Yeni Komünizm

Kemiklerin Minberi

Editörün Notu: Bob Avakian’ın aşağıdaki yazısı “Kemiklerin Minberinden Vaaz Vermek: William Bennett’in Erdemlerinin Altındaki Gerçeklik Veya Ahlaka İhtiyacımız Var, Ama Geleneksel Ahlaka Değil” başlıklı kitabındandır. İlk kez Revolutionary Worker‘ın 976.sayısında 4 Ekim 1998 tarihinde yayınlanmıştır.

Kaynak için: RW ONLINE:Bob Avakian: The Pulpit of Bones (revcom.us)


Gerçekten de büyük bir reggae sanatçısı olan Peter Tosh, en güçlü şarkılarından birinde Christopher Columbus gibi “Batı Medeniyetinin” “sözde büyük adamlarını” yüceltme girişimini sert bir şekilde eleştirir. Parça şöyledir:

Bütün bu ‘büyük adamların’ yaptıkları şey
soyup tecavüz etmekti
insanları kaçırıp katlediyorlardı;
sözde ‘büyük adamlar’
soyup tecavüz ediyorlardı
insanları kaçırıp katlediyorlardı.’

Şüphesiz haklıdır. Onların yaptıkları ve torunlarının da halen yaptıkları şey budur. Bu durum onların sisteminin doğasında yer alır.

Çeşitli yazarlar (ben de dahil) bu durumun dehşetini daha canlı bir şekilde ifade etmek için pek çok kez kan ve kemiklerden oluşmuş kapitalist zenginlik metaforunu kullanır. İşin aslı bu sadece bir metafor da değildir. Bu konunun gerçekliği, Jack Weatherford tarafından yazılan Indian Givers, How the Indians of the Americas World Transformed the World adlı kitabında güçlü bir şekilde aktarılır. Weatherford, Potosi’deki Bolivyalı bir madencinin günümüzdeki çilesiyle -yani gerçek veya fiili köleler tarafından yüzyıllar boyunca kelimenin tam anlamıyla dağlardan gümüş çıkarılıp ardından Avrupa’ya gönderildiği yerden- başlayarak; kanları, derileri ve kemikleri Avrupa uluslarının zenginliği için bir kaide oluşturan milyonlarca Hint ve Afrikalıyı gündeme getirir. Weatherford açıkça şu sonuca varır:

“Kapitalistler bu yeni yapıyı Afrika’dan Amerika’ya uzanan köle ticareti ile ve Amerikan gümüş korsanlığı ile ikili bir destek üzerine inşa etmişlerdir.” Ve daha sonra Marx’ın bunun özünü keskin bir ironi ile yakaladığı ifadeyi aktarır: “Amerika’da altın ve gümüşün bulunması, yerli halkların kökünün kazınması, köleleştirilmesi ve madenlere gömülmesi, Doğu Hint Adaları’nın fethinin ve yağmalanmasının başlangıcı, Afrika’nın kara derililerin ticaret avları için savaş alanına dönüştürülmesi… bütün bunlar kapitalist üretim çağının pembe şafağının habercisidir.”

Bugünlerde ABD’de (Pat Robertson’u ve Jesse Helms’i düşünmemek ve köle sahiplerini-gözetmenlerini resmetmemek hayli zor olsa da) köleliği açıkça savunacak büyük bir siyasi lider yoktur. Fakat George Washington (“Ülkemizin Babası”), Thomas Jefferson (“Bağımsızlık Bildirgesi”nin baş yazarı) ve James Madison (ABD Anayasasının baş yazarı) gibi köle sahibi “büyük adamları” desteklemeyen ABD egemen sınıfından önemli bir temsilci bulmak mümkün mü? William Bennett’in en çok satan kitabı “Erdemler Kitabı” içinde “erdemlerin” modeli olarak öne sürülen kişiler kimlerdir? Ve daha da önemlisi, bu yönetici sınıfının “Amerika’daki kapitalistlerin zenginliğinin ve devlet gücünün temelinde köle emeğinin akıtılması bulunduğu için bu zenginlik haramdır ve bu güç gayri meşrudur!” diyebilecek herhangi bir temsilcisi var mı?

Bu köle emeğine ek olarak, bu zeminin geri kalanını oluşturan şey peki nedir? Yerli halkların fethi ve soykırımı; toprakların ve kaynakların soygunu; göçmen dalgalarının acımasızca sömürülmesi; çocuk emeğinin kapitalist birikim makinesine acımasızca aktarılması; kadınların aşağılanması, insandışılaştırılması ve düşük ücretli sömürüsü; Avrupalı olmayan halkların boyun eğdirilmesi ve aşırı sömürülmesi! Bu durum, ilk fetihten günümüze ve dünyanın bir köşesinden diğerine devam etmiştir. ABD’deki giyim atölyelerinden Haiti veya Pakistan’daki daha da korkunç durumdaki cehennem deliklerine; Çinhindi ve Endonezya’da kelimenin tam anlamıyla milyonların katledilmesinden Irak’a ve halkına, özellikle de çocuklara yağdırılan kitlesel yıkımlara ve ölümlere kadar böyledir.

İmparatorluğun Hırsızları

Bütün bunlar William Bennett gibi insanların “erdemlerini” vaaz ederken dayandıkları kemiklerden oluşan bir minberdir. “Çalışmanın” (Bennett’in “Erdemler Kitabı”ndaki bölümlerden biridir) değerini övme cesaretine sahipler. Yüzyıllar boyunca onları bugün bulundukları konuma getiren şey, doğrudan veya fiili kölelik ve diğer vahşi sömürü biçimleri altında başkalarının çalıştırılması olmuştur.

“Çalışma” bölümünde Bennett’in arılardan, karıncalardan bahsetmesi ve “Mideye Karşı İsyan” hikayesine dair hikayeler, şiirler ve meseller içermesi aslında şaşırtıcı değildir. Vücudun diğer bölümlerinin mideyi beslemek için yaptığı işbölümü, sonuçta olabilecek en iyi düzenlemesidir! Bugün dünyadaki “işbölümü” -bir avuç emperyalist devletin yönetici sınıflarının, arılar ve karıncalar gibi muamele gören milyarlarca insanın emeğiyle beslendiği ve zenginleştiği bugünün dünyasındaki- böyle bir işbölümü, açıkçası bu yönetici sınıfların ve onların William Bennett gibi temsilcilerinin sürdürmek ve uygulamak için can attıkları türden bir iş bölümüdür.

“William Bennett gibi insanlar, gerici gündemlerini desteklemek ve fon toplamak için tabak başına 1000 dolarlık akşam yemeklerine katılırken, bu ifade Üçüncü Dünya’da neden her gün 40 bin çocuğun açlıktan ve önlenebilir hastalıklardan öldüğünü, Peru’da her beş çocuktan birinin neden 5 yaşından önce öldüğünü açıklıyor mu?”Bob Avakian

“Sorumluluk” (Bennett’in kitabındaki bölüm başlıklarından bir diğeridir) ve bunun eksikliğinin, gençliği ve genel olarak Amerika’daki insanları nasıl yozlaştırdığı konusunda ahkam kesiliyor. İnsanların hayatta yaptıkları seçimlerin sorumluluğunu almaları gerektiğine dair ısrarcılar. Peki Bennett’in temsil ettiği sınıfın insanları açısından, bu seçimler niçin şu veya bu bölgedeki fabrikaların kapatılıp kapatılmamasını, Meksika’ya veya Güney Kore’ye milyarlarca yatırım yapılıp yapılmamasını, Irak’a nasıl savaş açılacağını, Panama’nın ya da Haiti’nin ne zaman işgal edileceğini, veya Peru’ya ne tür bir kemer sıkma önlemi uygulanacağı türünden şeyleri içeriyor?

ABD gibi bir ülkede genel olarak “orta sınıf” olarak adlandırılan grubun parçası olan insanlar açısından seçimler, maaş kesintisini kabul etmek veya işini kaybetmek arasındadır, ya da çocuklarının üniversiteye girmesine yardımcı olmak için daha fazla borca ​​girip girmemeye karar vermek arasındadır.

ABD’nin gettolarındaki ve barriolarındaki milyonlar açısından mevcut seçenekler ise, asgari ücretli bir iş bulmaya çalışmak ile sosyal yardıma devam etmek veya suça yönelmek ya da egemen sınıfın başlatmaya karar verdiği savaşlardan birinde savaşmak zorunda kalmak gibi şeyleri içermektedir. Ve bu arada, Tayland’da -belki 9 veya 10 yaşlarındaki- genç bir kız açısından ABD gibi ülkelere ihracat için giysi veya oyuncak üreten boğucu sefalet koşullarındaki fabrikalarda kölelik ile, Japonya, Avrupa ve Amerika’dan seyahat eden işadamlarına seks için satılmak üzere bir genelevde çalışmak durumunda kalmak arasında bir “seçim” durumu vardır. Farklı sınıflar ve insan grupları için bu farklı seçimleri şekillendiren, dünya çapındaki kapitalizm-emperyalizm sistemi ve onun ekonomik, sosyal ve politik baskı ilişkileridir.

Bennett’in yaptığı şekilde şu şekilde vaazlar vermek zalimliktir, alay etmektir ve canavarca bir palavradır: “İlk kez Aristoteles’in ısrarla belirttiği gibi, bizler kendimizin verdiği kararlarla bir kişi olarak neysek o oluruz.”

William Bennett gibi insanlar, gerici gündemlerini desteklemek ve fon toplamak için tabak başına 1000 dolarlık akşam yemeklerine katılırken, bu ifade Üçüncü Dünya’da neden her gün 40 bin çocuğun açlıktan ve önlenebilir hastalıklardan öldüğünü, Peru’da her beş çocuktan birinin neden 5 yaşından önce öldüğünü açıklıyor mu?

Bennett’ın suça dair yaptığı açıklamalar, bana Büyük İskender ile yakaladığı bir korsan arasında geçen bir hikayeyi (St. Augustine’den aktarılan bir pasajdır) anımsattı:

Yakalanan bir korsanın Büyük İskender’e verdiği gerçekten de yerinde ve doğru bir cevaptır bu. Büyük İskender, korsana ‘Sen ne cesaretle denizlere korku salabiliyor­sun?’ diye sorar. Korsan, ‘Asıl sen ne cesaretle bütün dünyaya korku salabiliyorsun?’ diye cevap verir ve şöyle devam eder: ‘Ben sırf küçük bir gemiyle bunu yaptığım için hırsız sayılıyorum, oysa sen aynı şeyi koca bir donanmayla yapıyorsun diye İmparator olarak anılıyorsun.’


Bu yazının devamı için aşağıdaki makaleyi okuyabilirsiniz:

Muhafazakarlar, Liberaller, Devrimciler

Yeni Komünizm

Bizler, devrimin önderi Bob Avakian'ın mimarı olduğu Yeni Komünizm‘in takipçileriyiz. Bob Avakian'ın devrimci önderliğini takip eden, Yeni Komünizm temelinde dünyayı anlama ve değiştirme sorumluluğunu üstlenenleriz.

#DevrimDahaAzıDeğil

0 0 oy
Makaleye Oy Ver
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Satıriçi Geribildirim
Bütün yorumları gör

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER

ACİL DURUM KAMPANYASI