İç Savaş Hakkında Konuşmalar Duyulmaya Başlamışken: İnsanlık İçin Savaşanlar Bu Faşizmi Yenmek ve Devrim Yapmak İçin Zamanı Yakalamalıdır!

Editörün Notu: Okumakta olduğunuz yazı, revcom.us sitesinde yayınlanmıştır. Öneminden dolayı okurlarımızla paylaşıyoruz. Yazının orijinali için tıklayınız.


Geçtiğimiz haftanın olayları, dikişleri kopmakta olan bir toplumu gözler önüne sermektedir. Olaylar, Trump faşist rejiminin Minnesota – St. Paul’da şiddet içerikli ve tamamen hukuksuz baskısı ve buna karşı kahramanca direnişin etrafında yoğunlaşmaktadır.

Binlerce iyi insan katil faşist öncü kuvveti ICE karşısında direnmekte, on binlerce daha fazlası mahalle örgütlerinde önceden haber salarak göçmen komşularının yaşamlarına devam etmesini mümkün kılmaktadır. Önde gelen sanatçılar, influencer’lar ve sporcular cesurca faşist Trump’a karşı çıkan halkı ve protestocuları desteklemiştir. Özellikle önemli olarak gençler de mücadeleye katılmıştır: Ülkenin her yerinden lise yaşlarında gençler cuma ve Cumartesi günleri sokaklara dökülmüştür. Bütün bunları -ve bu gençlerin devrim mesajlarına ne kadar açık olduklarını- Los Angeles’ta çekilen bu videoda görebilirsiniz.

Bazı liberallerin fantastik hayallerinin aksine faşistler geri adım atmamaktadır. Faşist stratejist Steve Bannon’ın sözleriyle bu onlar için bir “bükülme noktasıdır” – direnişe göğüs gerip daha da sert yanıt verilen bir an. Nazi destekçisi Tucker Carlson bunun “federal otoriteye karşı bir çeşit ayaklanma” olduğunu söylemiş ve Trump’ın danışmanı ve faşist mimar Stephen Miller, Minnesotalı sağ eğilimli Demokratik senatör Amy Klobuchar’ı “sadece ülkeyi işgal eden yasadışı [göçmenlerin] sınır dışı edilmesini engellemek amacıyla ayaklanmayı alevlendirmek” ile suçlamıştır. Burada “ayaklanma” olarak bahsettikleri şey halkın militan ancak şiddet içermeyen bir biçimde protesto etmesi, tutuklamaları video kaydına alması ve dayanışmada bulunmasıdır (insanlara yiyecek getirmek, tıbbi bakım sağlamak vb.). Faşistlerin bunu bir çeşit “ayaklanma” olarak nitelendirmeleri de şiddet kullanarak bastırmaya zemin hazırlamak içindir.

Liberal Belediye Başkanı Jacob Frey: “Bunun Hakkında Düşünmek Dahi İstemezsiniz”

Liberaller ikiye bölünmüş haldedir. Schumer ve Jeffries gibi Demokratik kongre önderleri hala faşistlerle orta yol bulmaya, anlaşmaya çalışmakta ve her zaman elleri boş dönüyorlar. Ancak bazı Demokratlar ise alarm çanlarını çalmaktalar. Minnesota’nın Demokratik valisi Tim Walz, bunun Amerika için “Fort Sumter gibi bir an” olduğunu söylemiştir (Fort Sumter [Sumter Kalesi] ABD İç Savaşı’nın başlangıç muharebesiydi!). 

Benzer şekilde Minneapolis belediye başkanı Jacob Frey de korkuları konusunda gayet açıktı. Yakın zamanda yapılmış bir New York Times röportajından alınmış aşağıdaki kısım hakim sınıfların liberal kısmını oluşturan pek çok kişinin korkularının bir örneğidir:

Muhabir: [Bir] hakim ICE’ın Minneapolis’teki baskısı başladığından bu yana neredeyse 100 adet yargı kararına uymayı reddettiğini söylemiştir ki bu da beni Homan ve federal hükümet ile herhangi bir anlaşmayı uygulayabileceğinizi düşünüp düşünmediğinizi sormaya itiyor.

Başkan Frey: Bu herhangi bir kişinin sorabileceği en tehlikeli soru çünkü bir federal hükümetin yargı kararlarını tamamen reddetmesinden bahsediyorsak bireysel güvenliğin çok ötesinde bir felaketi içeren bir dünyada bulunuyor oluruz. Bu Cumhuriyetimizin kuruluş prensiplerinden biridir. Ülkenin farklı yerlerinde belediyeler ve şehirler olarak mücadele ettiğimiz cepheler bir savaş alanı değildir. Bir hukuk alanıdır. Kazanacağımız cephe bir hukuk cephesidir ve bu zorunlu mücadelenin gereksinimi de hukuk netleştiğinde ve yargı kararı açıklandığında bunun takip edilmesidir…

Muhabir: Peki bunu takip etmezlerse seçeneklerimiz nedir?

Frey: Hakkında düşünmek dahi istemeyeceğiniz seçenekler. Yani burada bu soruların beni nereye götürdüğünü görüyorum. Korktuğumuz şey budur, eğer bizzat yargı kararlarının kendileri bir kenara atılırsa bunun ne anlama geleceği konusunda düşünmek dahi istemiyorum. 

“Bunun ne anlama geleceği konusunda düşünmek dahi istememek” hiç şüphesiz çığ gibi gelen bir felaketle başa çıkmanın ideal yolu değildir!! Ne yazık ki başka durumlarda iyi olan pek çok insan bu temel olarak sorumsuz -ve açıkça söylemek gerekirse ahlaksız- düşünüş biçimini benimsemiş görünmektedir.

Trump’ın Geri Adım Atması Hayalleri

Geçtiğimiz haftanın erken dönemlerinde Trump Minnesota’da operasyona önderlik eden Sınır Devriyesi komutanı Greg Bovino’nun yerine sözde daha “ılımlı” olan Sınır Çarı Tom Homan’ı getirmiştir. Başsavcı Pam Bondi Walz’a sözde bir anlaşma önermiştir. Ha bir de Trump’ın “seçim anketinde oyları” azalmıştır. 

Bunların hepsi bazı kesimlerde çılgınca bir mutluluk uyandırmıştır. Buna bir göz atalım. “Daha ılımlı” denen Homan, uzun süredir hastalıklı bir göçmen düşmanı faşisttir. Homan 2017 yılında sınırda binlerce çocuğu ailelerinden ayıran programa önderlik etmiştir (Bu çocukların 1360’ı asla aileleriyle bir araya gelememiştir!!). Sözde daha nazik Homan, eğer Frey ve Walz ICE’ın göçmen aramak için hapishane ve ıslahevlerine girmesine izin verirse belki bir anlaşma olabileceğini ima etmiştir. 

Bu sırada Minneapolis’in soğuktan donan sokaklarında ICE’ın yağmaları bütün şiddeti ile devam etmektedir ve (Homan’ın ICE’ın hedefleri ile ilişkili kullandığı askeri terimi kullanırsak) yeni “harp sahaları” açılmaktadır. Bu hafta içerisinde Maine’de 200 kişi tutuklanmıştır. ICE, 28 Ocak’ta Los Angeles’ta bir gün içerisinde en fazla operasyon rekorunu kırmıştır – neredeyse 50 operasyon ile. Bu hafta içerisinde de yakın zamana kadar emperyalizmin talanına uğramış ülkelerindeki şiddetli baskı ve kaotik durum sebebiyle “geçici koruma altında”  olan Haitili göçmenlere karşı bir saldırının sözleri edilmektedir.

Bu bizim “kazanıyormuşuz” gibi böbürlenmemizin uygun olduğu bir durum mudur? Üzgünüz ama hayır. 

Bondi’nin tavizine gelirsek, bu, eğer Walz eyalet seçmen kütüğünü verirse, eğer Bondi’ye bütün SNAP ve Medicaid [gıda ve sağlık yardımı -Ç.N.] alan kişilerin listesini verirse ve eğer sığınma kanunlarına son verirse Minnesota’daki ICE saldırılarını durdurma teklifiydi. Başka bir deyişle Walz hem Minnesota’da yaşayan göçmenlerin etnik temizliği ile tamamen iş birliği yapmak hem de Trump’ın Minnesota seçmen kütüğü ile oynamasına izin vermek zorundaydı.

“Seçim anketlerine” gelecek olursak, Trump çoktan gerçek seçim sonuçlarının hiç umurunda olmadığını belirtmiştir. 6 Ocak 2021’de mesajı almadıysanız, sadece geçtiğimiz hafta Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, Trump’ın Georgia’yı ve böylelikle de 2020 seçimlerini kazanmış olduğunu iddia etmek için tekrardan Atlanta’ya gönderilmiştir. Kendinize sorun, neden CIA direktörü olan kişi oy durumlarına bakmak için Georgia’ya gönderiliyor? Aklınıza gelecek hiçbir yanıt iyi olmayacaktır!

Ha bir de Cuma gününe gelindiğinde sözde kendine çeki düzen vermiş Trump, Alex Pretti’ye iftira atmaya devam etmiştir.

Trump faşizminin kendi kendini yok edeceği yönündeki fanteziler ve hayaller ölümcüldür. Burada her okuyucuyu Bob Avakian’ın Hitler’in döneminde son derece alakalı tarihten alıntılarla Trump’ın ilk başkanlık dönemindeki benzer talepleri hakkında konuştuğu bu videoyu dinlemeye ve yaymaya davet ediyoruz. 

Bu Kabus NEDEN Oldu?!?

Bu bizim bir gün uyanacağımız bir tür kötü rüya değildir. Bu faşizm, bu topluma hükmeden ve onu şekillendiren, kendini son derece ciddi ve derinden bir kriz içerisinde bulan  kapitalizm-emperyalizm sisteminin ekonomik ve politik sistemlerinden doğup büyümüştür. Bu sistemin içerisindeki derin çelişkileri ve toplumsal düzeni bazı küçük çaplı imtiyazlar ve tavizler verip gerekirse açık şiddet ile desteklemek, hastalıklı beyaz üstünlenmeciliği, kadınların ve LGBT bireylerin boğucu bir patriyarkal baskı altına alınması, saldırganlık ve işgal savaşları, “yabancılardan” nefret duyma ve aşırı cehalet karışımı ile kontrol altında tutma yolu büyük ekonomik ve toplumsal değişiklikler karşısında parçalanmıştır. Bütün bunlar, arka planda bu sistemi yönetenler ciddi ekonomik sorunlar ve Çin ile gittikçe tırmanan bir politik, ekonomik ve askeri -ve olası topyekun nükleer savaşa gidebilecek- rekabet içerisine girmişken olmaktadır. Tepede ise çığ gibi büyüyen iklim felaketi durmaktadır ki kapitalizm bunu çözemeyeceğini çoktan göstermiştir. Bu faşizmle neden karşı karşıya olduğumuz üzerine daha derin bir açıklama için buraya ve buraya bakabilirsiniz. 

Bu krize yanıt olarak bu sistem daha da canavarca bir yönetim biçimini doğurmuştur. Hakim sınıfların bir kısmı tek çözümün açıkça baskıcı, hukuksuz ve şiddet içerikli bir faşist rejim olduğuna karar vermiştir. Diğer kesim ise hala bu ülkenin dünyadaki bir numaralı sömürücü, baskıcı ve şiddet dağıtıcı olarak “yükselmesini” mümkün kılan “eski yollara” tutunmaya devam etmektedir. Bu eski yönetim biçimi -burjuva (veya kapitalist) demokrasi- hakim sınıfların kendi aralarındaki çatışmaları açık şiddete dökmeden çözebilmelerini mümkün kılmıştır. 

Ancak kapitalizm-emperyalizm dünyanın her yerinde milyarlarca ve ABD içerisinde on milyonlarca insan için her zaman bir felaket olmuştur. Burada açık olalım: emperyalistler hiçbir zaman yönetimleri için acil tehlike olarak belirledikleri kişileri bastırmak için hukukun ötesine gitmekten çekinmemişlerdir. Ancak bu, yönettiklerinin gözlerinde “meşruiyetlerini” korumak için belirli sınırlar -bazı sınırlı haklar ve hukukun üstünlüğü- ile yapılmıştır. 

Faşistler bu sınırları -hem sisteme karşı çıkanlara uygulanmaları hem de hakim sınıflar içerisinde kendi rakiplerine uygulanmaları konusunda- süpürülüp atılması gereken engeller olarak görmektedir. ABD’nin hızla değişen bir dünyada egemenliğini daha güçlü bir biçimde dayatması için hakim sınıflar içerisindeki rakipleri de bundan nasibini alacak şekilde son çare ve ekstrem önlemlerin gerekli olduğuna ikna olmuşlardır. Bu çatışmanın derin kökleri ve belirleyici dinamikleri bu faşizmin kendi başına “ortadan kaybolmayacağı” anlamına gelmektedir -Trump’ın 2021’den sonraki “geri dönüşü” de bunu net bir biçimde göstermiştir.

Bob Avakian’ın geçtiğimiz yılın Eylül ayında söyledikleri net bir biçimde doğru olmaya devam etmektedir:

Eğer bu faşist rejimin iktidarda kalmasına izin verilirse iyi insanların adalet arayışında dayanabileceklerini düşündüğü her şey sertçe kapatılacaktır… her moral verici ahlaki değere nefret duyulacak ve bastırılacaktır…toplumun bütün kesimleri Trump faşist rejiminin ve “savaş bakanlığını” yöneten ahlaksız fanatiklerin kana susamış zırvaları ve şiddeti ile erkek üstünlenmeci, LGBT karşıtı, beyaz üstünlenmeci ve göçmen karşıtı acımasızlık ve bilim karşıtı, sağlık ve çevre yıkıcı ortamı ile çok kötü bir biçimde yeniden inşa edilecektir ve bütün bunlar sıyırmış manyak Trump’ın elini nükleer butonun üzerinde gezdirdiği bir ortamda gerçekleşecektir.

Daha iyi, daha adil bir dünya ve yaşamaya değer bir gelecek için her tür vizyon ve her aktif hareket en azından görünen gelecek boyunca şiddetle bastırılacak ve etkili bir biçimde kapatılacaktır. 

Bunlar bir abartı değildir. Gittikçe daha da dayatılmakta olan acı gerçeğin ta kendisidir. (REVOLUTION 133 numaralı sosyal medya mesajından: Evet, bu Trump/MAGA faşizmi gerçekten de bu kadar kötüdür. Eğer iktidardan indirilmezlerse çok daha kötüye gidecektir.)

Yani rejimin sadece geçici olarak durdurulmaması, aksine tamamen İKTİDARDAN DEFEDİLMESİ son derece önemlidir. ICE çok daha büyük bir programın öncüsüdür. Faşistler etnik temizliği ve karşıtlığın bastırılmasını bir “ulusal hayatta kalma” meselesi olarak görmektedir ve bunu başarmak için Demokratik rakiplerini ezmeye son derece isteklidirler. Bu faşistler varoluşsal bir görev olarak gördükleri bu şeyden geri adım atmamakta kararlıdırlar. 

Faşizmi Yenmemiz VE Bu Çürümüş Sistemin Çok Ötesine Gitmemiz Gereklidir

Bu rejimi yenmenin kritik önemi olsa dahi çok daha derinde yatan, insanlığın GERÇEK kurtuluşu için büyük bir adım atma imkanı olacak bir şey bulunmaktadır: ABD’de bir devrim. Bu sistemin hakim sınıfları eskiden olduğu şekilde yönetememektedirle. Zaten bu “eskiden olduğu şekil” hala bu kapitalizm-emperyalizmin sebep olduğu ekolojik felakete doğru hızlıca yuvarlanan bir dünyada yaşamaya devam etmemiz anlamına gelirdi… Herhangi bir çatışmanın hızlıca dünyayı kimin kontrol edeceği üzerine bir nükleer savaşa dönüşebileceği demek olurdu -bu savaşın kendisi o yönetilecek dünyayı tamamen yakıp yıksa da. Sadece bu sistemi restore etmek, yeni bir yüzle dahi olsa Siyahi halkın ve diğer beyaz olmayan halkların ırkçı bir biçimde bastırılmasının, kadınların ve LGBT halkın patriyarkal biçimde bastırılmasının, dünya halklarına soykırımcı terör yaşatılmasının, göçmenlere nefret duyulmasının ve genel olarak bu toplumu zehirleyen örgütlü cehaletin ve acımasızlığın mümkün olması (ve hatta gerekli olması) demektir -bütün bunların aslında aynı şekilde devam etmesi anlamına gelmektedir.

Ancak bahsettiğimiz eski yönetme şeklinin parçalanması hem büyük bir tehlikeyi taşımakta hem de aynı zamanda büyük bir pozitif olasılığı açığa çıkarmaktadır. Bob Avakian bunun nedenini 2021’de açıklamıştı:

Bu durum geliştikçe ve egemen sınıf giderek eski şekilde yönetemez hale geldikçe, toplum ve toplumun farklı kesimlerinden halk kitleleri için günlük yaşam, toplumda işlerin “normal” seyrinin sık sık “bozulması” ile giderek daha da huzursuz ve kaotik hale gelebilir.

Ve toplumun “normal seyri” şeyleri bir arada tutmakta başarısız oldukça -toplum giderek parçalandıkça-  bu durum insanların “işlerin her zaman olduğu gibi” olmasının aslında tek yol olduğu şeklindeki inançlarını da sarsabilir. İnsanları sorgulamaya daha açık hale getirebilir, işlerin nasıl olduğu ve bu şekilde kalmaları gerekip gerekmediği noktasında gerçek anlamda insanları sorgulamak durumunda bırakabilir. Ve eğer devrimci güçler, neler olup bittiğine ve neden olduğuna dair daha derin gerçekliğe ışık tutarak, aslında bu şekilde yaşamanın bir alternatifi OLDUĞUNU ortaya koyarak halk içinde açığa çıkarlarsa bunun gerçekleşmesi daha olasıdır.

 [Şimdi Devrimin Mümkün Hale Geldiği Nadir Zamanlardandır – Neden Böyledir ve Nasıl Bu Nadir Fırsatı Değerlendirebiliriz])

Bu sorgulama şu anda geniş bir çapta olmaktadır. Geçtiğimiz Cuma Los Angeles’taki protestoda görülen ev yapımı “Direnişte kanımızın akması biat edip çürümekten iyidir” pankartı bunun iyi bir örneğidir. Şimdi acilen bu meydan okuma ve çağrı ile yüzleşmenin zamanıdır:

Bu dünyaya şu an olduğu haliyle katlanamayan… bu kadar fazla kişinin insan yerine konulmamasından artık usanan… “Herkes için özgürlük ve adalet” iddiasının acımasız bir yalan olduğunu bilen… iktidardaki insanların (veya iktidara gelmeye çalışan kesimlerin) yanlış vaatlerine ve tatlı sözlerine rağmen adaletsizliğin ve eşitsizliğin sürüp gitmesine haklı olarak öfkelenen… işlerin nereye gittiği noktasında ve şu anda genç olmanın iyi bir geleceğin ya da herhangi bir geleceğin olmaması anlamına geldiği gerçeğiyle acı çeken… çok daha iyi bir şey hayal eden ya da bunun mümkün olup olmadığını merak eden… baskı, sömürü, yoksulluk ve çevrenin tahrip edilmesinin olmayacağı bir dünya için haykıran… gerçekten uğruna savaşmaya değecek bir şey için mücadele etmeye cesaret eden herkes bu devrimin bir parçası olmalıdır!

Bu devrim yalnızca “iyi bir fikir” değil, fiilen mümkündür.

[Gerçek Bir Devrim İçin Şimdi Örgütlenmeye Yönelik Bir Deklarasyon, Bir Çağrı]

Bob Avakian’ı okuyun.

Dev-Kom’lara katılın.

Kurtaracağımız bir gezegen ve kazanacağımız bir dünya var.