Çok Tehlikeli ve Riskli Zamanlardayız: Almanya’nın Bitmeyen Silahlanma ve Militarizasyonu Tüm Dünyayı Tehlikeye Atıyor

Editörün notu: Aşağıda yer almakta olan yazı Almanya’daki Yeni Komünizm Taraftarları tarafından kaleme alınmıştır. Çevirisini okurlarımıza sunarız.


Gittikçe artan silahlanma Dünyayı (hatta Avrupa’yı) daha güvenli hale getirmek bir yana NATO ve Rusya arasındaki savaş ihtimalini daha da arttırıyor. Rusya’nın NATO hava sahasında dronelar ile yaptığı iddia edilen provakasyonlar insanlığın bir barut fıçısının üzerinde oturduğunu gösteriyor. Ancak NATO’nun vereceği olası herhangi bir yanıt ölümcül bir tırmanmaya ve hatta nükleer bir dünya savaşına dönebilir.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı kesinlikle gayrimeşru ve insanlığa karşı bir suçtur ancak bu Rusya dünyada bu suçları işleyen tek ülke değildir. İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü soykırım veya Trump’ın Venezuela, İran ve Yemen’e karşı saldırılarını ele alın.

Avrupalı NATO ülkeleri (Almanya’da dahil) bütün bunların parçasıdırlar. Bütün dünyaya silah ve mühimmat tedariki göndermekte ve Ukrayna’da emperyalistler arası bir vekalet savaşının içerisindedirler. Hepsi Rusya’nın zayıflamasını ve dünya çapındaki imparatorluklarını konsolide edip yaymak istemektedirler. Emperyalist sistemin güdülediği; pazarlar, etki alanı ve kaynaklar için rekabet bütün dünyada milyarlarca insanın sömürülmesi ve baskı altına alınmasına dayanırken halk kitlelerinin sürekli olarak savaşların içerisine atılmasına neden olmaktadır.

Tam da bu yüzden NATO ülkeleri savaşı bitirmek için görüşme yapılması noktasıyla ilgilenmemektedir. Bunun yerine Ukrayna’ya daha fazla silah ve teknoloji akıtmakta ve retoriklerini bütün kanallardan harekete geçirmektedirler. Bütün bunlar NATO’nun planlı genişlemesiyle el ele ilerlemektedir: Rusya’nın sınırlarına konuşlandırılan NATO silahları bir dünya savaşı riskini de arttırmaktadır. Bu savaşta “iyi” veya “kötü” bir taraf yoktur. Ukrayna’daki savaşın tarafları olan emperyalistler özünde “meşru gangsterlerdir”, bir şehirdeki çimenlik için değil bütün dünyada üstünlük kurmak için savaşırlar.

Şimdiye kadar Almanya, emperyalist suçlarını kendi silahlı güçleriyle işlemediği gıpta edilecek bir pozisyondaydı. ABD hem NATO ile hemde NATO’suz bunu yapmıştır. Ancak açıkçası bu emperyalistler arası iş bölümünden fazlası değildir ve Almanya’da bununu bir parçasıdır. Alman silah endüstrisi Almanya ekonomisinin her zaman önemli bir parçası olmasının yanı sıra dünyanın en büyük silah satıcılarından biridir. 2017 yılında yayınlanan silah ihracatı raporuna göre (Rüstungsexportsbericht) Almanya 126 ülkeye silah satışı yapmaktadır. (Eylemlerde sık söylenen bir sloganda denildiği gibi: Alman silahları ve Alman parası tüm dünyada cinayet işliyor!)

Ancak şimdi “dönüm noktası” (Zeitenwende) ve faşist Trump’ın iktidara gelmesi ile birlikte Almanya kendi çıkarlarını koruyabilmek için kendisini gittikçe daha fazla NATO ittifakının kapsamına müdahale etme zorunluluğuyla karşı karşıya buluyor. Silahlanma yarışı çılgınlığı her geçen gün daha da artıyor. Bu yıl askeri harcamaların gayri safi hasılanın %2,4’üne tekabül etmesi bekleniyor. Bu süreç otomativ üreticisi Pierburg Ltd’nin Rheinmetall Waffe Munition Ltd isimli silah şirketine dönüştürülmesini ve Köln şehrindeki savaş karşıtı protestoların şiddet yoluyla bastırılmasını da içeriyor.

Geçtiğimiz yıl SPD’li Savunma Bakanı Boris Pistorius “2029’a kadar savaşa hazır olmalıyız” derken seçim afişlerinde askeri üniformasını giymiş arkada dalgalanan Alman bayrağıyla bir tankın üzerinde poz veriyordu. Ve Friedrich Merz şunu söylüyordu: “Mutlak önceliğim Avrupa’yı güçlendirmek böylece ABD’den bağımsızlığımızı zamanla kazanabiliriz.” Ve geçenlerde de şunu söyledi: “Savaşta değiliz ama artık barış içerisinde de değiliz.” Bu kesinlikle daha fazla asker, daha fazla silah ve askerileşme ve hatta nükleer silahlar yani bir dünya savaşına yakınlaşmak anlamına geliyor.

Şimdiye kadar askere alım ile büyüyen yoksullaşmayla insanların çaresizliklerini sömürmek ve göçmenleri topun önüne sürülen piyadeler yapmak istediler. Alman ordusu artık üniversitelerde eğitimin askerileşmesinin bir parçası olarak yer ediniyor: Öğrencilere vatanseverlik ve “anlamlı bir kariyer” çağrısı yapıyor. Bütün bunların bir parçası olarak Almanya ilk kez “Gaziler Günü” kutlaması yaptı. 120 askeri gösteri ve savaş oyunlarıyla toplumda militarizasyonu meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Tabii ki bu İçişleri Bakanı Dobrindt’in korku tellalılığı ile okul çocuklarının savaşa hazırlanması çağrılarıyla beraber ilerliyor. Ancak Yeşiller için bu bile yetersiz! Parlamento üyesi Leon Eckert Almanya’da ulusal tatbikat günü ile Almanya’yı krize hazırlama çağrısı yaptı!

Alman emperyalizmi hiç de ironik olmayan bir şekilde “refah devletini” ve “değerlerimizi” korumamız için savaşa girmemiz gerektiğini söylerken bir yandan da “vatandaşlık gelirini” ve sosyal ödemeleri, üniversite bütçelerini kesiyor ve halkı daha derin yoksulluğa mahkum etmek pahasına silahlanmayı hızlandırıyor. Bütün bu bağlamda kendisini daha da açık gösteren ırkçılık ile “değerlerimiz” meselesi de oldukça kinik duruyor. “Bizim” şansölyemizin sokaklardaki göçmenlerin şehrin manzarasını bozduğunu söylediğini düşünürsek!

Devrimci önder Bob Avakian’ın çok doğru bir şekilde söylediği gibi: Bugün genç olmak iyi bir geleceğe sahip olamamak ve hatta geleceksiz olmaktır.

Şu konularda çok net olmalıyız:

  • Düşmanımın düşmanı dostum DEĞİLDİR!
  • Emperyalistler arası savaşlarda taraf seçmeyiz ancak halkın yanında dururuz!
  • Son tahlilde gerçek bir sosyalist devrim olmaksızın özgürleşmiş ve adil bir toplum KURULAMAZ!

Herkesin devrimci yenilgiciliğe dahil olması gerekiyor. Bu da kesinlikle kendi emperyalistlerimize karşı ayağa kalkmamız gerektiği anlamına geliyor. Tıpkı Rusya’da, ABD’de ve İsrail’de ve dünyanın farklı yerlerinde insanların yaptıkları gibi. Emperyalistlerin çıkarları insanlığın çıkarları DEĞİLDİR. Kendi emperyalistlerimizin aldığı her yenilgiyi memnuniyetle karşılamalı ve mücadelemizin bir parçası yapmalıyız.

Karl Liebknecht 1914 yılında Birinci Dünya Savaşına binaen şunu söylemişti:

Bu savaş Almanya’nın müdaafa savaşı değildir. Kapitalist bir devlet olarak Alman devletinin tarihsel niteliği ve şimdiye kadarki fiiliyatları bugün uygulamak istediği gücün kendi toprağını savunmak için olduğunu iddia etmesini inanılmaz hale getirmektedir.

Bu gerçek bugün de geçerlidir. Militarizme ve “anavatanın savunulmasına” karşı keskin bir şekilde direnmeliyiz. Ancak nihai olarak gerçek tek çözümün tamamen farklı bir toplumu ortaya çıkaracak gerçek bir devrimden geçtiğini söylemeliyiz. Ancak gerçekten özgürleştirici yeni bir sosyalist sistem sadece kitleleri mobilize edebilecek Bob Avakian tarafından geliştirilen Yeni Komünizmin bilimsel temeline dayanan devrimci komünist bir önderlik ile mümkün olabilir.

Bizimle irtibata geçin ve bu devrimci önderlik hakkında daha fazla öğrenin!

Yeni Komünizm Taraftarları Almanya (Anhänger*innen des neuen Kommunismus)

E-mail: neuerkommunismus@protonmail.com