Faşizmin Gölgesinde 2026 Dünya Kupası

19 Temmuz günü İspanya’nın Arjantin’i yenerek şampiyon olmasıyla beraber dört senede bir düzenlenen dünyanın en büyük spor organizasyonu da son buldu. 2022 yılında Katar’da düzenlenen turnuvanın nasıl ölen işçilerin üzerinde yükseldiğini, Körfez sermayesinin futbola olan özel ilgisini anlattıysak 2026 Dünya Kupası’nın da Trump ve MAGA faşizminin gövde gösterisine dönüştüğünü ve futbolun neden asla toplumsal dinamikler ve kapitalist-emperyalist ekonomiden ayrı düşünülemeyeceğini ele almamız gerekiyor.

Faşistlerin Geçit Töreni Olarak Uluslararası Organizasyonlar

Spor, özellikle de uluslararası arenada olduğunda faşist ve baskıcı rejimler için büyük bir prestij sahasına, suçlarının aklanabileceği önemli bir sahaya dönüştüğü gibi aynı zamanda bu rejimlere ciddi bir kitlesel ve uluslararası meşruiyet de kazandırır. 1934 yılında FİFA’nın Dünya Kupasını İtalya’nın ev sahipliğinde yapması bunun iyi bir örneğidir. Henüz ikincisi düzenlenen dünya kupası Mussolini İtalyasına gelir. Faşist rejim, kısa sürede büyük statlar yapar, fiyatları düşürür, büyük bir yolsuzluk kampanyasıyla maçlara müdahale eder ve tabii ki sonunda turnuvayı kazanır. İtalyan oyuncular dünya kupasının yanı sıra bu kupadan altı kat daha büyük “Duce” kupasıyla ödüllendirilir. Mussolini rejimini ve cinayetlerini dünya sahnesinde aklarken halkı büyük İtalya etrafında kenetler.

Bir benzeri 1978 Dünya Kupası’nın Arjantin ev sahipliğinde gerçekleşmesidir. Faşist cuntanın kanlı terörü altında, binlerce insanın işkence gördüğü gözaltı merkezlerinin yanında maçlar oynanır. 30.000 kişinin katledildiği binlerce insanın kaybedildiği Arjantin’in askeri faşist diktatörlüğü uluslarası meşruluk ve ülkenin ne kadar “stabil” olduğunu göstermek için devasa meblağlar harcar. Kanlı cuntanın gölgesinde şaşırtıcı olmayan bir şekilde turnuvanın kazananı da Arjantin olur.

Trump/MAGA Faşizmi

1934 İtalya, 1978 Arjantin, 2018 Rusya ve 2022 Katar’da düzenlenen dünya kupalarının ortak bir noktası bu ülkelerin faşist ve gerici rejimlerinin dünyaya kendilerini olabildiğince “demokratik” olarak pazarlama hamleleri olmasıydı. Örneğin Rusya 2018’de kupa için gelen ziyaretçilere vizeyi kaldırmıştı. Ancak Trump önderliğindeki faşist rejim ve Trump’ın emperyalist zorba rolünü yeniden canlandırması ve bugün ABD’de vuku bulan faşizmin temel taşlarından birinin göçmen karşıtlığı olması bu kupayı diğerlerinden ayrı bir yerde konumlandırdı.

Ülke içerisinde ICE ajanlarıyla göçmen topluluklarını terörize eden, ABD’den El Salvador’a toplama kampları kuran ve anayasal bir hak olan doğumla gelen vatandaşlığa saldıran rejim halihazırdaki politikalarını sürdürmekte tereddüt etmedi. Özellikle Trump’ın “bok çukuru ülkeler” dediği ülkelerden gelen oyunculara, yetkililere ve taraftarlara uygulanan çifte standart bu rejimin doğasına ilişkin çok şey söyledi. Somalili hakem Omar Artan’ın ülkeye girmesine izin verilmedi, Iraklı forvet Ayman Hüseyin havaalanında yedi saate yakın gözaltında tutuldu, Irak takımının fotoğrafçısı da dahil olmak üzere milli takım heyetlerindeki kişiler sınırdışı edildi. Cezayir, Yeşil Burun Adaları, Fildişi Sahili, Tunus ve Senegal taraftarlarına ise bono vize uygulaması getirildi. Kupayı seyretmek için ABD’ye gitmek isteyen taraftarlara 15.000 dolar depozito ödeme zorunluluğu getirilirken İran ve Haiti taraftarlarının ise ülkeye girişi reddedildi.

Emperyalist zorba Trump kupa sırasında İran’a saldırılarını devam ettirirken normal şartlarda bağımsız olması gereken FİFA’ya baskı yaparak ABD’li bir oyuncunun kırmızı kartını da iptal ettirdi. ICE ajanlarının stadyumlarda baskın yapması yönünde bir engel olmadığını söyleyerek göçmenleri terörize etmeye devam ettiler.

Ekolojik Fatura

Gezegenimizin içerisinde bulunduğu ve kapitalist-emperyalist sistemin ağır sonuçlarından biri olan ekolojik krizi es geçemeyiz. Küresel ısınmaya sadece “eziklerin inandığını” daha fazla sondaj yapılması gerektiğini söyleyen Trump’ın kupayı teslim ettiği turnuvanın ana sponsorunun Suudi petrol firması Aramco olması da tesadüfi değil. FİFA ile 100 milyon dolarlık antlaşma sonucu sponsorluğu alan Aramco, Fosil Yakıtsız Futbol inisiyatifine göre Suudilerin iklim antlaşmalarına karşı fosil yakıtların aktif olarak teşvik edilmesi stratejisinin bir parçası. Aramco’nun yanı sıra dünyanın en büyük plastik çöp üreticisi Coca Cola ve hiçbir dekarbonizasyon politikası bulunmayan Katar Havayollarının turnuvanın diğer sponsorları olduğu düşünülünce tablonun vehameti daha da gözler önüne seriliyor. 2030 yılına kadar karbon emisyonunu %50 düşüreceğini ve 2040’da net sıfır karbon emisyonunu (büyük bir emperyalist yalan) yakalayacağını söyleyen FİFA sistemin temel itkileriyle uyumlu olarak karını arttırabilmek için politikalarından da vazgeçti.1

Küresel Sorumluluk İçin Bilim İnsanlarına göre turnuva dünyanın en kirletici etkinliklerinden biri ve aynı zamanda en çok karbon salınımına sahip dünya kupası olma özelliğini de taşıyor.2 Özellikle daha fazla maç daha fazla sponsorluk için katılımcı ve maç sayılarının arttırılması buna büyük bir katkı sağlarken turnuvanın bir diğer ev sahibi Meksika’da stadyum ve diğer altyapılar için harcanan su miktarının ciddi kuruluğa sebep olduğu belirtiliyor.

Farklı Bir Dünya Farklı Bir Spor Vizyonuna Olan İhtiyaç

Faşist göç politikalarının izdüşümünde, kapitalist-emperyalist sistemin daha fazla kar itkisinin dinamizme ettiği; ulusal kibir, şovenizm, erkek üstünlenmeciliği ve homofobiden müteşekkil bir spor kültürünü reddetmeli Dünya Kupası benzeri turnuvaların faşistlere ve gericilere meşruluk ve aklanma alanları olmasını kabul etmemeliyiz.

Radikal derecede farklı yeni bir toplumun vizyonunu anlatan Bob Avakian’ın yazdığı Kuzey Amerika’da Yeni Sosyalist Cumhuriyet Anayasası’nda spor ile ilgili olan bölüm buna yoğunlaşmış bir ifadesini vermektedir:

“…hükümet (merkezi Yürütme Konseyi bu amaçla çeşitli kurum ve ajanslar kurarken en üst düzey sorumluluğa sahip olacak şekilde) aynı zamanda toplumun genel sağlığı ve sıhhatini zinde tutmak, eğlendirmek ve dinlendirmek için de spor olaylarını ve aktivitelerini geliştirip desteklemelidir. Bu profesyonel takım ve ligleri kapsarken asıl vurgu değişik spor aktivitelerine genelde insanların, özellikle de gençlerin katılımıyla olacaktır. Sporda rekabetin rolü tanınacak ve buna gerekli yer verilecektir, ama sporda temel ve genel öncelik; dostluk, yoldaşlık ve işbirliğinin güçlendirilmesi, deneyim paylaşımı ve eğlenceyle birlikte sporun sağlık ve sıhhate katkıları olacaktır. Bu alanda bir diğer amaç, özellikle de başka ülkelerden insanların katıldığı spor müsabakalarında enternasyonalizmin geliştirilmesidir.”


Dipotlar

  1. https://www.fossilfreefootball.org/2026/06/19/2026-world-cup-climate-impact/  ↩︎
  2. https://www.sgr.org.uk/  ↩︎