ABD ve İsrail’in İran’a Savaşına Hayır! Dev-Kom’dan Oryantasyon Notları

  • ABD-İsrail’in İran’a karşı saldırıları illegal ve gayrimeşrudur-egemen bir ülkeye sebepsiz bir saldırı savaşı başlatmak- ve iyi her insanın buna karşı çıkması gerekir. ABD, İran’ın nükleer silah geliştirilmesini engellemek istediğini söylüyor.. Ancak ABD ve İsrail’in elinde binlerce nükleer silah vardır ve ABD, Japonya’da yüz binlerce sivilin ölümüne neden olarak dünyada nükleer silah kullanmış tek ülkedir. İsrail’de aynı şekilde İran’ın füzesizleştirilmesi gerektiğini söylüyor. Ancak aynı İsrail bütün Orta Doğu’da füze ve bombalarla insan katlediyor. ABD ve İsrail’e kimin nükleer silah ve füzelere sahip olup olamayacağı hakkını veren şey nedir? Her ikisinin de böyle bir hakkı yoktur. Bugün ABD’de canavarın karnında yaşayan bizlerin özel bir sorumluluğu vardır: “Kendi” devletimizin suçlarını durdurmalı ve İRAN’A SAVAŞA HAYIR! demeliyiz.
  • İran İslam Cumhuriyeti vahşi faşist bir teokrasidir. Oldukça eşitsiz bir kapitalist ülke olmasının yanı sıra emperyalist ülkelerce desteklenir (evet Rusya ve Çin emperyalisttir). İİC rejimi, kadınları köleleştiren, azınlıkları bastıran, muhaliflere işkence eden ve solcuları katleden bir rejimdir. Bu rejim dünyada en çok infazı gerçekleştiren ve geçtiğimiz protestolarda binlerce protestocuyu sokakta öldüren bir rejimdir. Ve hayır, İran’ın ABD’ye karşı olması ve bazı Filistinli gruplara destek vermesi onu özgürleştirici bir güç yapmaz. Dünyadaki bütün iyi insanların İran halkının bu baskıcı rejime karşı olan meşru mücadelesini desteklemesi gerekir!
  • İran halkı çaresizce özgürleşmeyi bekliyor ancak soykırımcı faşist emperyalistler asla özgürleştirici olamazlar. ABD’nin Irak’ta, Afganistan ve Libya’da bu ülkeleri nasıl yok ettiğine bir bakın. İsrail’in Gazze’ye yaptıklarına bakın. Bunların hiçbir yere “demokrasi” götürmediğini daha öğrenemedik mi?! Ne ABD ne de İsrail, İran’daki halkı umursamamaktadır. ABD’nin umurunda olan tek şey küresel kapitalist-emperyalist sistemdeki dominant pozisyonunu korumak, stratejik bir bölge olan Orta Doğu’yu kontrol ederek ve kuduz saldırganı İsrail’i kullanarak rakipleri Rusya ve Çin’i yenmektir. Ve bugün hem ABD hem de İsrail faşist rejimler tarafından yönetiliyor, her ikisi de İran’dakinden daha iyi değil ancak daha güçlüler. İran’daki rejimi kukla bir hükümdar olan Rıza Pehlevi ile değiştirmek istiyorlar. Pehlevi, ABD’nin desteklediği ve 1979 yılında onlarca süren baskı ve vahşet sonrası devrilen Şahın oğludur. Pehlevi rejimi de İran halkları için bir kabus olacaktır. Ayrıca, ABD ve İsrail’in İran’da “rejim değişikliği” adı altında yaptığı hamleler İslam Cumhuriyeti’ne protestocuları bastırıp onları “yabancı ajanlar” olarak damgalamasına “meşruluk” sağlıyor. İran halkı kendi kaderini kendisi tayin etmelidir!
  • İran’dan Filistin ve ABD’ye: BÜTÜN BU SİSTEM ÇÜRÜMÜŞ VE GAYRİMEŞRUDUR: TAMAMEN FARKLI BİR SİSTEME FARKLI BİR YAŞAMA İHTİYACIMIZ VAR VE BUNU İSTİYORUZ! İkinci Dünya Savaşından bu yana ABD kendi emperyalist savaşlarında 10 milyon insanı katletti. 1948’den başlayarak ABD, İsrail’in Filistin halkını etnik olarak temizlemesini destekledi. 1953 yılında İran’da halk oyuyla seçilen bir lideri devirmek için darbe yaptı. Geçtiğimiz 35 yılda ABD dört tanesi “resmi” savaşlar olmak üzere aynı zamanda sayısız “gizli operasyon” ve drone saldırılarıyla milyonlarca insanı öldürdü. “Büyü ya da öl” zorunluluğu ve kar için rekabet yarışı tarafından yönlendirilen bu kapitalist-emperyalist sistem; yıkımını hızlandırıyor, faşizmi serbest bırakıyor ve insanlığı, iklim değişikliğinin yanı sıra ABD ile rakipleri Rusya ve Çin arasında artan nükleer savaş tehlikesiyle insanlığı yok olmanın eşiğine itiyor. Trump’ın dünyaya karşı sınırlandırılamayan agresifliği temel olarak onun “egosundan” ötürü değil bu sistemin bir ürünüdür. Ve bugün Demokratların on yıllar boyunca savaş suçu işlemiş olmaları ve Trump’ın küresel zorbalığına karşı hafif yakınmalar yayınlamaları da aynı sistemi temsil etmelerinden kaynaklıdır.
  • Böyle yaşamak zorunda değiliz! Bugünün dünyasında gezegendeki herkesin maddi ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayabilecek zenginliğe ve teknolojiye sahibiz. Ancak mevcut sistemde bu zenginlik ve teknoloji, küçük bir kapitalist sömürücü sınıfın elinde toplanırken polis ve ordular bu sistemi zor yoluyla uygulamaya koyuyorlar. Bu baskıcıların toplum üzerindeki hakimiyetini kıracak gerçek bir devrimle bu kaynakları insanlığın yararına kullanmaya başlayabilir, küresel eşitsizlikleri aşabilir ve çevre krizini çözebiliriz. Bunun bir ifadesi de Bob Avakian tarafından yazılmış olan Kuzey Amerika Yeni Sosyalist Cumhuriyet Anayasasında bulunur. Buna göre, yeni sosyalist hükümetin dünya çapındaki geniş ABD emperyalist askeri üs ağını ortadan kaldıracağını ve tüm saldırı ve işgal savaşlarından vazgeçeceğini açıkça belirtir.
  • ABD’de yaşayan devrimciler olarak devrimi burada yapmak ve aynı amaçla dünyada mücadele yürüten devrimcileri desteklemek noktasında sorumluluğumuz var. İran Komünist Partisi (MLM)’den yoldaşlarımızın belirttiği gibi:

    İslam Cumhuriyeti’nin devrimci yıkımı acil olarak gereklidir. Ancak Trump’ın, ABD’nin faşist başkanının kaderimizi tayin etmesine ve İİC’ye karşı mücadelemizi sömürerek dizginlenemeyen emperyalizmine meze ederek toplumumuzu zaten mevcut sefaletinin sebebi olan emperyalist ilişkiler ağında tutsak bırakmasına izin vermeyeceğiz.

  • Bunlar devrimin daha mümkün hale geldiği nadir zamanlardır. Faşist Trump rejimi insanların kabul etmeye şartlandırıldıkları eski normları parçalıyor ve küresel ölçekte yıkım yaratıyor. Bu durum her türden kaosa yol açıyor ve insanlar şeylerin gidişatını ve bu şekilde devam etmek zorunda olup olmadıklarını sorgulamaya zorlanıyor. Böylesi bir durumda devrimin güçleri hızla küçük sayılardan binlere ve milyonlara ulaşarak her şeyi ele geçirmek için pozisyon alabilir. Şimdi Dev-Kom’u öğrenmek ve ona katılmak için iyi bir zaman.

“Biz dünya halkları artık bu emperyalistlerin dünyaya hükmetmeye ve insanlığın kaderini belirlemeye devam etmelerine izin veremeyiz. Bunların en hızlı biçimde iktidardan devrilmesi gereklidir. Böyle yaşamaya devam etmek zorunda olmadığımız bilimsel olarak bir gerçektir.” – Bob Avakian