Editör Notu: Okumakta olduğunuz yazı revcom.us sitesinde yayınlanmıştır. Makale, BA’nın yöntem ve yaklaşımına dair temel bir yönlendirme sunduğu için çevirisini okurlarımıza sunuyoruz.
Aslında basit gibi görünen ama biraz durup üzerinde düşünülmesi gereken bir soru var: 50 yıl boyunca devrimci yolda olan Bob Avakian (BA) neden hâlâ bu kadar üretken olmaya devam ediyor?
Mesela 2020’nin başından itibaren yazdığı bütün bu makaleleri neden yazdı?
Neden, mesela birkaç örnek vermek gerekirse, kürtaj hakkı mücadelesi ve kadınların özgürleşmesi; 2020 yılında polisin gerçekleştirdiği cinayetlere karşı ortaya çıkan Beautiful Rising hareketi ve Siyahi halkın baskı altında kalması ve özgürleşmesi; ABD’de düzenli olarak artan faşizmin ortaya çıkması ve yarattığı tehlikeler; çeşitli “woke” düşüncelerinin ve kimlik politikalarının ortaya çıkardığı zehirli tuzaklar ve engeller; toplumun en ezilen kesimleri arasında ortaya çıkan asalaklık, din ve yenilgiciliğin yıkıcı etkileri gibi son derece geniş kapsamlı konuları ele alan makaleler yazmaya devam ediyor? Tekrar söylemek gerekirse bunlar, BA’nın son senelerde ele aldığı geniş kapsamlı konulardan sadece birkaç tane örnek ve hepsi de bu belirli meselelerin devrim yapma hedefiyle nasıl bağlantılı olduğu perspektifinden ele alınıyor.
Fakat yine, neden BA bu kadar işi yapmaya devam ediyor?
Neden kısaca zaten insanlığın bir devrim yapabilmesi için gerekli olan bilimsel temeli, metodu, stratejiyi ve vizyonu ilerlettiğini —bunların hepsini yeni komünizm ile ifade etmiştir— iddia edip yapılacak tek şeyin artık önderliğini yürüttüğü devrimi ve işini milyonlarca kitleye götürmekten ibaret olduğunu söylemiyor?
Kesin konuşmak gerekirse, yukarıda bahsedilenleri yapmak sadece önemli değil ama aynı zamanda insanlığın yaşamaya değer bir geleceği olup olmadığını anlamak için yapılması tayin edicidir.
Fakat BA neden hâlâ bu işi yapmaya devam ediyor ve makalelerini yazıyor?
Tekrar ediyorum, cevabı bildiğinizi düşünseniz bile bu soruyu cevaplamadan önce üzerinde biraz düşünün…
BA’nin bunu tabiri caizse “sağlığı için” yapmadığını söylemek zor olmaz. Bu makaleleri yazma sebebinin sadece bu konuları “ilginç” bulması ya da okurlarını “bilgilendirmek” veya “ikna etmek” için yazdığını söylemek şüpheli olur.
Hayır, iddia ederim ki bu sorunun cevabı liderlik derken —özellikle BA’nin liderliği— ne demek istediğimiz ile ilgili olduğunu ve o liderliği takip etmenin ne demek olduğu ile alakalıdır.
Toplumumuzda insanlar liderliğin kötü bir şey olduğunu düşünür. Liderlik her zaman çok dar ve pratik bir temelden yargılanır: belirli bir zamanda, belirli bir durumda ve belirli bir bağlamda bir kitleye rehberlik sağlamak. Fakat, her ne kadar bu tür bir liderlik toplum içerisinde bu liderliğin doğası ve isteklerine bağlı olarak bazen önemli olsa da —ve BA’nin üzerinde spesifik olarak kritik olarak önemli ve süregelen devrim için bir liderlik sağlıyor— daha temelinde liderliğin anlamı çok daha derindir:
BA’nın süregelen liderliğinin en önemli ve temel yönü, insanlığın neyle karşı karşıya olduğunu; neden bu durumda olduğumuzu; nereye gidebileceğimizi ve nereye gitmemiz gerektiğini; ve önümüze çıkan engellerin ne olduğunu en geniş ve önemli anlamda ortaya koyma biçimidir.
Ve burada, devrim safları içerisinde bile tam olarak anlaşılmayan bir durum vardır: Yukarıda sıralanan unsurların tümü, “neyle karşı karşıya olduğumuz” ve “önümüze çıkan engeller” de dahil olmak üzere, yalnızca kapitalist-emperyalist devlet ve onun silahlı zor aygıtları meselesi değildir; her ne kadar bu çok önemli bir unsur olsa da.
HAYIR. “Neyle karşı karşıya olduğumuz” ve “önümüze çıkan engeller” aynı zamanda insanların düşünüş biçimleri ile alakalıdır. Gerçekliğe tamamen hatalı ve tehlikeli yaklaşım ve anlayış biçimleri ile alakalıdır. Sadece devrimin düşmanları içerisinde değil ama aynı zamanda devrimin dostları ile ilgilidir —bu devrime en çok ihtiyacı olan ama omurga güçlerini tehlikeye atan dostları ile ilgilidir.
Yukarıdaki paragrafı tekrar okumak önemlidir, çünkü devrimin mümkün olduğu bu nadir zamandan yararlanabilmek için bunu anlamak çok ama çok önemlidir.
Basitçe söylemek gerekirse: İnsanların düşünüş biçimlerini radikal anlamda ve kitlesel olarak değiştirmezsek bir devrim için milyonları öne çıkarmak imkânsızdır.
Ve insanların düşünce biçimlerini büyük ölçüde ve köklü bir biçimde değiştirme konusunda insanların içinde oldukları tüm saçmalıklardan —ve bunlardan cidden çok fazla var— çekip çıkarmak ve onları devrime kazandırmak için yürütülecek sert, tavizsiz ideolojik mücadele olmadan hiç şansımız yoktur.
BA’nın yazdığı tüm makalelerin en temel nedeni budur. BA hangi meseleyle ya da hangi yanlış düşünce biçimiyle uğraşıyorsa, bunu o mesele ya da düşünce biçimi insanların devrime kazanılması önünde duran büyük bir engeli temsil ettiği için yapmaktadır. İnsanlarla ideolojik olarak mücadele ederek ve onların düşünce biçimlerini radikal bir biçimde değiştirerek dönüştürmemiz gereken bir engeldir.
Aynı zamanda BA bu ideolojik mücadeleyi verme konusunda liderlik sağlıyor —bu ideolojik engellerle hangi yöntem ve ilkelerle mücadele edileceği, çeşitli meseleler ve çelişkilerle ilgili derinlik ve özün aynı anda hem sade hem de karmaşık bir biçimde nasıl açığa çıkartılıp canlı hâle getirileceği konusunda.
Diyalektik ve materyalist olmanın ne anlamı geldiğini bilmek ister misiniz? Bütün gerçekliğin kendi içerisinde radikal bir değişim potansiyeline sahip olduğu çelişkiler içerisinde sürekli hareket eden maddelerden oluştuğu anlayış biçimi olan diyalektik materyalizmin ne anlama geldiğini, her soruya ve gerçekliğin her yönüne mümkün olan bu değişimin en yüksek düzeyde ve en gelişkin biçimde uygulamanın ne demek olduğu öğrenmek mi istiyorsunuz? BA’nın neyi nasıl yaptığını inceleyin.
Hepimiz bunu yapmalıyız ve hepimiz yalnızca BA’nın yöntemini ve liderliğini inceleyip özümsemekle kalmamalı aynı zamanda bu yöntem ve liderliği sokaklara çıktığımızda ve daha geniş dünyaya açıldığımızda —gerçek hayatta, online ve sosyal medyada— uygulamalıyız. İnsanların bu sistemin düşünce çerçevesinden koparıp devrim ve insanlığın özgürleşmesi çerçevesine çekmek için gerekli olan sert ideolojik mücadeleyi yürütmeliyiz.
Hayır, bunu BA ile aynı seviyede yapmayacağız; BA onlarca yıl boyunca devrim ve insanlığın özgürleşmesi için tamamen yeni bir çerçeve oluşturdu ve bu çerçeveyi en yüksek düzeyde uygulamaya hatta geliştirmeye devam ediyor.
Fakat acil olarak BA’nın yaptığını en yüksek seviyede yapmaya başlamamız gerekiyor; onun ele aldığı ideolojik meseleleri ve engelleri, bunlara yaklaşırken kullandığı bilimsel yöntemi incelemek, tartışmak ve bunlara dair anlayışımızı derinleştirmek ve ardından bütün bunları tüm devrimci çalışmalarımıza ve devrimci bir halk yaratma mücadelesine uygulamaktır.
BA’nın çıkan her kritik çalışmasında hem başkalarının sorup anlamasına teşvik ederken kendimiz de düşünüp şöyle sorular sormalıyız:
Neden BA bu soruları cevapladığı bir makale yazdı?
Neyle karşı karşıya olduğumuz ile ve devrim yapmak ile alakası nedir?
BA bu soruları cevaplarken hangi yöntem ve yaklaşımı uyguluyor? Buradan ne çıkarım yapıp uygulamamız gerekiyor?
BA’nın bu sorunları ele alma biçimi toplumdaki daha popüler ve “tarz” olan şekillerden nasıl farklı?
Eleştirel bir düşünür olma en temel anlamda bu demek oluyor.
Her ne kadar buna da ihtiyacımız olsa da mesele BA’nın taraftarı olmak değil, aynı zamanda BA’nın bilimsel takipçisi olmak tam da bu anlama geliyor.
Kendimizi ideolojik olarak donatmanın ve daha birçok insanı ileriye çıkarıp yönlendirme ve eğitmenin yolu budur; böylece insanları bu sistemin düşünüş biçimlerinden koparıp insanlığın özgürleştiricileri olarak düşünmeye yöneltecek gerekli mücadeleyi verebiliriz.
Bu şekilde bir devrim yapacağız.