Yeni Komünizm

Kadınlar ve Devrim

Editörün Notu: Web sitemize iletilen aşağıdaki makale, Selma Tunç isimli okurumuza aittir. Takipçilerimizin dikkatine sunarız.


Duy da İnanma!

Kadınlar erkekleri sosyal medyada ifşa ettiler ve ifşa hareketi başlattılar! Bir kısmınız bu hareketi hemen onayladı ve harekete destek verdi. Bir kısmınız kadınların bir kısmına destek verilebileceğini ama bazı kadınların bu hareketin içini boşaltabileceklerini dolayısıyla buna karşı da dikkatli olunması gerektiğini söylediniz. Çünkü bu hareket sonunda zıttına dönüşüp bir linci başlatabilirdi. Bazılarınız ifşa edilişin altında yatan sebeplerin anlaşılır olduğunu ancak eleştirinin  dostane bir şekilde yapılması gerektiğini zira bu ifşa edilen bazı erkeklerin bir dönem aynı saflarda kol kola yürünmüş yoldaşlar olduğunu ve bu yoldaşların ulu orta ifşa edilmesinin ve bunu takiple linç edilmesine ortam hazırlanmasının yanlış oldunu söylediniz. Peki ama kadınların Erkek ya da Erkekleri (kim olduğundan bağımsız olarak) ‘sosyal medyada linç etmesi‘ içinde yaşadığımız dünyada gerçekten mümkün mü? Şimdi bir kısmınız cümle içinde kullanılan ‘erkek /erkekler’ büyük harfle yazılmaz diye düşünmüş olabilirsiniz. Tabii dil bilgisi kurallarına harfiyen uymak isterseniz doğru da olmaz. Peki ama kapitalist sistemde bir ya da bir kaç kadın, ya da pek çok kadın sosyal medya üstünden başlattıkları bir ifşa hareketi ile bir ya da bir kaç erkeği, ya da pek çok erkeği linç edebilirler mi?

Devrim, Güvenin Tesisi ve Özgürleşmek

İçinde yaşadığımız sistemde erkekler cinsel özgürlüğü yaşama ve içselleştirmeyi kimi zaman doğru ama çoğunlukla yanlış sebeplerle öğrenir. Yazının burasında yanlış sebep olarak hemen ataerkil üst yapının bunun başlıca müsebbibi olduğunu söylemek hiç de acelecilik ve kolaycılık olmaz. İçinde yaşadığımız dünyada erkekler kadının bedeni ve zihni üstünde tahakküm kurmayı kendilerine verilmiş bir hak olarak öğrenirler ve bunun ‘cinselliğin özgürleştirilmesi bilinci’ ile yakından uzaktan alakası yoktur. Bu çoğu zaman entelektüel ve edebi bakış açısı ve diliyle soslanır ve kadına özgürlüğe açılan bir kapıymış gibi izah edilir. Kimi erkekler bu özgürlüğü yalnızca kedilerinde görürler. Hiç kuşkusuz bu, kadın için en acımasız yanıyla erkek tacizini hem fiziksel hem düşünsel olarak tatmak ile sonuçlanır.

Kimi erkekler ise cinsel özgürleşmenin erkek kadar kadının da hakkı olduğunu savunur. Bu tutum her şartta bilinçte yaşanan bir sıçramaya denk gelmez. Yalnızca o erkeksi arzuların şekil değiştirmiş halidir. İşte tam da bu, kadınların düşünce ve duygu dünyalarında yaşadığı hayal kırıklığını oluşturur. Erkeğin buradaki ikircikli yüzünü gören kadın erkeğe olan güvenini tamamen kaybeder, kimi zaman o erkek nezdinde bir mücadeleye olan inancını da. Kadın ve erkek arasındaki güven tamir edilemez bir şekilde yıkılır ve bu, sistem içinde defalarca tekrarlanır. Her ne kadar iyi niyetli girişimlerle güven tekrar tesis edilmeye çalışılsa da kapitalist sistemin ekonomik ilişkilerinin yarattığı düşünce dünyası yıkılmadığı ve kadın erkek arasında hali hazırda bölüşülmüş roller dönüştürülmediği sürece kadın ve erkeğin birlikte özgürleşmesi mümkün değildir. Kadının özgürleşmesi konusunda samimi olunması bunun ancak ve ancak devrimden geçtiğinin kabulüyle mümkümdür.

Üstünde düşünülmesi gereken bir başka husus da koca bir insanlık tarihi icinde tamamen kopulamayan feaodal ve köleci bağların uzantısı olan patriarkadır. Her ne kadar Fransız İhtilali ile feodal yapıdan kopuş yaşanmışsa da kapitalist sistem  gelenek, kültür ve dinle birlikte patriarkayı bir üst yapı kurumu olarak devralmıştır. İngiltere’de parlemento yanında hala kraliçenin son sözü söylemesi ve İngiliz halkı tarafından memnuniyetle kabul edilmesi bunun açık örneklerinden biridir (Tabi burada kraliçe bir kadın olarak değil feodalizmin temsilcisi olarak görülmelidir). Şaşırılmamalıdır ki 2018 yılında yapılan bir araştırmada ülkede gerçekleşen kadına yönelik cinayetlerin sayısı 149’dur, bu rakam bir önceki seneye göre %10 artmıştır (https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51571695). Refah seviyesi üçüncü dünya ülkelerine göre kat ve kat yüksek olan bu kapitalist emperyalist ülkede görece özgür kadınların hala güvencede olamamasının bu despotik ataerkil bağlarla sıkı bir ilişkisi vardır. Kadınlar erkeklerle aynı toplumda güven içinde yaşamak istemektedirler ancak içinde bulunulan toplumun yukarıda bahsedilen sınırlılıkları arzu edilen güvenli ortamı tesis edememektedir.

Bulunduğu coğrafyadan bağımsız bu sistem icindeki tüm kadınlar patriarkal değerler tarafından ezilmekte, sömürülmekte ve sindirilmektedir. Tüm bu ezilen kadınları komünist mücadeleye kazanmak ve onlarla bu konuların üstünde derinleşmek gerekir. Nasıl ki tüm insanlığın kurtuluşu ancak komünist devrimin hayata geçirilişine bağlıysa, bunun üstüne yapılacak teorik ve pratik ilerleme kadınlar olmadan hayata geçirilemez.

Bu yazı aşağıda verilen kaynakların kolektif birikimi ile kaleme alınmıştır….

Kadınların Kurtuluşu İçin Mücadelenin Stratejik Önemi | Yeni Komünizm (yenikomunizm.com)

Frederik Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2016, Çev: Mustafa Tüzel

Yeni Komünizm

Bizler, devrimin önderi Bob Avakian'ın mimarı olduğu Yeni Komünizm‘in takipçileriyiz. Bob Avakian'ın devrimci önderliğini takip eden, Yeni Komünizm temelinde dünyayı anlama ve değiştirme sorumluluğunu üstlenenleriz.

#DevrimDahaAzıDeğil

0 0 oy
Makaleye Oy Ver
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Satıriçi Geribildirim
Bütün yorumları gör

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER

ACİL DURUM KAMPANYASI