Editörün Notu: Okumakta olduğunuz yazı revcom.us sitesinde yayınlanmıştır. Öneminden dolayı çevirisini okurlarımıza sunuyoruz.
2 Temmuz günü ABD-İsrail’in Gazze’deki Filistin halkına karşı soykırımının 1000. günüydü.
7 Ekim 2023’de köktendinci Hamas savaşçıları İsrail’in Güneyi’ne sürpriz bir saldırı düzenleyerek 1200 kişiyi öldürdü ve 251 rehine aldı.
İsrail bu saldırıyı fırsat bilerek, Gazze’de yaşayan 2.2 milyon Filistinlinin hayatının her bir tarafını hedef alan topyekün bir soykırıma girişti. Aileler katledildi. Çocuklar infaz edildi. Evler, hastaneler, okullar, iş yerleri ve arıtma tesisleri bombalandı. İsrail gıda kaynaklarını hedef alırken; yakıt, ilaç ve hayati maddelerin bölgeye girişini de kesti.

29 Ekim 2025.
Evler yok edildi ve insanlar çadırlara kaçıştığında bu çadırlar da ateşe verildi. Aç bırakılan insanlar bombalandı, vuruldu. Ebeveynler ölü çocuklarını enkazların içerisinde çıkarırken çocuklar ise ebeveynlerinin parçalarına ayrılmasını gördü. Haftalar boyunca bomba üzerine bomba yağdırıldı.
Gazze, 223.000 ton ABD yapımı bombayla İsrail tarafından Hiroşima gibi bir cehenneme çevrildi. Bu miktar ABD’nin İkinci Dünya Savaşında nükleer bombayla yok ettiği Japon şehrindeki patlayıcı gücün 14 ila 16 katına eşit.
Ancak bu sefer soykırımcı terör dünyada insanların telefonlarından canlı yayınlandı.
Bu soykırımcı katliam zinciri yoktan var olmadı: Bu, İsrail’in 75 yıllık toplu katliam, baskı ve Filistin halkının etnik temizliğinde canavarca bir sıçrayıştı.
İsrail’in Filistin halkına soykırımı ABD emperyalizmi tarafından sonuna kadar desteklendi. Sadece 2023 Ekiminden bu yana ABD 21.7 milyar dolar değerinde askeri yardım sağladı. Neden? Çünkü ABD, İsrail’i Orta Doğuda kritik bir askeri ileri karakol olarak görüyor. Bu bölge ABD emperyalizminin küresel iktidarı ve tahakkümü için son derece kritik.
ABD’nin Sahte Ateşkesi Süregiden Soykırıma Kılıf Sağlıyor
2025 Ekim ayında faşist Trump rejimi İsrail ve Hamas arasındaki çatışmaları durduracak sözde bir ateşkes ayarladı. Bu ateşkes bir yalan ve kılıftı. İsrail, uluslararası kınamalardan kaçınacak seviyede katliamlarına ve soykırımına devam etti.

Bugün Gazze’deki durum bir kabusun da ötesindedir. Ancak bugün videolar sansürlenmiş ve sahadaki terör sessizleştirilmiş görmezden gelinmektedir.
Geçtiğimiz 1000 gün içerisinde 73.066 Filistinli öldürüldü. Bunların 21.500’ü çocuk, 1022’si bebekti! Neredeyse 10.000 insan kayıp büyük ihtimalle Gazze’deki evlerin %90’ının yok olması sonucu oluşan 68 milyon tonluk enkazlarda gömülüler. 173.514 kişi ise yaralı.

Hastaneler ve ambulanslar da hedef haline geldi. Yaklaşık 1700 sağlık çalışanı ve yüzlerce gazeteciyle yardım çalışanı genellikle bilerek öldürüldü; 2700’den fazla aile nüfus kütükleri yok olacak şekilde tamamen yok edildi.
Milyonlarca insanın Dünya Kupa’sını izlediği zamanda, 29 Haziran günü İsrail tanıdık bir futbolcu olan Saleem Al-Ashqar’ı vurdu. Filistin Futbol Federasyonu, 7 Ekim’den bu yana 567’si futbolcu olmak üzere 1009 sporcunun öldürüldüğünü bildiriyor.
Peki ya hayat? Geçtiğimiz Ağustos Gazze’yi kuşatan aleni kıtlık gerilemiş olsa da açlık, gıda eksikliği ve gıda güvencesizliği bütün Gazze’yi kapsarken İsrail çoğu insani yardımı bloke etmeye devam ediyor. Çoğu ilaç artık stokta yokken 2.1 milyon enfeksiyon hastalığı belgelendi. Yaşam beklentisi 40 yıla kadar düştü. Bir ya da hiç ebeveyni olmaksızın yetim bırakılan çocukların sayısı üç katına çıkarak 64.400 oldu.
ReliefWeb’in raporuna göre “yerinden edilmiş aileler kemirgen istilası, aşırı sıcak ve yağmurdan aşınmış çadırlarda kalıyorlar.” Ve“çadırların yanındaki lağım pislikleri akıntıları devam ediyor. Deri hastalıkları, aşırı kalabalık ve zayıf hijyenden ötürü çocuklar arasında tırmanışta… Çoğu insan haftada bir meyve yiyebiliyorken bazı aileler günlerce hiçbir şey yemeden yaşıyor. Her ay binlerce çocuk beslenme eksikliği nedeniyle tedavi ediliyor.”
Hiçbir istatistik, Gazze halkına İsrail ve ABD’nin yaşattığı kişisel ve toplumsal trajedileri, travmaları ve akıl almaz korkunçlukların ağırlığını anlatamaz.
Soykırımın Tekrar Yükselmesi An Meselesi

25’in ekim ayında ateşkes antlaşması imzalandığında İsrail güçleri Gazze’nin hemen hemen yarısını kontrol ediyordu. Yapılan sözde plana göre kontrollü şekilde geri çekilecekleri. Ancak bunun aksine Gazze’de kontroller ettikleri bölgeyi istikrarlı bir şekilde büyüttüler. İsrail şu an Gazze’nin %70 ila %80’ini kontrol ediyor.
İsrail’in faşist finans bakanı Bezalel Smotrich İsrail’in kuzey Gazze’de hemen şimdi yerleşimler kurmaya başlamasını talep ediyor. Aynı zamanda İsrail’in kontrolünü Trump’ın “Barış Kurulu”na bağlı çok uluslu bir polis gücünün yürüteceği biçimde insani barınaklar” yani toplama kamplarına Gazzelileri zorla yerleştirmek istediğine ilişkin raporlarda var. Böylelikle İsrail Gazze’deki varlığını sürdürecek ve derinleştirecek.
Trump kontrolündeki bu Barış Kurulu Ocak ayında sözde “ateşkesi” denetlemek, yeniden inşayı yönetmek ve Gazze’yi yönetmek için kuruldu. Şimdi ise Guardian gazetesine göre kurul, “kendisi için geniş kapsamlı bir yasal dokunulmazlık ayrıcalığı planlıyor” ve aynı zamanda ücretsiz kamu binaları ve tesisleri talep ediyor. Böylesi bir durum Gazze’deki Filistinlilerin mülklerine el konulmasına neden olabilir.
1000 Gün Önce Kampüsler Protestolarla Dalgalanıyordu… Şimdiki Bu Sessizlik Neden?
Ekim 2023’te bundan yaklaşık 1000 gün önce ABD-İsrail’in soykırımının başlamasından kısa bir süre sonra kampüslerde de protestolar başlamıştı. Bu direniş büyümüş ve sonraki seneye de yayılmıştı. Yine bu dirneiş 2024 baharında kararlı protestolar ülke çapında kampüslerden gitmeyi reddettiğinde yeni bir yükselişe geçmişti.
Mayıs ayının sonunda ise Harvard Üniversitesine bağlı bir konsorsiyum 7 Ekim 2023’ten bu yana ABD’de 500’ün üzerinde okulda, 130’unda kamp kurulmak üzere Filistin yanlısı protestolar gözlemlemiştir.
ABD-İsrail’in Filistin halkına yönelik saldırılarına karşı gelişen bu kitlesel ve beklenmedik eylemler dalgası milyonlarca insanın İsrail ve bir dereceye kadar ABD ile ilgili şimdiye kadar inandıkları sorgulamalarına neden olmuştur.
ABD yöneticileri protestoculara karşı alçakça yalan ve iftira kampanyasına ek olarak vahşi bir baskı dalgasıyla cevap vermiştir. Bu baskılar özellikle de faşist Trump’ın 2025 Ocak ayında iktidara gelişiyle yoğunlaşmıştır.
2024 yılının Mart ayında devrimci önder Bob Avakian neden ABD yöneticilerinin çok öfkeli bir şekilde yanıt verdiğini ve bunun bu sistemin bütünüyle ilgili neyi göstediğini 17 numaralı sosyal medya mesajı olan “Amerikan İstisnacılığı: Bu Mitin Arkaplanının Daha Fazla Teşhir Etmek” içerisinde analiz etmiştir:
Kolejler ve özellikle “elit” üniversiteler bu baskının merkezi olmuştur. Bu baskı, sözde “ifade özgürlüğü hakkı” ve “akamedik özgürlük standartlarını” kaba bir şekilde ihlal etmiştir. Öğrenciler ve fakülteler hedef haline gelmiş ve hatta protestoları bastırmada başarısız oldukları gerekçesiyle üniversite başkanları görevlerinden alınmıştır.
Bunlar neden olmaktadır? Çünkü ABD kapitalist-emperyalizminin temel çıkarları söz konusudur. Çünkü İsrail, dünyanın stratejik olarak önemli bir bölgesinde, Orta Doğu’da ABD emperyalizminin ağır silahlı bir destek karargahı olarak “özel bir role” sahiptir. Ve İsrail, ABD emperyalizminin dünyanın farklı bölgelerinde baskıcı yönetiminin sağlanmasında işlediği suçlarla kritik bir güçtür.
Bugün bu baskı olmaktadır çünkü bu ülkedeki hakim sınıfların temsilcileri şayet gençliğin özellikle de bu “elit” üniversitelerdeki gençliğin bu sistemi ciddi anlamda sorgulaması ve işleyişine karşı gelmesi durumunda bu sistemin bu öğrencilerin geniş bir kısmının sistemle olan “bağlarının” kopacağını ve bu durumun da bütün sistem için gerçek bir kriz yaratmada büyük bir faktör olduğunu düşünmektedir. Tıpkı 1960’lı yıllarda olduğu gibi bir kriz bugün b özellikle de yönetici güçlerin kendi aralarında sert kavgalar verdikleri ve bütün ülkenin derin bölünmelerle yarıldığı bu dönemde sistemin kabul edemeyeceği bir durumdur.
Sürmekte Olan Bu Soykırım Durdulmalıdır! Ve Bunu Yaratan Sisteme Karşı Bir Devrimin Parçası Olarak Yapılmalıdır!
2025 yılına gelindiğinde ABD yöneticileri, ABD destekli İsrail soykırımına karşı bu cesur ayaklanmayı büyük ölçüde bastırdı. Bunun büyük bir parçası faşist baskıdan kaynaklıdır. Ancak aynı zamanda belirli bir ölçüde demoralizasyon ve dezoryantasyon da söz konusudur. Bunların kaynağı ise ABD ve İsrail’in soykırımı ne denli kapsamlı bir şekilde yürüttüğü, protestolara rağmen bunun nasıl bu yoğunlukta devam ettiği, bu soykırımın kaynağı noktasındaki kafa karışıklıkları ve özgürleşmeye giden yolun insanların düşündüklerinden çok daha zor olmasının ortaya çıkması olduğu söylenebilir. Sizleri harekete geçiren bu korkunçlukları hala reddedenlere bir meydan okuma olarak Bob Avakian’ın aşağıdaki pasajını bırakıyoruz:
Niçin bu durumla karşı karşıya olduğumuzu anlamak için sadece yüzeyde olup bitenleri ele alarak yanıt vermemek gerekir -bu aslında meselenin etrafında dolaşmak demektir- yüzeyin altını kazmak, şeylerin altında yatan ana kaynakları ve nedenleri keşfetmek ve temel problem ve gerçek çözüme dair bir anlayışa ulaşmak gerekir. Bu da, nasıl bir sistem altında yaşadığımızı ve bu sistemin gerçekte ne olduğunun (kapitalizm-emperyalizm sisteminin) bilimsel şekilde kavranmasına ulaşmak anlamına gelir. Bu sistemin daha derin ilişkilerini, dinamiklerini ve bunun toplumun farklı kesimlerinin kendiliğinden düşünmesini, ayrıca toplumdaki ve dünyadaki olaylara verdikleri tepkileri nasıl belirlediğini kavramaya çalışmak gerekir; tüm bunları halk kitlelerinin ve nihayetinde bir bütün olarak insanlığın çıkarlarına dönüştürmek için ileriye dönük olası yolları saptamak için yapmak gerekir.
ABD Destekli İsrail’in Filistinlilere Karşı Soykırımını Durdurun!
Bütün Bu Sistem Çürümüş ve Gayrimeşrudur!
Farklı Bir Yaşama Biçimine ve Temelden Farklı Bir Sisteme İhtiyacımız Var ve Bunu Talep Ediyoruz!