Yeni Komünizm

Atlanta Cinayetlerinin Hasta ve Ölümcül Bir Sistemdeki Derin Kökleri Üzerine

Editörün Notu: ABD’de 2019’dan bu yana yaşanan en büyük silahlı saldırı olayının zanlısı olan 21 yaşındaki Robert Aaron Long, ABD’de Asyalılara yönelik şiddet ve ırkçılık tartışmasını yeniden alevlendirdi. Georgia eyaletinin Atlanta kentinde 3 masaj salonuna önceki gece silahlı saldırı düzenleyen ve 6’sı Asyalı kadınlar olmak üzere 8 kişiyi vurarak öldürdüğünü kabul eden ancak saldırılarının ‘ırksal motivasyona dayanmadığını’ savunan zanlı hakkında savcılık, 8 kez cinayet suçlamasıyla dava açtı. Saldırılarda hayatını kaybedenlerin 6’sının Asyalı kadınlar olması, zanlı aksini söylese de saldırıda Asyalılara karşı bir nefret suçu olduğu tartışmasını gündeme getirdi. Georgia Eyalet Meclisi Vekili Vietnam asıllı Bee Nguyen, yaptığı açıklamada, söz konusu saldırının tam da ‘cinsiyet temelli şiddet, yabancı düşmanlığı ve kadın düşmanlığı’ üçgeninde yaşandığını ve bunların sıradan cinayetler olmadığını ifade etti.

Aşağıdaki makale 22 Mart 2021 tarihinde revcom.us web sitesinde yayınlanmıştır. Türkçe çevirisini okurlarımız için sunarız.

Kaynak için bkz: The Deep Roots of the Atlanta Murders in a Sick and Murderous System (revcom.us)


16 Mart’ta 21 yaşındaki beyaz bir erkek Robert Long, Atlanta bölgesindeki masaj salonlarında çalışan altı Asyalı kadını ve diğer iki Asyalı olmayan müşteriyi vurarak öldürdü.

Suçlanan katilin motivasyonu hakkında şu ana kadar bildiğimiz şey, bu kadınların “günaha düşmesini” önlemek için onlara hak ettikleri şekilde davrandığı… Bu durum derin, yaygın ve Hıristiyan-faşizminden esinlenen güçlü bir nefreti işaret etmektedir.  Tüm toplum için “toplumsal bir yapıştırıcı” olarak hizmet eden kadınların ezilmesi ve aşağılanmasını… Suçlanan katilin motivasyonlarında açık bir Asyalı karşıtlığı veya göçmen karşıtı unsurun kanıtı bulunmamakla birlikte, Asyalı kadın göçmenlerin çalıştığı bu salonları hedef alması gerçeği ortada. Ulusal düzeyde Asyalı göçmenlere yönelik ırkçı saldırıların belirgin bir şekilde arttığı bir bağlamda bu olay gerçekleşti. Bilinçli niyet ne olursa olsun, ABD’deki Asyalılar arasında terör estirilmeye devam ediliyor.

Asyalıları hedef alan şiddete karşı tepkiler ve protestolar artarken, bu pek çok insan için bardağı taşıran son damla oldu ve onları ırkçı kültürün hastalıklı ve yaygın biçimlerini protesto etmeye itti. Amerika, Asyalı kadınları nesneleştirmektedir ve insan olarak görmemektedir.

Bu protestolar haklıdır ve farklı milletlerden insanların öfkeyi ifade etme biçimleri önemlidir ve güçlü bir şekilde desteklenmelidir. Ama gerçek şu ki, bunu ortaya çıkaran sistem -ABD toplumunun temelindeki kapitalist-emperyalist sistem- devrilmeden bu protestolar tek başlarına temelden hiçbir şeyi değiştirmeyecektir.

İşte nedeni.

Sırtında Yüzlerce Yıllık ABD Tarihi Bulunan “Yalnız Silahşör”

Katil “yalnız bir silahşör” olabilir, ancak Long’un cani haçlı seferi, bu kapitalizm-emperyalizm sistemi altında ataerkilliğin ve beyaz üstünlüğünün uzunca bir tarihi ve derinlemesine iç içe geçmiş gerçekliği tarafından yönlendirilmektedir ve buna hizmet etmektedir.

Bu kanlı ve sıkı bir şekilde iç içe geçmiş bağlar, İç Savaş’tan sonra Kıtanın Batısında ABD’nin “talihini açan” demiryollarını inşa etmek için Çinli işçilerin ölümüne çalıştırıldığı dönemlere kadar uzanıyor. Bu bağlar, dönemsel linçler ve ırkçı yasalardan toplama kamplarında açık hapis cezalarına kadar beyaz üstünlükçü anti-Asya ırkçılığının uzun bir tarihine dek uzanıyor ve Long’un ölümcül öfkesi bu tür ırkçı saldırıların belirgin bir şekilde arttığı bir dönemde meydana geliyor. Bu bağlar, ABD bu ülkeleri bombalayıp talan ederken, sivilleri katlederken ve kadınlara tecavüz ederken, Vietnam’dan Kore’ye ve Filipinler’e kadar Asyalı kadınların ABD askerleri için aşağılayıcı şekilde metalaştırılmasına, fuhuşa sürüklenmelerine ve köleleştirilmesine uzanıyor. Amerikan imparatorluğunun emperyalist egemenlikleri için yaptıklarına geri dönüyor. Bu bağlar, hem kadınların “cinsel nesneler” olarak yaygın şekilde kabul edilmesine, hem de bu baskıcı metalaştırmayı güçlendiren Hıristiyan faşist fanatizminin altında yatan ataerkilliğe geri gidiyor. Buna geleneksel cinsiyet rolleriyle “ailenin” kutsallaştırılması, heteroseksüel evlilikler dışında cinsel ilişkilerin yasaklanması da dahildir. Bu konuda yapılan suistimaller, “günah” olarak göstermek; ırkçı mitolojinin haklı gösterdiği beyaz olmayan göçmen emeğinin aşırı sömürülmesi; Amerikan siyasi, ekonomik ve askeri hakimiyetinin “Üçüncü Dünya” ya da “küresel Güney” in hizmetinde askeri dehşetle toplumların yok edilmesi; ve bu sistemi bir arada tutmak için ataerkilliğin “toplumsal bir tutkal” olması gerçeği: Bunlar, birkaç tatlı söz ve vaatle kolayca iyileştirilebilecek çeşitli “yan etkiler” değildir. Öyle birkaç reform ile düzeltilecek şeyler değildir.

Bunlar, bu sistemin ayrılmaz bir parçasıdır.

Hristiyan Faşist Deliliğinin Sınırsız Ataerkilliği ve Aşırı Yabancı Düşmanlığı

Tüm bu çirkinlik ve dehşetin temel üçlüsü -beyaz üstünlüğü, kadın düşmanlığı (patriyarkadan kaynaklanan kadın nefreti) ve Amerikan şovenizmi- Hristiyan-faşist Trump/Pence rejimiyle daha da artmıştır. Bunlar yine kapitalizm-emperyalizm sisteminin tezahürleri ve ürünleridir. Hem Asya karşıtı ırkçılık hem de kadın düşmanlığı, hem seçim kampanyasında hem de genel başkanlık döneminde ve özellikle geçen yıl, Trump ve faşistler tarafından açıkça körüklenmiştir. Kısmen, COVID-19 salgınını beceriksiz bir şekilde ele almasının suçunu, “Çin gribi” gibi iftiralarla Çin’e kaydırmayı hedeflemiş, ancak daha stratejik olarak, bu durum Çin’le ve yabancı düşmanlığıyla çekişme içinde daha büyük ABD emperyalist çıkarlarına hizmet etmiştir ve genel faşist programın göçmen karşıtı ayağını oluşturmuştur. Bu o kadar yaygındı ki, başlangıçta bu cinayetleri araştırmakla görevli olan Cherokee İlçesi Şerifi Yüzbaşı Jay Baker, Facebook’ta, Trump’ın abartılı ve iftira içeren ifadesini yansıtan COVID-19 “ÇİN’DEN İTHAL VİRÜS” yazan tişörtlerin fotoğraflarını yayınlamıştı.

Long, Atlanta bölgesindeki Asyalılar tarafından işletilen spa merkezinde bu katliamları gerçekleştirdikten sonra, yakalandığı sırada bu tür “günah” yerlerine karşı kanlı intikamını sürdürmek için Florida’ya gittiği bildirildi. Kendisi uzun zamandır, heteroseksüel evlilik haricinde seksi “günah” olarak katı bir şekilde yasaklayan Hıristiyan-faşist Güney Baptist mezhebine bağlı köktenci bir aileye ve kiliseye mensup. Long, 2018 tarihli bir videosunda hayat misyonunu tanımlamıştır. Ona babasının verdiği serveti sefahat ve “fahişeler” üzerine boşa harcayan, ancak babasına dönüp ona boyun eğdiğinde ataerkil ailedeki konumu eski haline gelen Savurgan Oğul’un İncil’deki öyküsünden alıntı yapmıştır. Buna paralel olarak, Long, polise yaptığı ölümcül saldırını amacının Hristiyan-faşist erkek üstünlenmeci ideolojisinin sapkın bir tezahürü olarak bu Asyalı kadınların erkekleri “ayartmasını” durdurmak olduğunu söyleyecektir.

Bob Avakian, Yeni Yıl Açıklamasında kadının toplumdaki konumundaki köklü değişimleri ve bu sistem içinde bu değişimler nedeniyle ortaya çıkan derin çatışmaları tartışırken şunlara işaret ediyor:

Din ve özellikle dini köktencilik, kadınların ataerkil itaatini ve diğer “geleneksel” baskı biçimlerini teşvik eden ve pekiştiren güçlü bir faktördür. Bu noktada, Iowa’da, günümüz Amerikan faşizminin bel kemiği olan beyaz Hıristiyan köktencilerle (“beyaz evanjelistler” olarak adlandırılır) dolu bir kasabada büyüyen Kristin Kobes Du Mez’un önemli bir öngörüsünden bahsetmek gerekir. Jesus and John Wayne: How White Evangelicals Corrupted a Faith and Fract a Nation adlı kitabında kendisi şöyle yazıyor:

Beyaz evanjelistler, bu karmaşık meseleleri bir araya getirdiler; sağlam, saldırgan, militan bir beyaz maskülenliğine nostaljik bir bağlılık, onları tutarlı bir bütün halinde birbirine bağlayan bağ görevi görüyor. Bir babanın evdeki yönetimi, ayrılmaz bir şekilde ulusal sahnedeki kahramanca liderlikle bağlantılıdır ve ulusun kaderi her ikisine de bağlıdır.

Bu durum, BA’nın bu çalışmada belirttiği temel bir noktayı göstermektedir:

ABD’de son birkaç on yılda, kadınların durumunda ve aile içindeki ilişkilerde büyük değişiklikler oldu. On aileden yalnızca birinde, kocanın “tek geçim sağlayan” ve kadının tamamen bağımlı “ev hanımı” olduğu bir “model” vardır. Ekonomik değişikliklerle birlikte tutum ve beklentilerde de önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Ve sadece ailenin dokusunda değil, daha geniş anlamda toplumsal ilişkilerde de çok önemli gerilimlere neden olmaktadır… Kadınların toplumdaki konumu ve rolü ile ilgili bütün bir mesele, günümüzün aşırı koşullarında giderek daha keskin bir şekilde kendini ortaya koymaktadır. Bu mesele, bugün ABD’de bir barut fıçısı gibidir. Tüm bunların en radikal şartlardan ve aşırı şiddet içeren yollardan başka bir çözüm bulacağı düşünülemez. Henüz belirlenemeyen soru şudur: Radikal gerici mi, yoksa radikal devrimci bir çözüm mü olacak? Köleliğin zincirlerinin güçlendirilmesi anlamına mı, yoksa bu zincirlerdeki en belirleyici halkaların parçalanması ve köleliğin tüm biçimlerinin tamamen ortadan kaldırılmasını gerçekleştirme olasılığının açılması anlamına mı gelecek?

Atlanta’da olan bitenler ışığında bunu bir düşünün.

Demokratlar: Farklı Şişe, Aynı Kötü Şarap

Tüm bu çirkinlik ve dehşetle yüzleşen Biden, Atlanta’ya uçarak “bizim sessizliğimiz suç ortaklığıdır” dedi ve ardından Kamala Harris, “Amerika’da ırkçılık gerçektir. Ve her zaman oldu. Yabancı düşmanlığı Amerika’da gerçektir ve her zaman olmuştur. Cinsiyetçilik de.” “Beklemeyeceğiz. Nerede ve ne zaman olursa olsun şiddete, nefret suçlarına ve ayrımcılığa karşı daima sesimizi yükselteceğiz.” dedi.

Bu, Trump’ın nefret dolu söyleminden çok farklı ve bazı çevrelerde rahat bir nefes alabilir. Ancak Avakian’ın Yeni Yıl Açıklamasında belirttiği gibi:

Biden/Harris yönetiminin politikalarının çoğunun Trump/Pence rejiminin bariz zulümlerinden farklı olacağına şüphe yoktur, Biden ve Harris ile işler kesinlikle “farklı hissedilecektir”, ancak “ülkeyi birleştirmeye” çalışacakları yol -kapitalizm-emperyalizm sisteminin çıkarları ve gereksinimleri doğrultusunda- hiçbir saygın insanın istememesi veya parçası olmaması gereken bir şeydir.

Bu Demokratların içi boş teselli sözleri ve değişim yeminlerinin ardındaki “geçmiş performansları” üzerine düşünmek için lütfen bir dakikanızı ayırın. Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atanlar Biden’ın ve Harris’in Demokratlarıydı. Amerikan imparatorluğunu savunmak ve genişletmek için Kore, Vietnam, Laos, Endonezya, Kamboçya ve Asya’nın başka yerlerinde savaşları ve/veya askeri darbeleri başlatanlar Biden’ın ve Harris’in Demokratlarıydı. Bunlar altı milyondan fazla can alan, bu toplumları parçalayan ve bu ülkelerde önce Amerikan askerlerine sonra da tüm erkek “seks turistlerine” “hizmet” veren muazzam fuhuş ağlarının yaratılmasına hizmet eden savaşlardır. Bu savaşlara kaçınılmaz olarak, yükselen şovenist duygular, ırkçılık, insan yerine koymama, doğrudan saldırılar ve dünyanın o bölgesinden insanlara karşı yapılan baskılar eşlik etti ya da dünyanın o bölgesinde bunlar yaşanmamış gibi davranıldı.

Cumhuriyetçi yönetimler ve rejimlerle birlikte ABD’nin ekonomik egemenliğini 1990’lardan günümüze kadar genişleterek, açlık sınırındaki ücretlerle spor ayakkabılardan bilgisayarlara, arabalara dek her şeyi üreten bir ter atölyeleri ağı kuran, Clinton ve Obama yönetimleriydi. Tıpkı Biden ve Harris gibi onlar da Demokratlardı. Şimdi kalkmış “Her zaman sesimizi yükselteceğiz,” diyorlar. Evet, gerçek nedenleri ve bu nedenleri ortadan kaldırma ihtiyacını gizlemek için seslerini yükseltiyorlar. Trump’ı ismiyle anmadan “işaret ediyorlar”, ancak bu şiddetin dinden, özellikle de Hıristiyan-faşist köklerinden ve geçmiş dönemlerin bütün bir linç çetesi atmosferinin faşist karakterinden bahsetmeyi ve bunları aktif olarak ifşa etmeyi reddediyorlar.

Bu derin bir gerçektir. Irkçı, kadın düşmanı vahşete ve cinayetlere son verilmesini talep etseler bile, tüm saygın insanlar tarafından yüzleşilmesi gereken bir gerçektir. Biden ve Harris ve diğer Demokratlar bu eylemlerden sonra “seslerini yükseltebilirler”, ancak bu çirkinliği ve dehşeti üreten sistemin, buradaki milyonlar ve gezegendeki milyarlarca insanlık için gereksiz ve dayanılmaz acıları devam ettiren, nefret ve delilik üretmeye her seferinde devam eden bu sorunun köklerine inemezler, bundan bahsedemezler.  Çünkü onlar, yani Demokratlar, sorunun bir parçasıdır, bu sistemi yöneten egemenlerdir. Irkçılık, yabancı düşmanlığı ve ataerkillik bu sistemin temellerine dayanmaktadır. Açık ve grotesk faşist biçimler şeklinde, ya da bu sistemin işleyişiyle “farklı” çok kültürlü bir maske altında süreklilik kazanır ve yoğunlaştırılırlar. Hiçbir şey yapmamak, temel nedenleri güçlendirmeye devam etmek demektir.

Devrim — Daha Azı Değil!

Bu dehşetleri sonsuza kadar sona erdirmek demek onları köklerinden koparmayı gerektirir. Bu, insanlık tarihindeki en radikal devrim olan gerçek bir devrim yoluyla bu sistemi yıkmayı ve kökten farklı bir sisteme dayalı olarak kararlı bir şekilde hareket edebileceğimiz, kolektif olarak beyaz üstünlüğünü ve kadınlara yönelik ataerkil baskıyı ortadan kaldırabileceğimiz Kuzey Amerika’da Yeni Sosyalist Cumhuriyet İçin Anayasa içinde öngörülen dünyayı meydana getirmeyi gerektirir. Avakian’ın dediği gibi:

Daha iyi bir dünyaya giden yol kolay değil ve olmayacak – bu, kararlı bir mücadele ve evet, büyük bir fedakarlık olmadan başarılamaz. Fakat mevcut kapitalizm-emperyalizm sisteminin egemenliği altında mevcut seyri sürdürmek, bugün dünyada halihazırda işlenen dehşetlerin, ivedi duruma gelen ve çok daha kötü hale gelecek ve giderek artan bir şekilde ortaya çıkan dehşetlerin, oldukça gerçek varoluşsal tehlikenin devamı anlamına gelmektedir.

Yeni Komünizm

Bizler, devrimin önderi Bob Avakian'ın mimarı olduğu Yeni Komünizm‘in takipçileriyiz. Bob Avakian'ın devrimci önderliğini takip eden, Yeni Komünizm temelinde dünyayı anlama ve değiştirme sorumluluğunu üstlenenleriz.

#DevrimDahaAzıDeğil

0 0 oy
Makaleye Oy Ver
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Satıriçi Geribildirim
Bütün yorumları gör

YENİ KOMÜNİZM HAKKINDA GÖRÜŞLER

ACİL DURUM KAMPANYASI