Editörün notu: Aşağıda yer almakta olan yazı Bob Avakian tarafından 22 Haziran 2026 tarihinde yazılmış ve revcom.us sitesinde yayınlanmıştır.
Bugün kimi güçler arasında yaygın bir politik trend olan “karşılıklı yardımlaşmaya” karşı kendimizi yeni komünizme dayandıran biz devrimci komünistlerin yaklaşımı nasıl olmalıdır? Bunun cevabı, şeylerin tali bir boyutu olarak “karşılıklı yardımlaşmanın” halk kitlelerinin devamlı olarak bu sistem altında maruz kaldıkları zulümlere temel yaklaşım olarak gerçek bir devrimin inşa edilmesine katkısı olabileceğidir. Ancak “karşılıklı yardımlaşmanın”, “kendinden bir şey” olarak ele alınması ciddi sınırlılıklar taşıdığı gibi aynı zamanda ihtiyacımız olan devrimin yerine bir ikame veya buna muhalefet pozisyonunda olması sadece negatif bir rol oynayabilir.
Bu dünyadaki gereksiz acıların ağırlığını ele alalım. Korkunç bir hakikat paylaşmak gerekirse; 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana dünyanın ABD’nin bir numaralı yırtıcı olarak bulunduğu kapitalist-emperyalist sistemin tahakkümünde 500 milyon çocuk açlıktan ve önlenebilir hastalıklardan yaşamını yitirmiştir. Bütün bunlar, dünyada yaşayan herkesin temel maddi ihtiyaçlarının yoksunluk ve mahrumiyet korkusu olmaksızın karşılanmasının araçlarının-teknoloji ve bilgi- var olduğu bir dönemde gerçekleşmekte. Bu ihtiyaçların karşılanmamasındaki tek neden bir kez daha söylemek gerekirse dünyanın kapitalist-emperyalist sistem tarafından domine edilmesi ve bunun dünyadaki halk kitleleri için sonuçlarıdır. Ancak gerçek bir devrim yoluyla bu sistemin süpürülmesi ve üretim araçlarının (teknoloji de dahil) toplumun ortak mülkiyeti haline getirilerek, gittikçe büyüyen insanlık bilgisinin halkın temel ihtiyaçlarının (maddi, kültürel ve entelektüel) karşılanması ve ortak iyi için kullanılmasıyla, yoksulluk ve gereksiz acılar, insanlık kitlelerini boyunduruğu altına alan vahşice baskıcı ilişkiler bitirilebilir.
Reform mu Devrim mi: Yönelim ve Ahlak Meseleleri içerisinde (BAsics, Bob Avakian’ın Konuşma ve Yazılarından’ın birinci bölümünde ek olarak bulunabilir) belirttiğim gibi:
Şimdi, sıklıkla ve hatta genel olarak, bir tarafta koşullar ve acı çeken halk kitleleri ile verili bir noktada yapabilecekleriniz arasındaki devasa bir boşlukla karşılaştığınızda – her seferinde bir şekilde bununla karşılaştığınızda, herkes belirli bir gerilim hisseder ve bu kendini ahlaki anlamda şöyle gösterir: halk kitlelerinin başına gelenler karşısında nasıl seyirci kalabiliyorsun ve bu konuda niçin hiçbir şey yapmıyorsun? Pek çok kez söylediğim gibi, Sınır Tanımayan Doktorlar gibi gönüllü işler yapan insanlara büyük bir saygı duyuyorum. Ancak mesele şu ki, onlar birşeyler yaparken ve hatta iyi bir şekilde yaparken, çok daha büyük objektif güçlerin çektirdiği ızdırap tsunamisi (mecazi anlamda ve bazen de kelimenin gerçek anlamıyla) bunları yutuyor ve boğuyor.
Aynı zamanda:
Temel ve stratejik anlamda, çabalarınızın ağırlığının ve esasının nereye yöneleceğini seçmeniz gerekir: etkiler ve semptomlarla mücadeleye mi, yoksa nedene ve bu nedeni kökünden söküp atmaya mı? Ve işte bu yüzden buna tam bir çözüm bulmanız gerektiğini fark ettiğinizde devrimci olursunuz, aksi takdirde acılar devam edecek ve daha da kötüleşecektir. Devrimin anlamını ve neyi gerektirdiğinin bütün karmaşıklığını bilimsel olarak kavramadan önce, insanları devrime yönelten temel şeylerden biridir bu. Ve komünist olduğunuz ve yalnızca dünyanın içinde konumlandığınız parçasından değil, fakat artan bir şekilde bütün dünyaya baktığınızda, bütün dünyanın değişmesi gerektiğini görürsünüz, bütün baskı ve sömürünün kökünün kazınması gerekir ki, artık hiçbir yerde bir daha olmasın.
Bütün bunlarla bağlantılı olarak defalarca kez özellikle de sosyal medya yorumlarında pek çok insanın yapmış olduğu bir çarpıtmayı netleştirmek istiyorum:
Başlangıcından itibaren ve iyi olduğu günlerde dahil Kara Panter Partisi hiçbir zaman “karşılıklı yardımlaşma” üzerine değil devrim üzerineydi.
“Orada olduğum” için bunu söyleyebilirim. En başından itibaren, Özsavunma İçin Kara Panter Partisi ismiyle ilk ortaya çıkmalarından itibaren onlarla çok yakın çalıştım, hem önderleriyle hem de Parti üyeleriyle pek çok siyasi tartışma yürüttüm. Ancak bu sadece benim “yaşanmış deneyimlerim” meselesi de değildir, Panterlerin gerçek tarihi bu meselede ciddi ve bilimsel olan herkes için orada durmaktadır. Ve açıkçası o zaman hem onların hem de benim anladığımız biçimiyle devrim Panterlerin başlangıçta ve uzun bir süre ilgili oldukları temel şeydi.
Panterlerin ilk önemli eylemleri ve Siyah gençliği de onlara yönlendiren şey, polis şiddeti ve cinayetlerine karşı başlattıkları silahlı devriyelerdi. Bütün bunları devrimci bir başkaldırıyla aynı zamanda mevcuttaki yasalara dayanarak yaptılar. Ancak kısa bir sürede bir engelle karşılaştılar: Yetkililer yasayı değiştirerek Panterlerin yaptığı gibi silah taşımayı yasadışı hale getirdi.
Kaliforniya Yasama Meclisinin bu değişikliği yapacağı biliniyordu ve Panterlerin, Kaliforniya Eyalet Meclisi önündeki meşhur “silahlı eylemleri” bu zamanda yapıldı ancak yasa yine de geçti.
Her ne kadar Panterler polis departmanının yoğun silahlı saldırılarına yanıt verebilmek için özsavunma olarak silah taşımak zorunda kalmış olmalarına rağmen Panterlerin silahlı devriyelerine son verdi.
Daha sonra Panterlerin uygulamaya koyduğu “Çocuklar İçin Kahvaltı” programı Panterlerin orijinal devrimci yöneliminden bir geri adımdı. Her ne kadar bu tip programlar kimi insanların bazı temel ihtiyaçlarını karşılamaya hizmet etse de bu programlar temel ihtiyaçların bütün boyutlarıyla ilgilenemez (ne de herhangi bir program bu sistem altında bunu başaramaz).
1970’lerde ise Panterler gerçek anlamda bir devrimci oryantasyondan tamamen çekildiler. Siyahi Halkın ve İnsanlığın Özgürleşmesi içerisinde özetlendiği gibi:
1970’lerin başlarında bu ülkedeki milyonlarca insan bir çeşit devrimci değişiklik istiyordu ancak ciddi zorluklarla karşılaştılar. Böylesi bir devrim, bu kadar güçlü baskıcı güçlere karşı nasıl mümkün olabilir veya hiç yapılabilir mi? Böylesi bir devrimi gerçekleştirebilmek için mobilize olacak kritik güçler kimlerdir? Nasıl bir önderliğe ihtiyaç var ve bu önderlik hangi yöntem ve yaklaşımlara dayanmalı? Bu zorlu sorularla yüzleşip cevap aramaktaki zorlanma durumu dönemin iktidarının vahşi ve genellikle cinayete varan baskısıyla birleşince Kara Panter Partisi de dahil çoğu devrimci örgüt dağıldı ve gerçek bir devrime giden yolu terk etti.
Burada alıntıladığım mesele, yani devrim için gerçekten yaşayan ve kazandıracak bir stratejiyi örme meselesi sadece Panterlerin değil ancak genel olarak o dönem devrim için çalışanların karşı karşıya kaldıkları ciddi ve iç karartıcı bir zorluktu. Bunun bir boyutu olarak Mark Rudd’a Cevap: 1960’ların Dersleri ve Gerçek Bir Devrimin İhtiyacı içerisinde yazmış olduğum, Rusya’da bundan 50 yıl önce gerçekleşen komünist devrimin stratejisik yaklaşımına dayandıran bizler de ciddi sınırlılıklar ve zorluklarla karşı karşıya kaldık. 1970’lerden bu yana geçen on yıllar içerisinde yeni komünizmin stratejik yönelimi ve yaklaşımı da dahil olmak üzere bilimsel yöntem ve yaklaşımı (özellikle de epistemolojiyi-bilgi teorisi) geliştirirken ABD kapitalist-emperyalizminin canavarlığının milyonlardan oluşan halk kitleleri ve yeni komünizme dayanan örgütlü güçlerden oluşan bir önderlik ile nasıl son verilebileceği gibi ciddi bir zorlukla cebelleştim. Bu ciddi ağırlığı olan, insanlık kitleleri ve bir bütün olarak tüm insanlık için ciddi sonuçları olan bir mücadeledir.
Ancak bu devrimden daha azı insanlığın karşı karşıya kaldığı iç karartıcı zorluklar ve akut tehlikelerle, maruz kaldıkları korkunç duruma pozitif bir çözümleme sağlayacak temeli yaratamaz. Bu tehlikelere çevrenin hızlanan yok oluşu ve her biri nükleer silahlı kapitalist-emperyalist güçler olan ABD ile rakipleri Rusya ve Çin arasındaki gittikçe yükselen savaş tehdidiyle insan medeniyetinin kendisinin varoluşunun gittikçe büyüyen bir tehlike altında olması da dahildir.
Reform mu Devrim Mi? Yönelim ve Ahlak Meseleleri içerisindeki şu kritik noktayı tekrar etmek gerekirse:
Temel ve stratejik anlamda, çabalarınızın ağırlığının ve esasının nereye yöneleceğini seçmeniz gerekir: etkiler ve semptomlarla mücadeleye mi, yoksa nedene ve bu nedeni kökünden söküp atmaya mı? Ve işte bu yüzden buna tam bir çözüm bulmanız gerektiğini fark ettiğinizde devrimci olursunuz, aksi takdirde acılar devam edecek ve daha da kötüleşecektir. Devrimin anlamını ve neyi gerektirdiğinin bütün karmaşıklığını bilimsel olarak kavramadan önce, insanları devrime yönelten temel şeylerden biridir bu. Ve komünist olduğunuz ve yalnızca dünyanın içinde konumlandığınız parçasından değil, fakat artan bir şekilde bütün dünyaya baktığınızda, bütün dünyanın değişmesi gerektiğini görürsünüz, bütün baskı ve sömürünün kökünün kazınması gerekir ki, artık hiçbir yerde bir daha olmasın.