Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde yeni bir Ebola salgını başladı. 17 Haziran’daki Kongo Sağlık Bakanlığı verilerine göre 896 vaka ve 232 ölü kayıtlara geçti. Komşu ülke Uganda’da ise 19 Haziran itibariyle 19 vaka ve iki ölüm var. Büyük ihtimalle Ebola kaynaklı ölümlerin gerçek sayısı ise çok daha yüksek.
Bu ölümcül hastalığın ilerleyişi ise kapitalist-emperyalist sistemin bu gezegeni tuttuğu tahakküm ile çok daha hızlı ilerliyor. Bu sistem Kongo’yu yüz yıllardır yağmalıyor. Çocuklar da dahil insanlar acımasızca sömürülüyor. Burada devlet yolsuz ve vahşice acımasız bir baskı gücü. Gerici silahlı milisler iktidar ve yağma için birbirleriyle rekabet içerisinde ve salgının merkezi olan bölgede tahminlere göre 7 milyon insan savaş nedeniyle evlerinden uzaklaştı. Modern tıp, hastalığın yayıldığı bölgelere çok az ulaşabilirken mevcuttaki tıbbi bakım da Trump rejiminin kestiği fonlardan ötürü ciddi şekilde azalmış durumda. Bu Ebola salgının kontrolden çıkmasının nedenlerinden biri de bu.
Bunların hiçbiri zorunlu değildir, radikal olarak değiştirilebilir ve değiştirilmelidir de. Bunun için atılacak büyük bir adım da ABD’de devrim yapmak ve ABD emperyalizmini bitirmek olacaktır. Böylesi bir devrim gerek Kongo halkı gerek dünya halkları için bir an önce gerçekleştirilmelidir. Aynı zamanda Kongo’da bir devrimde acil bir ihtiyaçtır ve bunun için öncü partiye ve devrime bilimsel yaklaşıma ihtiyaç vardır.

Ebola Nedir?
Ebola’nın nedeni bir virüstür. Bildiklerimiz arasında en ölümcüllerinden bir tanesidir; enfekte olan insanların neredeyse yarısı ölür. Ebola bulaşan insanlar yüksek ateş ve şiddetli ishal geliştirirler ve daha sonra genelde; göz, kulaklar ve burun da dahil şiddetli kanama başlar. Bu kadar ölümcül ve korkutucu olmasından kaynaklı olara virüs ile ilgili pek çok korku vardır.
Bilindiği kadarıyla virüsün üreme alanı meyve yarasalarıdır, yarasalar kendileri hasta olmadann virüsü taşıyabilir. İnsanlara ulaştıktan sonra virüs; kan, kusmuk veya dışkı gibi vücut sıvılarıyla temas yoluyla bulaşır. Enfekte olmuş kişilere bakanlar veya onlarla yaşayanlar da genelde hastalığa yakalanır. Aynı zamanda ölen insanların vücutlarından da bulaşabilir.
Ebola virüsünün farklı varyasyonları vardır. Halihazırda Kongo’da yayılmakta olan varyant Bundibugyo varyantıdır. Bu, 2014-2016 ve 2018-2020 yılları arasındaki büyük salgınlardan sorumlu Zaire varyantından farklıdır. Bugün Zaire varyantı ile ilgili aşı ve tedavi geliştirilmiştir fakat Bundibugyo varyantı için ne bir aşı ne de bir ilaç bulunmaktadır.
Virüsü Tespit Edip Kontrol Altına Almaktaki Başarısızlık
Etkili bir tedavi ve aşı olmadığı için bir salgını erken bir şekilde kontrol altına almak verebileceği zararları sınırlandırabilmek için hayati önemdedir. Bu, enfekte olan insanları tespit etmeyi, onlarla temasta bulunmuş insanları takip etmeyi ve başkalarına bulaştırmalarını önlemeyi içerir.
Ancak bu salgında virüs en az yedi hafta boyunca kontrolsüz bir şekilde yayılmıştır. Virüsün ortaya çıkmaya başladığı bölgedeki sağlık çalışanlarının virüsün bu varyantını test edebilecekleri materyalleri yoktu. Sınır Tanımayan Doktorlar’ın bir temsilcisi New York Times’a yaptığı açıklamada durumu şöyle anlatıyordu: “Özel sektör, neredeyse tamamen dünyanın en yoksul bölgelerinde kullanılacak bir tanı aracı araştırması ve geliştirilmesine yatırım yapmak konusunda neredeyse hiç teşviğe sahip değil.” (Burada “özel sektörü” neyin “iyi bir yatırım” olduğuna karar veren kapitalist-emperyalistler olarak anlamak gerekiyor.)
Virüs şimdiden büyük nüfus yoğunlaşması olan merkezlere ve salgının başladığı yerden yüzlerce kilometre ötedeki Goma gibi uluslararası sınırlara ve buradan da Uganda’nın başkenti Kampala’ya ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü, virüsün tespitinin ve enfekte olanların takip edilememesinin bir sonucu olarak bu salgının şimdiye kadarki en büyük Ebola salgını olarak 10.000’den fazla insanın hayatına malolabileceği konusunda uyarıyor.
Ölümcül Bir Hastalık ve Daha Ölümcül Bir Sistem

Ebola doğadan gelmektedir ancak bu kadar ölümcül hale getiren şu an da dünyayı tahakkümü altına almış olan kapitalizm-emperyalizm sistemidir.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Afrika’nın doğal kaynaklar bakımından en zengin ülkelerinden biridir ancak kapitalizm-emperyalizm bu madenleri çıkartarak serveti üretenler için hayatı baskı ve zulüm dolu yapmıştır. Bu kaynaklarına rağmen Kongo dünyadaki en yoksul ülkelerden biridir. Ortalam gelir günlük 2 doların altındadır. Kişi başı sağlık harcaması yıllık sadece 25 dolardır (ABD’de 13.000 dolardır). Afrika’da Ebola tedavisi gören hastaların ABD ve Avrupa’da tedavi görenlere kıyasla ölüm oranı üç kat daha fazladır. Kongo nüfusunun sadece yarısının temiz içme suyuna erişimi vardır ve sadece %29’unun hijyenik tuvalete erişimi vardır.
Kongo’da iki milyon insan geçimlerini “elle” madencilikten kazanmaktadır. Bu işçilerin çukurları küreklerle kazarken çocukların her an yıkılma tehlikesi altındaki tünellerde kıvrıldıkları anlamını taşımaktadır. İşçiler, altınla birleşeceği umuduyla kuyu açarken biriken çamurlara elleriyle civa karıştırırlar ve bu sinir sistemlerine zarar verir.
Kongo’da salgının başladığı nokta tıbbi ekipmanlara erişimin çok sınırlı olduğu bir bölgedir. Bunlar; hastaları tedavi ederken giyilmesi gereken koruyucu ekipmanlar, solunum cihazları ve IV sıvılarıdır. Hastaneler uzakta ve ulaşımı zor noktalardadır. Her ne kadar modern tıp çeşitli hastalıklarla mücadelede inanılmaz araçlar geliştirmiş olsa da Kongo’da kırsaldaki doktorların el dezenfektanına erişimi bile yoktur. Bu insanlar gerçekten hayatlarını tehlikeye atarak insanları iyileştirmeye çalışırlar.
Kongo Bu Sistemin Nasıl Kurbanı Oldu?
Amerikalara 1500’lü yıllardan 1800’lü yılların ortalarına kadar getirilen 10 milyon kölenin %40’ı Kongo ve Angola’dan gelmişti. Köle ticareti aileleri ve bir bütün olarak toplumu parçaladı. 1885 yılında Kral Leopold önderliğindeki Belçika bugün Demokratik Kongo Cumhuriyeti olarak bildiğimiz toprakları sömürgeleştirdi ve halkı korkunç koşullarda kauçuk plantasyonlarına hapsetti. Tahminler 1885 ile 1908 arasında kalan 20 milyon nüfusun 10 milyonunun öldürüldüğü yönünde!

1960 yılında verilen anti kolonyal mücadele Belçika ile olan sömürgeci kırdı. Bu, o dönemde Afrika’da dahil tüm dünyadaki sömürge karşıtı mücadelenin bir parçasıydı. Ancak Kongo’daki bu mücadele emperyalizmden kopamadı. Kongo’nun ilk seçilmiş başkanı Patrice Lumumba, CIA sponsorluğunda düzenlenen darbeyle iktidardan indirilerek katledildi. Sömürge karşıtı bir savaşçı olan Lumumba’nın katledilmesindeki nedenlerden biri de onun emperyalizmden koparak ülkesinin geniş kaynaklarını Kongo halkının hayatlarını iyileştirmek için kullanmak istemeseydi.
Kompleks bir savaşlar ve emperyalist müdaheleler zincirinin sonucu olarak Kongo, dünya emperyalist sistemine daha da fazla entegre olmuş ve özellikle de ABD tarafından sömürülerek tahakküm altında kalmaya devam etmiştir.
Bütün bunlar inanılmaz bir orantısızlık durumu yaratmıştır. Dünyanın kaynak bakımından en zengin bölgelerinden biri olmasına rağmen inanılmaz şekilde yoksullaştırılmış durumdadır. Ebola ölümcül bir hastalıktır ancak Ebolanın Kongo ve Afrika’da yayılması ve yok edilmesinin zorlaşmasını oluşturan koşullar kölelik zamanlarından bugüne uzanan bir baskı zinciridir.
Bilim Karşıtlığı Sağlık Çalışanlarına Saldırıları Ateşliyor
Bu durumun bir diğer acı dolu tarafı ise halkın kendi içerisinde bilim karşıtı batıl inançların hızla yayılmasıdır.

Kongolu ve dünyanın farklı yerlerinden gelen doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanları kendi hayatlarını risk altındayken çalışmaktalar. Sadece hastalığı hijyenik olmayan koşullarda neredeyse hiç koruyucu ekipman olmadan çalışarak kapma tehlikesi değil aynı zamanda insanlardan gelen saldırıların da riskiyle karşı karşıyalar. Şimdiye kadar kimi tedavi çadırı yakılmış, hastalar kaçmak zorunda kalmış ve sağlık çalışanları öldürülmüştür.
Bu saldırıların bazıları Kongo içerisindeki kanlı milislerle bağlantılı olabilir ancak bazıları da hastalığın “yabancı sağlık çalışanları” dolayısıyla oluştuğu gibi komplocu düşüncelerden ve hastalıktan ölenlerin vücutlarıyla ne yapılacağı ile ilgili çatışmalardan kaynaklıdır. Kimi raporlar sağlık çalışanları ve topluluklar arasında müzakere yoluyla hem halkı tatmin eden hem de hastalığın yayılmasını engelleyen sonuçlara ulaşıldığını söylese de bu konu hayli çekişmelidir.
Kongo’daki geleneksel cenaze pratiği ölülerle teması ve yıkamayı içerir. Ancak ölülerin vücutları hayli bulaşıcıdır. Şayet insanlar hastalığın bilimini ve nasıl yayıldığını anlamazlarsa kutsal gömme pratikleri olarak gördükleri şeylerin neden ellerinden alındığını da anlayamayacaklardır. Bütün bunlar Ebolanın aslında “Batılı” güçler tarafından Kongo’yu zayıflatmak için uydurulmuş bir aldatmaca olduğu komplo teorileriyle beraber ilerlemektedir. Burada insanlar Kongo’nun emperyalizm tarafından zayıflatıldığı acı gerçeğini görmekte ancak zeminin altına inerek nedenini görememektedirler. Aksine, halk arasındaki bilim karşıtı teoriler gerici güçler tarafından yayılmakta ve halk manipüle edilmektedir. Bu ise salgını sadece daha da ölümcül hale getirmektedir.
Sağlık çalışanları hayatları büyük bir şekilde risk altındayken büyük bir cesaret göstererek insanları hastalığın daha bilimsel anlayışına kazanmak için mücadele ediyorlar.
Katlanılamaz ve Tamamen Gereksiz Acılar
Afrika’da gözlerimizin önünde yaşanan bu acıları tarifsiz ve katlanılamaz kılan ise bunların tamamen gereksiz olmasıdır. Dünya böyle olmak zorunda DEĞİLDİR.
Kapitalist-emperyalist sistem karın rekabetçi bir şekilde birikmesi itkisine dayanır. Bu dinamik inanılmaz bir uçurum yaratır ve bu uçurum üzerinde hayata geçer: Bir avuç emperyalist ülke ve insanlığın ezici çoğunluğunun emperyalizm tarafından sömürülen ve zincirlenen ülkelerde yaşaması. Tıbbi bilginin muazzam birikimi ve tıbbi teknolojideki gelişmeler emperyalist dünyanın sınırlarına hapsedilir ve halktan uzakta tutulur. Bu durumun ölümcül bir halini mevcut Ebola salgınında görebiliyoruz.
Devrimci önder Bob Avaian tarafından geliştirilen yeni komünizm ve önderlik edilen devrim tüm bunları değiştirebilir. Ezilen ülkelerde özel karın birikimi, küresel imparatorluğun zenginleşmesi ve korunması için acımasız sömürüyü oluşturan koşullar; bu koşulların oluşturulması için kullanılan askeriye ve bu tahakkümü uygulayan baskıcı güçler; tüm bunlar devrim yoluyla alaşağı edilip dağıtılabilir. Ve radikal olarak yeni bir sosyalist sistem yoluyla kapitalizmden yükselen ve kapitalizme hizmet eden bütün baskıcı sınıf ilişkileri ve sosyal ilişkiler dönüştürülebilir.
ABD’de bu baskıcı koşullar üzerinde çalışmalı ve burayı dünya devriminin bir üssü haline getirerek dünyadaki devrimci mücadeleleri desteklemeliyiz. Kuzey Amerika’da Yeni Sosyalist Cumhuriyet’in söylediği gibi:
Toplumsa üretim ve ekonomik gelişme üç kapsayıcı kriter tarafından değerlendirilmeli ve yönlendirilmelidir:
Birinci kriter:
Her türlü sömürü ve baskının kökünün kazınması ve insanlığın kurtuluşu için dünya devrimin ilerletilmesi.
Bu mesele Anayasa’nın dokuzuncu bölümünde başka meselelerle birlikte daha da geliştirilir:

Sosyalist ekonominin üretim yapısı ve kaynaklarının temeli başka
ülkelerin işgücü ve hammaddelerine dayanmamalıdır.
Daha az tahakküm ve sömürüye dayanmalıdır. Sosyalist ekonominin inşası sermaye ihracı içermemelidir. Mesela kar için fabrikalar yapılmamalı ve kar için borç verilmemelidir. Sosyalist ekonomi, uluslararası münasebetlerinde tahakküm ilişkilerini ve onun eşitsizliklerini yeniden üretmemelidir. Bu sorun da halk kitlelerinin önüne konulmalıdır, özellikle de Kuzey Amerika’nın Yeni Sosyalist Cumhuriyeti’nin üzerine kurulduğu ve esas alarak gelişmesi gerektiği ilkeleri daha fazla anladıkları ve bu doğrultuda hareket ettikleri ölçüde.
Şunu bir düşünün: ABD’nin halkları sanki doğuştan haklarıymış gibi dünyada, başka halkların köleleştirilmesi üzerinden üretilen servetle; küresel ABD imparatorluğunun devamlılığı için olan haksız savaşlarla anılmayacak.
Bunun yerine, tam tersiyle bilinecekler. Dünyanın her yerinde devrimi destekleyen enternasyonal ilişkilerle, ülkelerin emperyalist tahakkümden kurtulmasına yardım etmekle, dünyanın her yerine bilimsel anlayışı ve ileri tıbbi yaklaşımları yaymakla bilinecekler. Kongo’da yaşayan çocuklar artık maden tünellerinde ezilme tehlikesiyle yaşamayacaklar.
Hayal edin ve bu dünyayı gerçek kılmak için harekete geçin.
