettirdi; C şıkkı tırmandırdı. Cevap tabii ki C şıkkı olacak. Trump/Pence rejimi sadece Obama yönetimi altındaki drone saldırıları sayısını yalnızca iki yılda geçmekle kalmadı, Somali’de, Yemen’de ve Pakistan’da bunları çok daha gizlice örgütleyerek sürdürmeye devam ediyor. [4]

Teşhir Madde 2: Emperyalistlerin Silah Kontrollerinin Sonu

Donald Trump, Amerika’yı nükleer silahların sınırlandırılması ile ilgili olan üç antlaşmadan çıkardı. Önce 2018 yılında İran ile olan nükleer antlaşma, daha sonra 2019 yılındaki Orta Güdümlü Nükleer Güçler antlaşması ve bu yılın Mayıs ayının sonlarında Açık Havalar Antlaşması, ki bu antlaşma Rusya ve Alaska üzerinde ülkelere gözlem uçuşları yapma yetkisi veriyordu. [5] Trump, söz konusu özellikle de Çin ile yürüttüğü rekabet olduğunda; nükleer silahların üretimi, mevzilendirilmesi ve de konuşlandırılması konusunda Amerika’nın “elinin kolunun bağlı olmasını” istemiyor.

Teşhir Madde 3: Trump’ın Ölümcül Hedefinde İran… İsrail ve Suudi Arabistan’a Cömert Askeri Yardımlar 

İran’ın nükleer programını sınırlayan ve 2015 yılında iki ülke ve diğer dünya güçleri tarafından imzalanan antlaşmayı bozan İran değil, Trump’tır. Antlaşmanın kaldırılması ile birlikte ekonomik yaptırımlarda gün yüzüne çıkmış oldu. (Bunlar ülkenin dünya pazarı içerisinde ürün alıp satmasını ve borç almasını etkileyen yaptırımlardır) Bu antlaşmanın kaldırılmasının akabinde ise Amerika, İran’a karşı çok daha sert yaptırımlar uygulayarak ülkenin ekonomisini felç durumuna getirdi. Pandemi bu senenin başlarında sert bir şekilde vurduğunda Trump bunları ikiye katladı, İran’a giden medikal ürünlerin gidişini engelledi. Bu durum zaten sağlık sistemi büyük bir krizin içerisinde olan İran’ı daha da feci bir duruma sürükledi. Revcom.us sitesinde yayınlanan bir makale bu durumu ‘’medikal terörizm’’ olarak ilan etti. [6]

2019 yılının sonbaharından beri Trump/Pence rejimi Amerika’nın Basra Körfezi’ndeki askeri yoğunluğunu arttırdı ve İran’a yönelik tehditlerini bir adım daha ileriye taşıdı. Bu durum 2020’nin Şubat ayında İranlı general Süleymani’nin, Bağdat Uluslararası Havaalanında kanunsuz bir şekilde katledilmesi ile yeni bir boyut aldı ve Ortadoğu’yu bir kez daha yeni bir savaşın sarp kayalıklarına getirdi. Eğer bu savaş tacirliği değilse, o halde neye savaş tacirliği dememiz gerekiyor?

Trump, Amerika’nın, İsrail’in Filistin halkları üzerinde yürüttüğü savaşa desteğini artırarak durumu yeni seviyelere yükseltti. Amerika’nın askeri yardım düzeyini arttırdı, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı ve İsrail Savunma Birliklerinin işledikleri savaş suçları yüzünden uluslararası yargıda yargılanmaması için kalkan oldu. İran’la olan çekişmelerin parçası olarak Suudi Arabistan’a asker gönderdi ve Suudilere silah satışını arttırdı. Ve tabii ki, 2015 yılında başlayan Suudi Arabistan’ın Yemen üzerinde yürüttüğü korkunç hava savaşında desteğini devam ettirdi. Suudiler, Yemenlilerin okullarını ve hastanelerini vurdukça, ABD istihbarat ve daha sofistike silahlarını Suudiler ile paylaşıma açtı.

Teşhir Madde 4: Çin’e Karşı Hızlandırılan Savaş Arzusu

2018 yılında, Trump yönetimi altındaki Pentagon yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi raporunu yayınladı. Raporda Amerika’nın başlıca güvenlik önceliğinin artık ‘’teröre karşı savaş’’ değil ‘’büyük güçler arasındaki rekabet’’ olduğunu ilan ettiler. Raporda, Rusya ve Çin, ancak özel olarak Çin, Amerika’nın dünya üzerindeki dominant pozisyonuna tehdit ve başlıca rakipler olarak belirlendiler. Rapor son yıllarda yayınlanan diğer raporlardan özellikle nükleer silahların kullanılması noktasında ciddi bir şekilde ayrılıyordu, bu özellikle şu şekilde belirtilmişti: “nükleer tehdidin artması Birleşik Devletleri hayati çıkarlarını korumaktan alıkoyamaz.”

‘’Asya eksenli mücadele’’ Obama yönetimi altında başladı. Ancak Trump yönetimi ile yeni bir seviyeye geçti. Şu ifade durmadan yayınlandı ve geniş bir şekilde kendine ifade alanı buldu: Çin’in gelişmekte olan ekonomik gücü (kanunsuz ve haksızca elde edilmiştir) Amerika’nın sadece küresel ekonomik egemenliğini zorlamakla kalmıyor aynı zamanda bu durum askeri güç ve erişim alanı olarak da rekabete yol açabilecek bir pozisyon yaratıyor. Buradan alınması gereken mesaj çok açıktı: Biz Amerika olarak dünyanın bir numaralı gücü ve sömürücüsüyüz ve Çin durdurulmalı.

Amerikan emperyalizmi dünyada yeni bir zorunluluk ile karşı karşıya. Çin’in zorlayıcı rekabeti Amerika’nın dünya üzerindeki hegemonik pozisyonunu sarsıyor. Bu durum Amerika’nın, Afganistan’da Taliban ile antlaşmaya varmaya çalışarak askerlerini başka bölgelere çekmek istemesinin de ana nedenidir. Trump katiyen “askerleri eve çağıran” veya barışçıl bir tip değildir. Yönetimi altındaki Pentagon, dünya üzerindeki güçlerinin “yerlerini değiştiriyor” ve bunu özellikle de Çin ile karşı karşıya gelmek için yapıyor. Bu savaş hali geçmiştekilerden farklılık taşıyor, mevcut vaziyetin adı “havada, denizde, yerde, uzayda ve siber alanda yüksek yoğunluklu savaş halidir” ve bunun için hazırlıklar hız kesmeden devam ediyor. [7] Hazırlıklar özellikle de Çin’e karşı kaygı verici bir şekilde başlatılmış bulunuyor.

Trump bu süreçte Hindistan’ı, Çin ile daha çok askeri mücadele etmesi için teşvik ediyor. Aynı anda Avustralya ve Japonya gibi ülkeleri de Çin’e karşı Amerika ile beraber olmaları için baskı altına alıyor. Amerika ve Çin’in savaş gemileri devamlı olarak Doğu ve Güney Çin Denizi’nde karşı karşıya geliyorlar. Askeri çatışma için parlama noktaları çoğalmaya devam ediyor.

Eğer Donald Trump bir savaş taciri değilse, o halde kime savaş taciri demeliyiz?


Referanslar:

[1] 2018 Ulusal Güvenlik Stratejisi özeti için bkz: https://dod.defense.gov/Portals/1/Documents/pubs/2018-National-Defense-Strategy-Summary.pdf 

[2] Fred Kaplan, “Trump’s Gargantuan Military Is Full of It,” Slate, 12 Şubat 2020

[3] https://www.armscontrol.org/issue-briefs/2018-02/new-us-nuclear-strategy-flawed-dangerous-heres-why

[4] S.E. Cupp, “Under Donald Trump, drone strikes far exceed Obama’s numbers,” Chicago Sun-Times, 8 Mayıs 2019

[5] Julian Borger, “Trump to pull US out of third arms control deal,” The Guardian, 21 Mayıs 2020

[6]Medical Terrorism—American Style: U.S. Sanctions and Military Threats Escalate Iran’s COVID-19 Death Toll and Threaten the World,” revcom.us, 6 Nisan 2020

[7] Michael Klare, “The US Military Is Preparing for a New War,” The Nation, 1 Haziran 2019

Avatar

Gerçek Bir Devrim ve Kökten Yeni Bir Toplum İçin Gerçek Kurtuluşa Giden Yolda Bilim, Strateji ve Önderlik

Görüşlerinizi Paylaşın

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER